Haber, The Korea Herald gazetesinde yayınlanmış. Biz 3G nedir, kaç paradır, ne zaman gelir gibi konularla uğraşıp 3G denen şeyi yere göğe koyamazken, adamlar 3G’yi aşıp 4G’yi kanırtmaya başlamışlar bile.
4G teknolojisi, 100 Mbit ile 1 Gigabit arasında bir bant genişliği tahsisini şart koşuyor. 100 Mbit, hızlı hareket için: Eğer bir araba içindeyseniz (İstanbul trafiğinde değilde, örneğin otobanda, makul bir hızla gittiğinizi düşünün) 100 Mbit ile download yapabilmeniz gerekiyor. Eğer yürüyorsanız, bu hız 1 Gigabit’e çıkıyor. 4G “sertifikalı” hızın hangi koşullar altında ne miktarda sağlanması gerektiğini anlatan uzun uzun sıkıcı dökümanlar ve kapsamlı benchmark’lar mevcut. Elbette ben okumadım; ama Kore’nin (Güney Kore elbette!) geliştirdiği NoLA sistemi, 4G spesifikasyonlarını 3 kat aşıyor: Saniyede 3.6 Gigabit!
Bunun için saatte 3 km/s gibi ağır bir yürüyüş temposunda hareket etmeniz gerekse de, bu anormal bant genişliği için bir miktar yavaşlamak da pekala göze alınabilir! Zira, biz havada 8 takla da atsak, eve 30 tane ADSL hattı da çektirsek, bu hıza ulaşmamız mümkün değil!
NoLA’nın açılımı “Nomadic Local Area Wireless Access”. Gözlerim yaşardı desem yeridir; çünkü bu yazı çıkmadan aylar önce “Nomadic Computing” adında iki yazı yazmıştım(!).
4G’nin ticari olarak kullanılmaya başlanacağı tarih olarak 2012 yılından bahsediliyor. Bizde de o sıralarda, 3G servisi fiyatları, en azından 100.000 kişinin kullanabileceği kadar ucuzlayabilir(!). NoLA + 4G’nin özellikle IP TV alanında büyük bir iş hacmi yaratması bekleniyormuş. Doğrusunu isterseniz, bu IP TV konusu biraz canımı sıkıyor. Internet’i hazmedemeyen ve kuralları da kafalarına göre yazmak isteyen dinozor TV sahipleri ve telekomünikasyon kurumları, anormal bant genişliği vaadiyle IP TV’yi ittiriyorlar.
Bu arada, Zune’un “Zune Phone” adında bir modelinin çıkacağı, onay için FCC’ye yollandığı, telefonun 4G destekli olacağı da söylentiler arasında.
ARM’a saygım ve sevgim sonsuz! İnanılmayacak derecede verimli işlemciler yapabiliyorlar. Cortex A9, nisbeten yeni çıkan modellerden biri. Masaüstü kullanıcısını pek ilgilendirmese de, embedded cihaz geliştirenleri heyecanlandıracak özelliklere sahip (Cortex-A9′un tek çekirdekli modeli de var). Birincisi, Arm Cortex A9 MPCore (İspanya kralı değil!) 4 çekirdekli bir işlemci. 2 MB’a kadar L2 cache destekleyebiliyor. Özellikle JAVA ile gelen telefonlar için ilgi çekici bir özelliği var; Jazelle® RCT ve DBX ile Java’nın JIT kodu ortalama 3 kat daha küçük hale geliyor. (Her ne kadar, gücü kısıtlı bir işlemci üzerinde, Just in time compiler ile çalışan bir dil çalıştırmanın ne kadar zekice olduğunun sorgulanması gereksede!)

Bu ARM’ın üzerinde bir de NEON diye bir modül var; bu aslında bir DSP motoru ama herhalde üreticilerin pek zeki olmadıklarını düşünüyorlar ki, “Multimedia yardımcısı” demekle yetinmişler (ki aslında özellikle ses işlemcileri gayet yetenekli DSP’ler)
ARM işlemcilerin Linux üstündeki güç tasarruf moduna şahit olduğumdan, bunun x86′larla kıyaslanamayacağını söyleyebilirim. İşlemci neredeyse tam ihtiyacı olan hızda çalışıyor. Özellikle Linux üzerinde Pentium D gibi bir işlemci kullanıyorsanız, bunların sadece “2 vites” olduğunu, hatta 2′den bire pek düşmediklerini(!) farketmişsinizdir. Cortex ise, 4 ayrı çekirdeği hangi hızda çalıştırması gerektiğine etkin şekilde karar verebiliyor.
Yani artık cep telefonu üzerinde şaşırtıcı derecede kaliteli oyunlar oynamayı bekleyebiliriz. (Nitekim ATI ve Nvidia uzun zamandır cep telefonları için GPU üretiyor, ama işlemci güçleri doğru düzgün oyunlar üretmek için yeterli gelmiyordu).
Çok çekirdekli embedded işlemciler, cep telefonlarında iki işletim sisteminin öne çıkmasını sağlayacak: Linux ve Symbian. Symbian, şu an için SMP (Simetrik çoklu işlemci desteği) özelliğine sahip değil. Windows Mobile da öyle. Şu an tek hazır sistem Linux, ancak Symbian’ın da 2008 sonuna doğru hazır olacağı söyleniyor.
Bu arada, Intel XScale ve TI OMAP gibi işlemcilerin de aslında ARM çekirdekli işlemciler olduğunu hatırlatayım. ARM MPcore, 335-550 MHz arası saat hızlarında çalışacak.
Büyük cep telefonu üreticileri nedense çift SIM kart özelliği konusunda yavaş kaldılar; bu esnada Türkiye’de Piranha Twix, Superfone ve General Mobile gibi çift sim kartlı telefonlar piyasayı doldurmaya başladı. Üstelik de, en azından pahalı Türkiye pazarı için makul sayılacak fiyatlarla.
Bu arada Samsung, biraz sessiz sedasız çift SIM kartlı modeli olan Samsung D880 Duos’u duyurdu. D880, klasik bir Samsung tasarımı; kayar kapak, alt kapakta saklı tuş takımı, siyah kasa, bilindik özellikler.
3G desteklemeyen Samsung D880 Duos, 3.2 megapiksel kamera ve gayet iyi bir LCD ekranla geliyor. Bluetooth ve radyo gibi artık temel fonksiyon haline gelen özellikler dışında, son derece çıplak bir model olduğunu söyleyebiliriz. 104x51x18.9 mm ölçülerindeki telefonun fiyatı ise 700 dolar. Bu fiyatın Türkiye’de yaklaşık 1000 dolar olacağını söyleyebiliriz.

Ahım şahım özelliklere sahipr bir telefon olmayan Samsung D880 Duos’un, böylesine “anormal” bir fiyat etiketi ile, Çin menşeli telefonların istila etmeye başladığı Türkiye pazarında başarılı olması zor görünüyor.
Evet; Samsung bu sefer Bang Olufsen’e serenat yapıyor. Son yıllarda her alanda dizayn ile de öne geçmeye çalışan Samsung, Bang Olufsen’in sihirli dokunuşuyla şık ve ilginç bir model ortaya çıkarmış.

Danimarkalı Bang Olufsen’i genelde ultra pahalı ve sıradışı elektronik ürünleriyle tanıyoruz; keza Serenata da bir istisna değil. Her Bang Olufsen ürünü gibi, Serenata da teknolojik bir bomba değil. Ama farklı, kaliteli ve tarzı olan bir ürün.
Serenata’nın tepesinde bulunan şey, iPod’dan tanıdığımız scroll wheel. Son derece güzel tasarlanmış menüler içinde gezinmeye yarıyor. Müziğe ağırlık verilen Nokia XpressMusic gibi serilerde olduğu gibi, kullanıcıların müzik kaynaklarına kolay ulaşabilmeleri sağlanmış. Bu sık rastlanmayan girdi aygıtı sayesinde hem çalma listenizi dolaşabiliyor, hem de arama yapabiliyorsunuz. 4 GB hafıza ile gelen Samsung-Bang&Olufsen Serenata, sadece MP3 değil, AAC ve WMA formatlarını da okuyabiliyor. WMA okuyabilmesi değerli bir ayrıntı; zira Bang&Olufsen’in iddiasına göre, bu cihaz, kendi kategorisindeki en üstün ses kalitesine sahip.

Serenata küçük ve hafif bir telefon değil; 136 gr ağırlığında. Bu ağırlığın büyük kısmını, Bang & Olufsen tasarımı ve üretimi hoparlör oluşturuyor. Yine firmanın iddiasına göre, boyundan beklenmeyecek, hatta inanılamayacak düzeyde ses kalitesi sunuyor. Açıkçası, ne kadar kaliteli olursa olsun, bu boyutta hoparlörden iyi ses almak mümkün değil; fizik kurallarına aykırı. Bununla birlikte, minicik şeylerden müzik dinleyerek hala zevk alabiliyorsanız, bundan iyisi olmadığına dair bahse girebilirim.
Bluetooth ve USB bağlantısı dışında, artık en ucuz modellerde bile bulunan özelliklerin çoğunun olmadığını söyleyebilirim. Bu hiç sorun değil; zira telefonun fiyatı henüz belli olmamasına rağmen, en azından birkaç Nokia N95 alınabilecek bir fiyatla piyasaya çıkacağı su götürmez. 1.000 Mah’lık pil, 280 saat bekleme ve 3 saat konuşma süresi sağlıyor. Eğer hoparlörden müzik dinlerseniz, tam şarjlı bir telefonla sizi 3 saat idare ediyor. Kulaklıkla dinlerseniz, bu rakamı 4′le çarpın.
Meizu, son derece başarılı bir Çin şirketi. Başarısı sadece Apple ürünlerini taklit ederek, fiyat ve fonksiyonellik açısından daha başarılı cihazlar üretmesinden gelmiyor. Meizu, globalleşmeyi çok iyi başarmış. Öyleki, dünyada Meizu üzerine kurulmuş fan siteleri var.

Aslında taklit demek küçümsemek olur; zira şirketin MP3 player serisi gerçekten görülmeye değer güzellikte; fonksiyon olarak ta Apple ürünlerinin yine ilerisindeler. Diğer Çinli üreticilerin aksine, ürünleri son derece şık ve kaliteli görünüyor. Düzgün bir web siteleri, yeterli dokümantasyonları var.
Meizu MiniOne, Apple iPhone’u yerinden etmek üzere tasarlanmış bir telefon. Elbette görünüm olarak iPhone’a fazlasıyla benziyor; ancak 100 dolarlık ucuz iPhone kopyalarının aksine, daha kaliteli ve şık bir görüntüye sahip olduğu gibi, son nesil telefonlarda gördüğümüz, kuvvetli bir ARM11 işlemci ile geliyor.

Samsung üretimi 533 Mhz’lik ARM 11 işlemciye, 128 MB RAM eşlik ediyor. Çoğu iPhone taklidinde olduğu gibi, Meizu MiniOne üzerinde de Windows CE 6 işletim sistemi bulunmakta.
Meizu MiniOne’da 16M renk görünteleyebilen kaliteli bir touchscreen LCD ekran bulunuyor. Çözünürlüğü ise 720×480.

Önce 0.3 megapiksel, arkada ise 3 megapiksel bir kamera bulunuyor. Bluetooth dışında, cep telefonu kullanım şeklini kökten değiştireceğine inandığım Wifi da mevcut. Ayrıca GPS’de bulunuyor.
Aynı iPhone gibi, MiniOne içinde de mini bir sabit disk bulunuyor ve kapasite 4-16 GB arasında değişmekte.
Fiyatı için sudan ucuz demek mümkün. 4 GB sabit diskle gelen MiniOne, 260 dolardan, 16 GB’lık model ise 450 dolardan satılıyor.