ÖZGÜR YAZILIMIN GELECEĞİ

bilgisayar | 6 Nisan 2010

Ne bu meseleye kafa yorması, model olarak alması gereken entelektüeller, ne de sektörün içindeki yazılımcı tayfası ilgilenmeyince, özgür yazılım fikrinin Türkiye’ye çok uzak olduğunu kabullendim. Uzun süredir özgür yazılımla ilgili birşey yazdığım yoktu; son zamanlardaki gelişmeler olmasa, yazacağım da yoktu… Sektördeki gelişmeleri isabetli tahmin etmek konusunda kendimle gurur duyabilirim. Nadiren yanılıyorum. Maalesef bu sefer. özgür [...]

Ne bu meseleye kafa yorması, model olarak alması gereken entelektüeller, ne de sektörün içindeki yazılımcı tayfası ilgilenmeyince, özgür yazılım fikrinin Türkiye’ye çok uzak olduğunu saintignucius 217x300 resmi Özgür Yazılımın Geleceği yazısı bilgisayar  kategorisindekabullendim. Uzun süredir özgür yazılımla ilgili birşey yazdığım yoktu; son zamanlardaki gelişmeler olmasa, yazacağım da yoktu…

Sektördeki gelişmeleri isabetli tahmin etmek konusunda kendimle gurur duyabilirim. Nadiren yanılıyorum. Maalesef bu sefer. özgür yazılımın geleceği konusunda ümitli değilim.

Özgür yazılım fikri, maddi olarak yanlış gelişti: maalesef, kaynak kodu açık bir yazılımın bedava olması gerektiği yerleşti ve yardımın paralı olması ayıplandı. Oysa ki, ben, örneğin WordPress konusunda size yardım ettiğimde bir maddi karşılık beklemiyorum ama fırına ekmek almaya gittiğimde para ödemek zorundayım. Çok hatalı bir şekilde, özgür yazılım hareketi, bilgiye olan saygıyı artırmak yerine, o saygının daha da dejenere olmasına yol açtı. Çünkü teknik ve pazarlama başarıları, felsefi argümanlarını yerleştirmek konusundaki derin başarısızlığının önüne geçti.

Şirketler de, bu fikri kullandılar: daha doğrusu, özgür yazılım trenini yakalayamayan şirketlerin batacağı ortaya çıktı. Örnek vermek gerekirse, Windows ve Office’deki anormal operasyonel karları dışında, Microsoft’un sunucu piyasasından ciddi bir geliri yok. Ne Java gibi koşan bir dili, ne Apache gibi yıldız bir sunucu uygulaması, ne de Firefox gibi değerli bir ürünü var. Üstelik, camiaya da mesafeli yaklaştıklarından, özgür yazılım dünyasının önemli isimlerini başka şirketlere kaptırdılar.

Peki ne oldu? Sun gibi, IBM gibi şirketlere giden özgür yazılım kahramanları, mesela Ian Murdoch, bazı şriketlerin daha sempatik olduğunu yaydılar. Bedava reklamdı bu. Bu isimler etrafında, bedava ya da çok ucuza çalışan bir kitle oluştu. Bir komünite gelişti. Ciddi feedbackler alındı. Ya şimdi?

Şimdi, büyük şirketler ürünlerini geri çekmek istiyorlar. Oracle, büyük ihtimalle MySQL’ı bedava dağıtmaktan vazgeçecek. Daha ilginci, daha dün, IBM’in bir açık kaynak kodlu mainframe yazılımına dava açmasıydı. Sıkışan karlar, belki şirketleri daha çirkef oynamaya itecek. Oracle ve IBM’den gelen haberler çok tedirgin edici ve muhtemelen Microsoft cephesinden “bizim uzun vadede daha ucuz olduğumuzu söylemiştik” salvosu gelecek.

Reel sonuç? Şirketler, yok yere MySQL gibi, OpenOffice gibi, Java gibi yazılımların, hatta belki Apache’nin de, üzerine konacaklar.

Diyeceksiniz ki, hareket tekrar ayağa kalkar.

Evet ama, şu an en nitelikli beyinler o şirketlerde çalışıyor! Özgür yazılım, sadece beyin gücünü değil, organizasyon kültürünü bilen, bu konuda tecrübeli kadroları da kaybetti.

Bunun da tek nedeni, bedava kullandığımız muhteşem bazı yazılımlara, örneğin Apache’ye, Linux’a, Firefox’a, Scribus’a 3 kuruş bağış yapmıyor oluşumuz. Tırt ekran kartlarına, cicili bicili Mac’lere zevk çığlıkları atarak değerlerinin çok üstünde bedeller ödeyen bizler, zeka, emek ve iyiniyet ürünü olan özgür yazılımları, daha da kötüsü bu özgürlük fikrini desteklemiyoruz.

RSS StumbleUpon Yahoo Twitter Delicious Digg Google Bookmarks Facebook

3 Yorum

Osman Üngür | 7 Nisan 2010

Yazınızı dün okudum, yorumlamak bugüne kısmet oldu. Özgür yazılım ekosistem’i bir şekilde kendini döndürüyordu bu zamana dek. Ancak sanıyorum sizi bu yazıyı yazmaya iten sanıyorum özgür yazılımların tamamen commercial düşünen şirketlerin eline yavaş yavaş geçmesi. İnsanlar Apache, MySQL gibi uygulamaları özgür ve ücretsiz oldukları için kullanıyor ve contribute ediyorlar. Önümüzdeki yıllarda da bu ekosistemin ve akışın devam edeceğini düşünüyorum. Belkide umduğum için böyle söylüyorum ancak kendi fikrimce tablo sizin gördüğünüz kadar korkutucu değil.

http://www.barisatasoy.com/bilgisayar/ozgur-yazilimin-gelecegi
Barış Atasoy | 7 Nisan 2010

Evet; şirketlerin eline geçmesi bir rahatsızlık nedeni, ama en büyüğü kesinlikle değil. Kendi adıma asıl rahatsız edici bulduğum şey, ortada bunca yıldan sonra hala sağlıklı bir finansman modeli olmaması özgür yazılım için…MySQL projesinden çok sayıda önemli geliştirici ayrıldı ve bayağı sitem ettiler. Sağlıklı bir finansman modeli olmadıkça, çok fazla “tüketici dostu” bir alan olamayacak bu. Büyük şirketlerin çok kolay sağlayabildikleri, onlara bir yük getirmeyen, maddi olmayan kıyaklar var. Yer sağlamak gibi. IBM gibi şirketler sadece “gelin takılın burada” diyerek bile belli bir kitleyi çekebilme gücüne sahipler. Belki bizim gibi ortayaşlı insanları çekmiyor ama 20 yaşındaki gençler, biraz da değer verildikleri duygusuyla şirket fanı haline gelebiliyorlar. Sonuç olarak insanlar farkında ya da farkında olmadan toplum değil şirket amaçlarına hizmet eden projelere emek harcar hale geliyorlar. Sözgelimi Apache. Apache bir vakıf, ama gelir nasıl elde edilir bundan pek bahsedilmiyor. Doğrudan son kullanıcıyı ilgilendiren bir proje değil. Piyasa gücü ve dolaylı katkısından ötürü çok değer verdiğim de bir proje ama başka projelere de abilik etmesini beklerdim. Mentor olmasını, ya da onlar adına destek istemesini. Apache, Jakarta, Tomcat vs filan gibi bileşenleri küçük paralara da satabilir; hatta bunların kaynak kodlarını kapatmalarına da karşı değilim. Çünkü temelde dejenere olan şey aslında emeğin değeri.

Tablo ürkütücü olmasa da parlak değil. Bir tarafta Linux çekirdeğini alıp başka özgür yazılımlarla paketleyen, Android adıyla cep telefonlarına sokan Google var. Bu projenin tüm kaynak kodları açık değiil. Ama ne oluyor, özgür yazılım camiası “Google bizim projeyi kullandı” diye seviniyor. Bir de bu aşağılık kompleksi sorunu var. Halbuki sömürülen yine geliştiriciler. Bu projeden gerçek anlamda ekmek yiyen geliştirici sayısı oransal olarak yüzde kaç? Bunlara bakmak lazım. İnsanların ciddi bir güç fetişizmi sorunları var. Oysa ilk Linux tabanlı telefonları kimse desteklemedi; zira çıkaran küçük bir şirketti.

http://www.barisatasoy.com/bilgisayar/ozgur-yazilimin-gelecegi
AcharadSami | 8 Nisan 2010

Her ne kadar, insanların kendi içlerinden gelerek belli bilgileri paylaşacak olması ve buna bağlı komünen bir hayata dayalı bir yazılım piyasası uzaktan güzel bir ütopya gibi görünse de, yazılımlardaki değişiklikleri modere eden kuruluşların, yazılımların rantabl olmasını görmesi, neredeyse sıfır sermaye gereken bu yazılımların yamanıp, allanıp pullanıp pazarlamaları için güzel bir fırsat oldu.

E bundan ekmek yemek isteyen geliştiriciler de bu fırsatı tabii ki kaçırmak istemedi.

Bundan da ilk ekmeği Novell, sonra da Redhat yedi bir güzel. Diğer dağıtım oluşturucular ve geliştirici gruplar ise zaten sırtlarını belli yerlere dayamış vaziyettelerdi. Örneğin, şu an MİLLÎ işletim sistemimiz Pardus ‘un da altyapısını oluşturan ve Ubuntu hareketinin itekleyicisi Debian, finansal gücünü, Embedded Software Partner olan Nokia’dan alıyordu. Hala öyle. Yani satılan onca telefondan sonra varsın az bir “sevap” da işleyiversinler :)

Bir de bedava sunuılan TechNet hizmetinin bir benzerini, Terminal başı senelik 300USD “lisanslama” ile sunmak da güzel birşeydir. Ama neredeyse sıfır masraflı yazılımlar üzerinden TATLI GELİR diye buna denir. (İsterseniz CoD MW oyununun Lead Programmer’ı da olsanız, 10 dakika içinde çözmeniz beklenen bir sorununuz olduğunda desteksiz yürümüyor bu işler)

Herkes, “Gel bizim Cloud ürünümüzü/sistemimizi/CMSlerimizi kullan, yedi mahremini bizimle paylaş, hem açık kaynak kutsaldır, ancak sen açık kaynağı sadece açık kaynak ismiyle bil, Ancak sana ne kodlama, ne katılım konusunda zerre yardım etmeyiz – Üzümünü ye, bağını sorma mantığı da var ki, o işin daha içler acısı kısmı. Yani ben burada niyetin üzüm yemek olmadığını görüyorum.

Yani her ne kadar MS’i sevmemek ya da yoksaymak bunu düzeltir mi, orası da ayrı muamma. (MS’in iş dalları, satış rakamları ve IBM ile olan System X ittifakının yanında IBM-Sun ilişkilerinden elde edilen gelirin leblebi-çerez boyutu kısmına sonra değinirim)

Bu arada yazılım ürünlerinin tanınmasında etken,kamuoyunun güce tapmasından ziyade, küçük firmaların yapılabileceği tanıtım harcaması miktarıdındaki kısıttır.

Şimdi bu konunun öncülerinden olan Trolltech’in Mobile Linux konusunda tanıtım harcaması miktarı , birkaç dergi röportajı haricinde pek de ileri gidemezdi. Ama Google gibi hükümet destekli, dildo yapsa hemen her medyada adı duyulabilecek, yandaş medyası bol ve gelir konusunda pek de özerk olmayan, hükümet destekli denebilecek, ve bu geliriyle Handset Alliance kurabilecek bir firmanın da yapacağı pazarlama operasyonu da Trolltech’den çok daha farklı olacaktı. Öyle de oldu.

http://www.barisatasoy.com/bilgisayar/ozgur-yazilimin-gelecegi

Yorum yapın

JUKEBOX

xing

SON YAZILAR

İSTATİSTİKLER

Blogumda toplam 6125 yorum ve 880 blog girdisi bulunuyor.

KATEGORİLER

SON YORUMLAR

ARŞİV

BAĞLANTILAR