Türkiye’ye de Intel X38 tabanlı anakartlar gelmeye başladı. Intel, X38 chipsetiyle şu an için en performanslı ve gelişmiş özelliklere sahip Intel masaüstü platformu durumunda.
İlk çıkan örnekler 300 doların üzerinde olmasına rağmen Intel Bearlake-X, ya da Intel X38, çok kısa zamanda 200-300 dolar arasındaki fiyat diliminde bulunan sayısız modelle gelecek.
Intel X38′i bu kadar popüler yapan özelliklerin en başında ATI-AMD Crossfire destekli SLI, (2xPCI Express 8x 2.0 slotu), DDR3 desteği ve 1333 Mhz FSB geliyor. Ayrıca, mevcut RAM’lerde bulunan SPD işlemcileri ile uyumlu ek bir genişletme yapılmış; anakart üreticileri BIOS’a entegre edecekleri özellikler ile, RAM’lerin güvenle overclock yapılmasını sağlayabilecekler. Intel bu sefer esnek davranarak, X38′in hem DDR2, hem de henüz çok pahalı olan DDR3′leri desteklemesini sağlamış. Birçok anakart sadece DDR2 destekli yuvalarla gelirken, bazı anakartlar hem DDR2, hem de DDR3 slotları ile geliyorlar. Yine isteyen üreticiler, 4 lane bir PCI Express portu koyarak Ageia PhysX kartlarını da destekleyebilecekler. Kısacası, sayısız kombinasyon sağlayabilen bir Intel platformu ile karşı karşıyayız ve modeller ister istemez çeşitlenince, uygun fiyatlı ama ileride ne olacağı belli olmayan anakart kombinasyonları ile başbaşa kalabiliriz.
Intel X38, aynı zamanda PCI Express 2.0 destekli ilk chipset olma özelliğine sahip. Standart PCI Express, 16 lane üzerinden 2.5 Ghz çalışırken, bu rakam PCI Express 2.0′da 5′e çıkıyor.
LGA 775 işlemcilerin tümüyle uyumlu olmasına rağmen, özellikle DDR3 desteği yüzünden Intel’in Bearlake X platformu, 12 MB L2 cache ile gelecek 45Nm Penryn serisi için optimize edilmiş gibi görünüyor. Bunun nedeni, DDR3′ün gecikme süresinin fazla olması. Burada her an performans sürprizleri ile karşılaşabiliriz; DDR3 beklenenin çok altında bir performans verebilir. Zira, Intel, Penryn üstündeki yüksek cache miktarına güvenerek RAM erişiminin mümkün olduğunca seyrek gerçekleşmesini bekliyor. Pratikte ise durum böyle olmayabilir. Intel’in X38′i aynı zamanda SODIMM modülleri de desteklediğinden, 4 çekirdekli laptop (mobile serisi) işlemciler yaygınlaştıkça, bu chipseti laptoplarda yaygın olarak görmeye başlayabiliriz.
Güney köprüsü, ısı problemleri yaratmaya namzet gibi görünüyor. Aslında, Intel’in bazı CPU modelleri fazla ısındığı için eleştirilirken, chipset konusuna fazla değinilmiyor. Intel chipsetleri, maalesef işlemcilerden bile daha sıcak çalışıyorlar. Intel bu sefer akıllılık edip chipset çekirdeğini çıplak yerleştirmek yerine, aynı işlemcilerde olduğu gibi bir ısı dağıtıcı ile kaplamış.Burada küçük bir tavsiyede bulunacağım; eğer Intel X38 tabanlı bir anakart alacaksanız, mümkünse chipsetin etrafı kapasitör gibi elemanlarla kapatılmamış bir model seçin; bu sayede ileride daha büyük heatsinkler takarak sistemin daha iyi soğumasını sağlayabilir, hatta şansınız yaver giderse overclock potansiyelini artırabilirsiniz.
Bearlake-X, 6 SATA2 ve 12 USB portu ile geliyor, ayrıca kullanılan güney köprüsüne göre bazı opsiyonel özellikler mevcut. Matrix storage gibi.

Şu an kesinlikle anakart almanızı tavsiye etmiyorum. Tahminim en geç 2-3 hafta içinde Intel X38 tabanlı anakartların ithal edileceği yönünde. Şu an en pahalı anakartlar, genelde Intel P35 tabanlı olanlar. X38′ler gelince, ithalatçılar stokları eritmek için bunların fiyatlarını düşürmek zorunda kalacaklar. O yüzden, anakart almak için en yanlış zamandayız. Tercihan, X38′ler girer girmez satın almamalı, en azından yine de iyi bir anakart olan Intel P35 tabanlı modellerin fiyat indirimine gitmesini beklemelisiniz.

Daha önce Asus eee PC’den etraflıca bahsetmiştim. Ürün birkaç haftaya kalmadan dünyada piyasaya çıkıyor, bize ne zaman gelir bilinmez.
Bu arada kutu içeriği belli olmuş bile. Çince bir sitede, kutudan çıkanlar epeyce detaylı olarak fotograflanmış. Fotografların bir kısmını koydum, hepsine bakmak isterseniz, http://www.mobile01.com/topicdetail.php?f=233&t=422914&last=3851470 adresine göz atmalısınız.
Sanırım Asus EEE PC’yi Çizgi Elektronik ithal etmeyecekmiş,çünkü Asus laptopları Boğaziçi getiriyormuş.
Fiyatlar konusundaki spekülasyonlar hala devam etse de, 200 doların oldukça üzerinde olacağı neredeyse kesin gibi.
Ageia, PhysX’i büyük bir kararlılıkla pazarlamaya çalışıyor. Birkaç ay önce laptop versiyonu da üretildi. Kim kullanıyor derseniz bilemem; ama Dell’in Alienware’ı alıp “oyun laptopu” kavramına abanmasından dolayı, Dell’in bazı serilerinde yer alacağını söyleyebiliriz.
PhysX’in laptop sürümü 10 watt güç harcıyor ve işlemcinin aşırı ısınması ya da kullanılmaması durumunda enerji tüketimini azaltan, ne kadar etkili çalıştığı da bilinmeyen bir güç yönetimine sahip. Bunu söylememin nedeni, AMD Athlon ve Pentium D serisi ile yaşadığım güç yönetimi fiyaskoları-evet; bu işlemcilerde güç yönetimi var ama “olsun” diye koyulmuş; zira enerji tüketimi bilgisayarı hiçbirşey yapmadan terkederseniz, ancak “birazcık” düşüyor. Fazla işlemcide deneme şansım olmadı; ama herzaman yerin dibine soktuğum Via C3, özellikle de Via C7 işlemciler, güç yönetimi ve frequency scaling konusunda en başarılı modeller. Intel Core serisinin de genel olarak orta karar olduğunu söyleyebiliriz. Açıkçası Sun’ın UltraSparc modellerini ve AMD’nin Opteron serisini merak ediyorum.
Konumuza dönelim: Ageia, PhysX’i bırakın yaygınlaştırmayı, daha birçok insana kabul ettirememişken, PhysX 100M ile laptoplara girmeyi planlıyor. Ben biraz şüpheciyim, ama taraf tutmuyorum. John Carmack -efsane Doom serisinin yaratıcısı- PhysX’in gereksiz olduğunu, çünkü çok çekirdekli işlemcilerin bu işi üstlenebileceklerini söylüyor. Teorik olarak haklı olsa da, bırakın oyunları, iş yazılımlarında bile multithreading çalışan, doğru dürüst çok çekirdekli işlemci desteğine sahip yazılım yok. Daha 64 bit işletim sistemlerine geçememişken, çok çekirdekli işlemcilerle uyumlu oyunlardan bahsetmek gerçekçi değil.
Birçok kullanıcının ise kafası karışmış durumda ve bence burada Ageia’nın yanlış bir lansman politikası sözkonusu. Ageia, fizik işlemlerini hızlandıran bir işlemci, PPU olarak lanse edildi ki, bu ancak kısmen doğru. Doğru olan kısmı şu: eğer karmaşık etkileşim, gerçekçi efektler sözkonusu ise, evet, Ageia’nın PPU’su bu yükü alıyor. Ama yaptığı asıl iş, gerçekçi fiziksel simulasyonlara olanak sağlamak, bunları hızlandırmak değil! Çünkü o karmaşıklıkta fiziksel olayları oyunlarda genelde görmüyoruz; PhysX ayakta kalabilirse, bu gerçekçiliği sağlayacak. Sözgelimi, patlamalar gerçekten patlama gibi görünecek, arabayı duvara çarptığımızda gerçekçi biçimde deforme olacak. Burada bahsettiğimiz photorealistic bir gerçekçilik değil, fiziksel gerçekçilik.
PhysX kullanan birçok kişi, performans artışı olmamasından şikayetçi; çünkü çoğu kullanıcı aslında oyunlarda fiziksel bir gerçekçilik aramıyor. Oyun ve donanım siteleri de yanlış anlamaları körüklüyorlar; çünkü yanyana ve alt alta sayılar yazıp insanları birşeylere inandırmaya çalışmak çok daha kolay. Henüz Ageia’nın PPU’sunu kullanarak bir oyun oynamış ve aradaki farkı görebilmiş değilim; o yüzden desteklediği oyunlarda ne kadar işe yaradığı konusunda bir görüş bildiremem. Tek bildiğim, Ageia’nın bu ürünü son kullanıcıya tanıtmak noktasında çok acı çektiği. Bildiğim kadarıyla Türkiye’de sadece Asus’un kartı var, tabii hala ithal ediliyorsa.
Sabit diskleri USB üzerinden bilgisayara bağlamak için çok sayıda seçenek var: ilki kutulardı. Sabit diski içine yerleştirip vidalıyor, güç kablosunu takıyor ve USB üzerinden bilgisayara bağlıyordunuz. Sonra bu sistemler içinde diskiyle beraber hazır gelmeye başladılar.
USB-disk bağlantısını çok sık kullanmaktayım; genelde masaüstü makinamda geliştirdiğim bir sistemi, kullanılacak donanımda denemek için. Burada şöyle bir sıkıntım oluyor: her seferinde diski kutuya yerleştirmek, masaüstümden dosya kopyalamak, ayırıp hedef sisteme takmak hem vakit alıyor, hem de kabloların söke taka kopmasına neden oluyor. Hatta birkaç ay önce, kutunun birini komple kavurmayı başardım.
Brando adında adını sanını hiç duymadığım bir şirket, fotografta gördüğünüz şahane şeyi yapmış. Diski langırt diye içine bırakmanız yeterli. 2.5 inç (laptop diskleri) ve 3.5 inçlik diskler için kullanılabiliyor ve fiyatı da yaklaşık 50 dolar. Bayıldım.
“Bugün başlarım, yarın başlarım” derken, Pozitif GNU/Linux’u sallamaya devam ediyorum. Epeyce birşeyler yazdığım TWIX ise, öylece duruyor. Onunla uğraşmayı ne zaman bıraktığımı ise unuttum bile.
Sanırım artık open source projelerle uğraşmayacağım; kendi projelerimi gizli kapaklı geliştirip satabilirsem satacağım, satamazsam CD ve DVD’lere kaydedip raflara dizeceğim. Çünkü bu gerizekalı ticaret anlayışından fazlasıyla sıkılmış haldeyim.
Pek de zeki olduklarını söyleyemeyeceğim sayısız insan, özellikle blog’u açtığımdan beri türlü şekillerde -mail atarak, MSN’e ekleyerek, yorum bırakarak- benimle irtibata geçti. Kimisi “çaktırmadan”, beleşe donanım analizi yaptırmaya çalışıyor, kimisi “hocam şöyle bir alet var, buna ne kursak yahu?” diye akıl istiyor, kimisi “baba ARM kart getiren varmı, sitesini yazsana” diye mesaj atıyor.
Bunlara cevap vermiyorum, ya da “az ye de ARGE yap ulan” tarzı cevaplar veriyorum.
Bir blogda okudum, hangisi hatırlamıyorum. Şu “böyük” iş dergilerimizden biri, 2006′da AR-GE’ye en çok para harcayan 100 şirketi listelemiş. 100. şirketin harcadığı para, “eski TL cinsinden”, 13 milyar!
Benim odamdaki donanımın değeri bundan fazla; seneye o listeye girmek için talip olacağım. Hatta arabayı filan satarsam, belki ilk 50′ye bile girebilirim!
Mahallenizde laf olsun diye limited şirket açsanız ve hiç fatura kesmeseniz, ödeyeceğiniz pul, stopaj, ıvır zıvır parası 13 milyardan, yeni dille 13.000 YTL’den fazla…
Buradan çıkan şudur: bizim şirketler nalburdan farksızlar. 13.000 YTL’yi telaffuz ederken adamın yüzü kızarır. Bugün İstanbul’da işine arabayla giden adamın bir yılda bundan daha fazla benzin parası harcadığını biliyoruz. İşte memlekette bilgiye verilen değer budur. Bizim gibi kastıran adamlar da bir bok olamazlar, en iyisi bir şirketin pazarlama departmanına kapağı atıp nalburluk yapmak.
IBM, Nokia gibi koca koca şirketler dünyada bizim gibi zibidilere para dağıtıp duruyor, çünkü apartmana kat çıkmak hem böyle daha ucuza geliyor, hem de özgür ruhlu, ofislerde bunalmayan adamlar daha yaratıcı işler çıkartabiliyorlar.
Ama Türk şirketleri bunu yapmazlar; çünkü biz ticareti gavurdan iyi biliriz. Elin zibidisine iş yapsın diye para vereceğime metresime kürk filan alırım, nasıl olsa kekleyip bedava yardım alabileceğim bir enayi bulurum. Bulamazsam da Bir şey üretmem; zaten üretmek gibi bir kaygımda yoktur; üreten Çinliden alırım, burada satarım, burnumdan da kıl aldırmam…
En basitinden, “belli bir platforma özel Pozitif GNU/Linux dağıtımı hazırlar, sistemi de 20 saniyede açarım” gibi iddialarda bulundum; hala Freedos ile sistem satan(!) laptop ithalatçıları var. O konuya hiç girmeyelim; “ben sana kaput satarım sistemi, sonra sen ne hal edersen et, artık 2 milyona tezgahtan Windows alıp mı kurarsın, Linux mu kastırırsın, senin derdin” mantığı. Bir allahın kulu da, “kardeş, biz laptopu hala Freedos’la satıyoruz; ama sen de sallıyormuşun gibi geldi, al cihaz budur, aç bunu 20 saniyede, sana şu kadar para” demedi. Hadi ondan da vazgeçtik; çok mu zordur bu adamların “bu işlerden az buçuk anlayan bir çocuk” istihdam etmeleri? En azından sattığın laptopu ya da desktopu “faal” şekilde satarsın. Bu devirde 1000 dolara laptop alıpta Freedos’la takılacak adam tanımıyorum şahsen. Yasal olarak sistemleri işletim sistemiyle satmak zorunda olduklarından, bu komik yollara başvuruyorlar.
TWIX finanse edilse hiç olmazsa GNU/Linux tabanlı makineler için uzaktan kontrol & yönetim yazılımı olarak işe yarar; hadi bedava vermiyorsun 3-5 dolar fiyat koy, dünyada GNU/Linux kullanan şirketlere sat. Türkiye’deki esnafa 50 dolara adres-etiket pogramı satarmıyım diye, yıllardır yapılıp başarısız olan işlere para ve zaman harcamak yerine alternatifleri dene; hiç olmazsa batarsanda “dünya çapında iş yaptım, öyle battım” dersin, piyasada namın olur!
Hadi parayı pulu da geçtik, bir ucundan tutalım diyende yok. Hatta kimileri kompleks filan yapmış zamanında; download linkini açmışım, millet haldır huldur indiriyor, orada birkaç sivri “Pozitif Linux yalan, bence çıkmayacak, adamlar sallıyor” diyor. 2 senedir “bırakın bu işleri ağalar, dağıtım yapmakmış, Linuxmuş bunlar basit işler; dünyada artık bunlarla çoluk çocuk uğraşıyor” diyorum, bir başkası “ne var ya bende yaparım, basit iş” diyor; ama bununla kalmayıp “çok biliyorsa x’i yapsın” diyerek bir başka dağıtımı referans gösteriyor. Cevap verseniz başetmek mümkün değil, çünkü rezil olmak, haksız çıkmak, komik duruma düşmek nedir bilmeyen sürüyle insan var, adam vatanımı savunuyorum havasında dünyanın düz olduğunu söyleyebiliyor, üstelik buna yandaş da buluyor (yalan abi uydu görüntüleri, kendim görmeden inanmam diyen tuhaf tipler var; o görüntülerden 500 yıl önce de biliniyordu dünyanın yuvarlak olduğu ama ilkokul kitaplarında yazan şeyleri anlamayan adama kolaysa anlatın!)
Doğal olarak sıkıldım; en son Pozitif GNU/Linux’u sourceforge’daki alana yükledim; öyle üşendim ki uyduruk 2 html sayfa yapıp koyamadım; oysa yapıp oradan kendi bloguma 2 link sallasam amma pagerankim olurdu! (sourceforge’un pageranki 9, 250 blogcuya yağ çeksem, oradan alacağım bir link kadar değeri yok;)