INTERNET VE PARA:HAYIR,PARA KAZANMAK ZORUNDASINIZ

blog | 15 Haziran 2009

Blogum 3 senedir açık ama ilk 1 senede yazdığım yazı sayısı 20 bile değil. Son iki senedir oldukça düzenli yazıyorum; arada bazen 1 aylık aralar olabilse de. Blogda yaklaşık 750 yazı var. Eh, Pozitif PC’ye yazdıklarım, başka yerlere yazdığım vs yazıları toplasanız 200 de onlar eder. 2 yılda 950 yazı yazmışım en kötü ihtimalle. Yayınlamadığım [...]

Blogum 3 senedir açık ama ilk 1 senede yazdığım yazı sayısı 20 bile değil. Son iki senedir oldukça düzenli yazıyorum; arada bazen 1 aylık aralar olabilse de. Blogda yaklaşık 750 yazı var. Eh, Pozitif PC’ye yazdıklarım, başka yerlere yazdığım vs yazıları toplasanız 200 de onlar eder. 2 yılda 950 yazı yazmışım en kötü ihtimalle. Yayınlamadığım hikayeleri, yazıdan saymadığım ama bir kısmını dağıttığım kodları saymıyorum.

En kısa yazım, ortalama bir köşe yazarının yazısı kadar. Abidik gubidik sürüyle yazı da yazdım, hadi yarısı çöp diyelimki çoğu blogcudan çok daha kötü ve aptal yazılar yazan sürüyle “köşe yazarı bozması” gazetelerden maaş alıyor, kalır geriye 500. Çok verimli bir köşe yazarı ayda 26 yazı çıkarır, 100 haftada ortalama 260 eder. Yıllık geliri milyon dolarları geçen adamları da bir kenara atalım, hadi diyelim tiraj açısından kıtipiyoz bir gazetede yazıyoruz, olmaz ama asgari ücrete talim ediyoruz. En kötü ihtimal, 2 senede elime 15-20.000 lira arası bir para geçmeliydi.

Oysa 2 senede bu işten kazandığım para 0 Lira!

Benim gibi anarşist tabiatlı biri cebinden de para verse yazmak zorunda hissedecek. Parada pulda gözümüz yok. Ama bu işin de bir hakkı olmalı. Beni de bırakalım, Pozitif PC’den bahsedelim. Bizimkinin yarısı kadar okuyucusu olmayan basılı dergiler çatır çatır reklam alıyor.

Hadi onu da geçtik. Sarı basın kartı alabiliyormusun kardeşim? Devlet sana paso bile vermiyor, öbür tarafta adam maçlara,sinemalara,konserlere bedava giriyor. Diğer avantalardan bahsetmiyoruz bile.

UNESCO, özgür yazılım projelerine para veriyor. Hepsine değil, verilen paralar büyük de değil ama veriyor. Gerekçesi, komünist olmaları ya da Microsoft’u sevmemeleri değil.

Kültür emperyalizmi dediğinizde, “emperyal” kökünden dolayı aklınıza “dış sömürü,efendim zırt zurt” filan gibi şeyler gelebilir; oysa konunun özünde kültür emperyalizminin, ya da daha doğru tabirle kültürel hegemonyanın zararı “birlik ve bütünlüğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde” cartı curtu değil. Medeniyetin olmazsa olmazı diyalektiktir, renk yoksa, karşıtlık yoksa (zıtlaşma demiyorum), tartışma (az okumuş salaklar gibi tartışmayı kavga olarak almayınız) yoksa fikir de, düşünce de olmaz. Tartışılmadan, düşünülmeden kabul edilmiş önermeler düşünce, yargı ya da fikir değildir. Bunlara olsa olsa inanç,tabu filan diyebilirsiniz. Medeniyetin ve sizin ilerlemenize zerre kadar faydası olmadığı gibi, zararı vardır. Sürekli olarak ortaçağı yaşıyoruz diyorum, bunu söylememin nedeni “ay çok mahalle baskısı var, her tarafta türbanlılar türedi, İran olduk ayol” türünden şeyler değil. Yobazlığın sürüyle yüzü var, din yobazlığı bu yüzlerden sadece biri. Belki de en tehlikesiz olanı, çünkü insanlığın bu tip yobazlık konusunda en azından tarihe dayanan bir bilgi birikimi,uyanıklığı ve karşı koyma tecrübesi var. Sınırları belli ve farklı şekillerde karşımıza çıkma,aklımızı çelme şansı düşük.

Klasik medya, en azından büyük çoğunluğu, günümüzde yobazlığın bayraktarlığını yapıyor. İnsanları eğiten, daha kaliteli bir hayat sürmelerini, dünyayı ve yaşadıkları ülkeyi gerçekten anlayabilmelerini sağlayacak hiçbirşey yok. Sadece pompalanan bir tüketim, günübirlik yaşama arzusu, korkutarak yola getirme, bireycileştirerek insanları koparma propagandası.

Rakipsiz her güç, eninde sonunda yozlaşacaktır. Bunun için, Internet’ten para kazanmayı düşleyen herkese söylediğim birşey var: medyanın ne yaptığını bırakın, kaliteli içerik üretin.

Oysa yapılan bunun tam tersi; gazetelerden araklanan yazılar. Bugün çoğu site ya da blogu okumama gerek yok; ağababası gayet de ucuza satılan gazetelerde, televizyonlarda mevcut. Üstelik hareket özgürlüğümü de kısıtlamıyorlar, vapurda gazete okuyabilirim ama 3.sınıf bir web siitesini cep telefonuyla Internete bağlanıp okumak hem çok daha zor, hem çok daha pahalı, hem de özgürlüğümü daha çok kısıtlıyor.

Eğer bir şekilde Internette bağımsızlığımızı korumak istiyorsak, PARA KAZANMAK ZORUNDAYIZ. Sanayi devriminde, yeni koşullara ayak uyduramayan küçük işletme sahipleri yok olup gittiler. İnanmayabilirsiniz ama çoğu açlık ve sefaletten öldü; şanslı olanlar günde 18 saat, karın tokluğuna işçi olarak çalışmak zorunda kaldılar.

Para kazanamazsak, sadece içeriğimizi geliiştirememekle kalmaz, aynı zamanda yeni trendleri finanse edecek imkanlardan da mahrum kalırız. Şu an Internet üzerinde video çok da yaygın değil; ama günümüzün medya grupları bu işe el atarsa apışıp kalacağız. Bugün kaçınız cebinizden para verip video hosting hizmeti satın alabilir?

Cebinizde ekstra para olmazsa, açtığınız gezi sitesi de kaybolup gidecektir. Çünkü bol bol parası olan medya tekelleri, bu işin halk arasında tuttuğunu fark ederse, sizinkinden çok daha iyi bir site yapabilirler. Çünkü sürüyle insanı tatile yollayacak kadar paraları var.

Diyebilirsiniz ki, onların bu kadar imkanı varken zaten karşı koymamız mümkün değil. Yanlış. Herşeyin bir optimumu vardır. Günde X kiloyla Y tekrar ağırlık çalışırsanız kaslarınız gelişir. X.2 kiloyla Y.2 tekrar yaparsanız, optimum noktayı geçersiniz. Harcadığınız enerji neredeyse ideal koşulların 2 katına çıktığı halde gelişmeniz sadece %1 fazla olur. Daha da artırırsanız ne olur biliyor musunuz? En iyi ihtimalle yeterince beslenmeyen kaslar gelişmez ve sakatlanırsınız. Üstelik medya kartelleri akıl almaz ataletlere sahipler. Bakın bugün bilgisayar alanında liderlik daima web sitelerinin elinde, kafaya oynayan medya tekeli destekli 1-2 sitede hala birinci sırada değiller. Kaldıki, bulundukları konumda fazlasıyla şişirme. Neden şişirme olduklarını zaten zaman içinde ifşa edeceğim.

Sorun şu ki, web alanında fazla vizyoner, büyük düşünen insan, lider yok. Herkes birbirinin ayağını kaydırıp 3-5 hit daha fazla almak istedikçe, bu işten kazanan biz değil, yine tekeller olacak.

Paranız olmadığı için, bir gün kimse sizi okumayacak; çünkü eninde sonunda bu alana da girecekler ve bol içerikle sizin okuyucunuzun aklını çelecekler.

RSS StumbleUpon Yahoo Twitter Delicious Digg Google Bookmarks Facebook

5 Yorum

Adı Olmayan Adam - 5 posta | 16 Haziran 2009

Harika bir yazı… Küçük ekleme, çıkarma yapılabilir ancak son zamanlarda okuduğum en aklıbaşında yazı…

Bir de Türk blogları ve hadi siteleri diyelim, daha fazla niş üzerine yayın yapması lazım diye düşünüyorum. Yani çok emek harcanmış, iyi niyetle yapılan bloglar var. Ama bakıyorsun Atatürk’ün gençliğe hitabesinden güneş tutulmasına kadar her konuya girmiş çıkmış adam. Bir anateması olmalı blogun. Bunun üzerinde zaman zaman sapma olabilir. Ama X blogu dediğin zaman insanların ”haa o blog bahçe sulama sistemleri konusunda bilgi almak için süper” demesi lazım insanların.

Ticari web siteleri de öyle. Adam elektronik eşya satan e-ticaret sitesi açıyor. Ütüden plazma tv ye kadar herşey var. üstelik bu ticaret sitelerinin template leri de birbirinin aynı. O zaman niye X ticaret sitesinden alacağım da Y den almayacağım. Yap bir, dijital fotoğraf makinesi satan Türkiye’nin en iyi e ticaret sitesini. Öbürü gelsin EN UCUZ dijital fotoğraf makinesi satan e ticaret sitesini yapsın.

http://www.barisatasoy.com/blog/internet-ve-parahayirpara-kazanmak-zorundasiniz
Barış Atasoy | 16 Haziran 2009

Sağol üstadım. Harbi konuşayım, senin blogun da hastasıyım. Görünce bozulmadım değil; hay hanuna goyayum ben bunu niye yapmadım dedim:) Eline sağlık.

Atatürk’ün gençliğe hitabesiyle güneş tutulması alakasız konular değil; bir grup ruh hastası “Atatürk’ün siluetinin dağımıza vurması” gününü kutluyorlar:) Nah burada:http://www.barisatasoy.com/web/ataturk-sizi-bir-guzel-carpardi-ama

İnsanların bazı kaygılarını anlayabiliyorum. Bizde herşey ABD ile kıyaslandığı için başarısız olmaya mahkum. Ne bileyim bizde model uçakçılar ailesinden yakındır birbirine. Sayıları kelaynak kuşu gibi ondan. Ama şimdi model uçak sitesi yapsanız, hepsi hergün gözünü açtığı gibi siteye girse bizim enayi ajans ve şirketlerden reklam veren çıkmaz. Halbuki herifler kaymak tabaka. Ama sabahtan akşama CS oynayan 3000 işsiz güçsüz hırbo sokun siteye, reklam alıyorsunuz.

Bizim basın bu konuda da ikiyüzlüdür. Açarsın model uçak sitesi, seni Pazar ekinde 10×20 haber yapar, altına da sitesine hergün 1000 kişi giriyor yazar, över durur. Ama adamın ajansına gidersin, kardeşim 1000 kişilik sitene nasıl reklam vereyim diye ya belini kırar, ya da kapıdan kovar.

Kalitesizlik konusuna gelirsek. Kıroluk kanımıza işlemiş, nasıl işlemesin yahu! Çok değil, 15 sene önce İstanbulun göbeğinde su yoktu, bir gün gelir 2 gün uğramazdı. Kova leğen filan doldurur banyonun ortasına bırakırdın. Şu “şekil” sabunlardan alıyorum, abla diyorki bizde küvet kültürü yok. Nasıl olsun ablacım, biz yakın zamana kadar küvette su depolardık,depoydu orası. Gayrimüslimleri kovalamışın zaten, bugün bir Türk Yahudisinin İzmir ya da İstanbul limanına indiği günden beri soyu sopu, ne yediği ne içtiği ne iş yaptığı nerde oturduğu bellidir. E İstanbulda sokaktan 1000 kişi çevirsen iki kuşak öncesi nerde yaşamız bilmez. Kalan şehirliler de köy ve kasabalara kaçıyor zaten.

Adam köyde ağanın adamlarından dayak yemiş, askerde çavuş dövmüş,İstanbula gelmiş patron dayağı yemiş, sonra tozdu mozdu parayı vurmuş. Türkiye’de zengin profilinin %90′ı bu. Sen şimdi gel bu adama niş site yap! Ha,onun torununda oturur bu işler,o zamanı da biz görmeyiz.

http://www.barisatasoy.com/blog/internet-ve-parahayirpara-kazanmak-zorundasiniz
Selçuk Hoca | 17 Haziran 2009

Bu aralar rss okuma konusunda tembel olduğum için bu keyifli diziyi geç fark ettim. Eline sağlık. Kral çıplak demekle yetinmeyip çözüm önerileri de getirmişsin. Bir şeylerin değişebilmesi için biraz daha zamana ihtiyaç olduğu düşünüyorum. Bloglar ve para denilince Amerika örneklerinin verilmesi hakikaten abes bir durum. Amerika’da İnternetin yaşam içerisindeki konumu ile bizde internetin hem kültürel hem de ekonomik açıdan konumu oldukça farklı. Dolayısıyla oradaki modeller bize ya dar ya da çok bol geliyor.

Küçük bir ricam olacak. Bu yazının etiketini düzeltebilirsen hepsini bir sayfada görme ve eşe dosta tavsiye etme imkanımız olur.

http://www.barisatasoy.com/blog/internet-ve-parahayirpara-kazanmak-zorundasiniz
Barış Atasoy | 17 Haziran 2009

@Selçuk Hoca

Bir de elbette “hacim” konusu var. Örneğin ABD’de bir film yapın, sadece ülke içinde gösterin, 300 milyonluk bir mini ülke. “Yattı” denen film 3-5 milyon yapar. Bizde ite-kaka,şişirerek 4 milyon izleyici alan film rekoır kırdı diye 20 sene konuşuluyor.

Etiket “elimden kaçmış”, hemen düzeltiyorum:)

http://www.barisatasoy.com/blog/internet-ve-parahayirpara-kazanmak-zorundasiniz
Özgür Uçkan | 30 Haziran 2009

Süper yazı. Geç okudum. Durumu net ortaya koyuyor. Çünkü Türkiye’de ana akım medya ile internet arasında yaşanan dinamik yurtdışındakinden farklı. Orada medya bir şekilde internete teslim olmak zorunda, çünkü kullanıcı dinamikleri bunu buyuruyor. Burada ise, devlet hormonlu kapitalizm geleneği uyarınca teşvik üstüne teşvik yiyerek şişen bir medya ve atıl bir seyirciler yığını ile karşı karşıyayız. Bu da internet sitelerini, blogları medyanın kötü taklitleri olmaya yönlendiriyor. 5 Posta’nın söylediğine katılıyorum: Bloglar niş olmalı, farklılaşmalı, bu berbat viçerik bulamacı içerisinden sıyrılmalı. Ve elbette… para kazanmalı.

http://www.barisatasoy.com/blog/internet-ve-parahayirpara-kazanmak-zorundasiniz

Yorum yapın

JUKEBOX

xing

SON YAZILAR

İSTATİSTİKLER

Blogumda toplam 6125 yorum ve 880 blog girdisi bulunuyor.

KATEGORİLER

SON YORUMLAR

ARŞİV

BAĞLANTILAR