İSTANBUL'DAKİ HAYVAN BARINAKLARI VE SEL

güncel | Etiketler:, — 10 Eylül 2009

İstanbul’daki sel yüzünden sürüyle insan boku bokuna öldü. Şimdiye kadar belediyeciliğini övdüğüm AKP’de baltayı taşa vurdu. Eğer genel seçimler yakın olsa bu çok büyük bir oy kaybına neden olurdu. Ancak hem dövletin valisi hem de hükümetin belediye başkanı, olayları doğaüstü güçlere bağlayıp acılı ailelere 50 sene önce yazılmış replikleri okuduktan sonra koltuklarına gömüldüler.

Tabii daha önceki felaketlerde de olduğu gibi, devlet kenara çekildi ve iş halka kaldı. Öyle ya, vergi veriyorsunuz diye herşeyi neden devletten bekliyorsunuz kardeşim? Devletin işi var gücü var, Internet için sansür yasası mı hazırlasın, telefon mu dinlesin, sizinle mi uğraşsın?

Nitekim, dün gece enteresan birşeyler oldu ve FriendFeed üzerinden gelişen canlı bir hayvan kurtarma operasyonu gerçekleşti (kurtarılmaya çalışan hayvanlar arasında iki ayaklı yoktu, onlar mesai yorgunu oldukları için uykudaydı) Yalnız Vodafone, suyu yiyince eridiği için haberleşme imkanları kısıtlıydı; Marmara depreminde çöken ve bir sonraki depremde de çökecek olan şebekeler gibi (felakettir çöker efendim lafına bakmayın, iki anten fazladan koymak işlerine gelmediği için öyle derler)

“Operasyon” çok da başarılı olmadı. Çünkü doğal olarak kimse alet edevat ve bilgi bakımından hazırlıklı değildi. Ama en azından birşeyler yapıldı ve dersler alındı. Bu şerait altında olabileceğin en iyisi buydu. Bahçeşehir bölgesinde çok sayıda hayvan telef oldu. Çünkü zaten alçak olan bölgeyi su basması kaçınılmazdı. Belki de belediye, bunu bildiğinden, tam da bu olan olsun diye barınağı oraya kondurmuştu. Çünkü belediyelerin çoğu bu konuda sabıkalı. Zaten hayvan hakları yasasıda inanılmaz derecede sulandırıldı. Bahçeşehir Belediyesi sınırlarında köpeklerin ayaklarından bağlayıp ormana ölmeye terk ettiklerini biliyoruz, zehirlediklerini de. 2004′de bunlar yaşandı ve belediye suçlu olarak Fethi Aköz adında bir veterineri göstermiş. Artık kim haklı bilemiyoruz. Aynı şey Zekeriyaköy’de de yapılıyor. 2008′de de, daha önce de oldu, belki hala da oluyor.

Dün de farklı birşey olmadı. Bahçeşehir ve çevresindeki barınaklarda çok sayıda hayvan pisi pisine telef oldu. Bunları gazetelerde görebileceğinizi hiç sanmıyorum. Nitekim, haberi şu an veren e-kolay gibi siteler oldukça kısa geçiştirdi ve fotograf koymadılar. Oysa gazetelerin aksine, sitelerin “kağıt ve yer” sıkıntısı yok.

Neyse ki, Friendfeed’de bu konuda çok hızlı davranıldı ve bir basın bülteni hazırlandı. Çekilen fotograflar da isteyenlere dağıtıldı.

Lütfen bu yazıyı ve fotografları istediğiniz gibi kullanın ve DAĞITIN. Facebook, Twitter, Friendfeed gibi sosyal ağlarınızdan insanların duymasını sağlayın. Bloglarınızda bahsedin.

Daha ayrıntılı bilgi için http://www.haytap.org/ sitesini ziyaret edin.

Basın bülteni ve fotograflar:

Duyarsızlık kurtarılabilecek onca hayvanın ölümüne neden oldu.
Sel barınaktaki hayvanları da vurdu. İki gündür gerçekleşen sağnak yağış nedeniyle Bahçeşehir ve civarında barınaklarda ve sokaklarda pek çok hayvan telef oldu. Bazı vatandaşların barınaklardaki durumu öğrenmek için iletişim kurduğu barınak yetkilileri her şey yolunda diye cevap verirken felaket bölgesine giden gönüllüler acı bir görüntüyle karşılaştı.

Barınaklarda güven altında denilen pek çok hayvan sular altında ve balçık içinde kalarak can verdi. Yardımı dokunabilecek kurum ve kuruluşlardan ve hayvanseverlerden destek bekleyen gönüllüler kişisel çabalarla mücadele etmek zor “Belediye bu duruma neden olduğu gibi destek vermiyor araç ve işgücüne ihtiyacımız var. Kalan hayvanların kurtarılabilmesi için tahliye edilmesi gerekiyor. Yardım edebilecek herkesi Bahçeşehir’e bekliyoruz “ diyerek yardım çağrısında bulundular.

barinak 300x200 resmi İstanbuldaki Hayvan Barınakları ve Sel yazısı guncel  kategorisindehayvan2 300x225 resmi İstanbuldaki Hayvan Barınakları ve Sel yazısı guncel  kategorisindehayvan3 300x200 resmi İstanbuldaki Hayvan Barınakları ve Sel yazısı guncel  kategorisindehayvan4 300x200 resmi İstanbuldaki Hayvan Barınakları ve Sel yazısı guncel  kategorisinde

KÜRT AÇILIMI, ABD, KAFA KARIŞIKLIĞI

güncel | Etiketler:, , — 7 Eylül 2009

Kürt açılımı denen şey bir Gordion düğümünden beter. Oturup açayım desen açamazsın, kesmen lazım, olmaz.

Ben bu açılıma inanıyor muyum? İnanmıyorum. AKP, MHP ve CHP’yi attığı her adımla köşeye sıkıştırıyor. CHP’nin zaten seçilme gibi bir kaygısı yok ve rejimin siyasi takozu rolünü

bahcelirh2 300x214 resmi Kürt Açılımı, ABD, Kafa Karışıklığı yazısı guncel  kategorisinde

Bahçeli, seçimlerde kürsüden salladığı ipe takıldı; MHP beklenen patlamayı yapamadı

başarıyla oynuyor. Ancak MHP, arada 1-2 kurnaz hamlesine rağmen dökülüyor. Bunca sene hiçbir iş yapmayan, çalışmayan sürüyle adamın bu kadar basit tehditleri algılayıp strateji geliştirememelerini anlayamıyorum. MHP’nin açılıma tepkisi “dağa çıkarız”. Devlet Bahçeli, aslında kendi hakkında suç duyurusunda bulunmuş oldu. Çünkü, “dağa çıkmak”, her ülkede olduğu gibi bizde de suçtur. Herhalde hakim karşısında “biz PKK ile savaşmaya gitmek anlamında öyle söyledik” derler. Ama dağa çıktığınızda TSK ile de savaşmak durumunda kalabilirsiniz, çünkü yineleyeceğim gibi, PKK’ya karşı da dağa çıksanız bu bir suçtur. Siz kolluk kuvveti değilsiniz.

Bu iş nereye varacak? AKP, CHP ve MHP’yi kızdırmaya devam edecek, Kürtlere de ufak tefek sus payları verecek ve “biz çok istedik muhalefet yaptırmadı” diyerek kaybettiği Diyarbakır gibi bölgeleri almaya çalışacak.

Yalnız, muhtemelen Kürtler bunu yemeyecek. Şimdi önümüzdeki seçimlerde yaşanabilecek bir başka şoku düşünün: ya DTP, ikinci parti çıkarsa?

Herkes bu açılım lafının biryere varmayacağının farkında, ama bu bahaneyle herkes eteğindeki taşları da döküyor, söylemek için bir bahanesini bulamadığı şeyleri de arada söylüyor.

Bunlardan, “hoşuma gidenlerden” biri, birilerinin ABD’nin işin içinde olmasından rahatsız oluyor olması.

Herkes çabucak unuttu ama, K.ırak’ta bir Kürt devleti kurulması, dönemin genelkurmay başkanı için “casus belli” (savaş nedeni; Latincesinin bizim dilimizde “hoş” bir karşılığı olduğundan kullanmayı seviyorum!) idi. O zaman da, bu devletin kurulacağını ve bizim de attığımız tafrayla kalacağımızı söylemiştim. Nitekim dediğim de oldu. Çünkü biz bunu hep yapıyoruz.

Kabul edelim ki, Türkiye’nin ABD’yle savaşması gibi bir durum ihtimal dahilinde olamaz. İşte o zaman, “İran’dan beter oluruz”. Yalnız şunu da anlayalım: ABD, bu sefer bizi Rusya’ya karşı tampon devlet olarak kullanmak amacında değil. Türkiye son 20 yılda gelişen olaylar sonucu, özellikle son birkaç yılda, enerji kaynaklarının geçtiği önemli bir kavşak haline geldi. Bunun doğal sonucu olarak, hem AB, hem de ABD, enerji nakliyatının bir sorunla karşılaşmasını istemiyor. Yani Türkiye, kendi başına bırakılamayacak kadar önemli bir ülke.

kurt acilimi resmi Kürt Açılımı, ABD, Kafa Karışıklığı yazısı guncel  kategorisinde

AK Parti, rakiplerini bir şekilde sıkıştırıyor. Ancak bunu AK Partinin becerisine değil, rakiplerinin beceriksizliğine bağlamak gerek.

Türkiye, gerginlik yaratmak yerine AB ve ABD ile iyi geçinirse, PKK sorununun çözümü ve bölgede bir güç olmak konusunda tarihi bir fırsat yakalayacak. Bu son gelişmeler, bana biraz da ABD’nin İsrail’e “arkadaş” arayışı gibi geliyor.

Yani benim gördüğüm şey şu: PKK belasından önemli ölçüde kurtulacağız, ancak asıl amaç, normal bir ülke olmak olmalı. Güneydoğuda bir savaş varken, hepimiz daha kötü sağlık, eğitim hizmeti almaya devam edeceğiz, işsizlik daha fazla olacak, daha bozuk yollarda daha kötü araçlarla seyahat edeceğiz. Bu ülkenin kaynaklarının neredeyse yarısı, 30 yıldır bir sonuca varmayan savaşa gidiyor. Oluk oluk kan ve para akıyor ve dünden daha iyi bir noktada değiliz. Olmayacağız da.

Bu arada, üniter devlet ve ulus devlet kavramları birbirine karıştırılarak, halk, “ülke bölünüyor” diye birbirine düşürülüyor. (Bu konu üzerinde özellikle durmak gerek).

Gerçek şu ki, eğer bir anlaşma sağlanacaksa, pek görmeye alışmadığımız, çoğu insanın kabullenemeyeceği şeyler göreceğiz, evet, ortalık da biraz karışacak…

Eğer mecburi askerlik hizmeti olmasa, bu sorun daha kolay çözülürdü. Ancak doğal olarak her erkek çocuğu olan aile, oğlunun ölüm haberini alabileceğinden çok daha katı. İngiltere’de IRA meselesinin görece kolay çözülmesi biraz da bu sayede oldu. İngiliz ordusunda ölmek ve öldürmek sadece bir iş.

Özellikle bayram arefesinde büyük şehirlerde bombalar patlarsa, bilin ki terör sorununun çözülmesi çok büyük direnişle karşılaşacaktır. Çünkü hem PKK, hem de bizim devlet içinde terörden nemalananlar var. Yani, bizim derin devleti, PKK’nın da lider kadrolarını tasfiye etmesi gerekiyor.

HERKES İÇİN EKONOMİ DERSLERİ: ALIN, VERİN, EKONOMİYE CAN VERİN. TASARRUF? ...TİR EDİN!

ekonomi,güncel | Etiketler:, — 31 Ağustos 2009

Eski Merkez Bankası Başkanı Yaman Törüner (Aylık emekli maaşının 30.000 TL civarı olduğu söyleniyor!), “Ne iş olsa yapan” Deniz Gökçe, bence yazı ve TV aleminde gördüğümüz en zeki kadın Meliha Okur, bir kez röportajını dinleyip “izlemeye almalı” dediğim ancak sonra unuttuğum Akın Öngör, sloganı çok kötü seçilmiş “alın,verin, ekonomiye can verin” adlı reklamda oynuyorlar. Amaç? Tüketimi artırmak.

5 temel ekonomik göstergeye göre, “ekonomi çok da kötü değil” diyenler var. Neymiş, işsizlik çokmuş, milli gelir düşmüş ama cari açık azalmaktaymış, enflasyon düşükmüş. Ya bunu diyen ekonomistler salak, ya da herkesi salak zannediyorlar. 1930 krizinde olduğu gibi bir stagflasyon dönemi yaşıyoruz; enflasyon da ondan düşük. Cari açık azalıyor çünkü kimsenin bir bok alabildiği yok. Kur da biraz yükselince, tüketim daha da azaldı. Enflasyon düşük, çünkü herkes satabilmek için sürekli indirim yapıyor ya da haciz gelmesin diye zararına satış yapıyor.

iteyenidenhf8 resmi Herkes için ekonomi dersleri: Alın, Verin, Ekonomiye Can Verin. Tasarruf? ...tir Edin! yazısı ekonomi  kategorisinde

"İşte Yeniden"…Büyük filozof ve aşk adamı Arif Hoca'nın da dediği gibi, ekonomik krizler belli periyodlarla gelip geçecektir. Kondratief de demiş ama, Arif Susam bir farklı demiş.

Bu krizin faturasını birilerine çıkarmak elbette anlamsız; bu kapitalizmin doğal sonuçlarından biridir. Çok merak ederseniz, Kondratiev dalgaları ve Marks’ın Değer ve İşgücü hakkında dediklerini araştırın. Eğer bu ikisini anladıktan sonra, hala neden ekonominin krize mahkum olduğunu ve gelir dağılımının neden sürekli daha da bozulduğunu, neden sürekli daha fazla insanın işsiz kalacağını anlamadıysanız, bu yazının da gerisini okumayın.

Akıllı ekonomistler işin boka sardığı bir dönemden geçtiğimizin farkında ve bazıları, bugünü kurtarmak için, akla zarar önerilerde bulunuyor!

Evet; gerçekten de sen bir oyuncak alırsan, fırıncı bir ekmek fazla satabilir. Ama nereye kadar? Çünkü, bu ekonomide, çalışan insanları kaçınılmaz olarak sürekli azalacaktır. (Marx okuyun!).

“Harcayın” demek kolay. Harcanan ne peki? Ya birikimlerinizi harcayacaksınız, ya da borçlanarak -örneğin kredi kartı- harcama yapacaksınız. BUNLARIN HER İKİSİ DE FARKLI SORUNLAR YARATIR!

Doğrusunu isterseniz, ekonominin bu halinin en büyük nedenlerinden biri de, “alın, verin, ekonomiye can verin” kampanyası ile size önerilen şeydir! AŞIRI HARCAMA! Bu, ABD’de patladı. ABD, yıllardır inanılmaz harcıyor ve hiç birikim yapmıyor. Doğal olarak, bu harcamaları da borçlanarak finanse ediyorlar. ABD, en yakın ikinci ülkeye göre neredeyse 10 kat daha fazla dış borca sahip! İçeride ise, “tefecilerin” elinde oyuncak olmuş durumdalar. Yani durumları Türkiye’den farklı değil.

Bir malı ya da hizmeti almak için iki şansınız var: ya birikimlerinizi kullanacak ya da borçlanacaksınız. Borçlandığınızda ise, bunun karşılığı olarak bir faiz ödersiniz. Bunu sonsuza kadar sürdürebildiğiniz sürece sorun yok; ancak geçmişte Türkiye’ye de oldu, şimdi ABD’ye oluyor: günün birinde borcun vadesi gelecek ve şapa oturacaksınız.

Yani, “harca,harca ekonomi canlansın” demek, zaten tasarruf oranı düşük bu ülkede, ekonomiye haciz getirir. Bu öneri ekonomiyi canlandırmaz; sadece bu işi finanse eden büyük sanayiciyi ve bankaları daha da zengin eder. İşsizlik azalmaz ya da batan küçük esnaf -muhtemelen- kurtulmaz. Bugün tasarruflarınızı erittiğinizde, eğer varsa tabi, yarınki ihtiyaçlarınızı karşılamak için ister istemez borçlanmak zorunda kalacaksınız. Bu durum, sadece bankaların işine yarar. Uzun vadede sanayiciye de faydası yoktur. Ekonomi iyi de olsa, krizde de olsa, sadece tek bir işletme kar eder: banka.

Krizin çözümü, TV’de gösterilen şey değildir. Evet; faiz olmasaydı bu işe yarardı, ama faiz olan bir ekonomide -ya da “İslami bankaların” uydurmasıyla “kar payı” ! – bu sorunu daha da derinleştirir.

Peki çözüm ne? Onu da sonra konuşalım;)

MADEM ERGENEKON YOKMUŞ, ŞU SORULARA CEVAP VERELİM...

güncel | 27 Ağustos 2009

Pek muhterem bazı gazeteci abilerimizin dediğine göre Ergenekon yokmuş. Koskoca adamların yalan söyleyecek hali yok ya diyerek inandığımızı varsayalım; lakin akla bazı sorular da gelmiyor değil. Herkesin Ergenekon’u farklı tabii, benim Ergenekon’dan anladığım, devlet içindeki, çoğu zaman “gerçek” devletten daha güçlü ve muktedir olan derin devlet.

Şimdi sorularımızı soralım:

1.Uğur Mumcu’yu bir takım İranlı ya da Arap ayaktakımı mı öldürdü? Neden yahu? Adamların dinine mi küfretti? Avradını dağa mı kaldırdı? Cinayetin çözüldüğüne inanan var mı? Büyük siyaset adamı Erdal İnönü, “cinayet çözüldümü?” diye sorma ihtiyacını neden hissetti?

2.Petrol kuyularından çıkan cesetler, ayağı kayıp oraya düşüveren dikkatsiz vatandaşlar mıdır?

3.1 Mayıs 1977′de kalabalığa ateş eden o. çocukları kimlerdi? Polis neden ateş edenleri bulmak yerine kaçanların önünü tıkadı, bir kişiyi de panzerle ezip öldürdü?

4.Şemdinli olaylarının savcısına ne oldu?

5.Güneydoğu’da “çakma Hizbullahın” ne işi vardı? Bu örgütü kim “uydurdu?”

6.Cem Ersever’i neden öldürdüler, kim öldürdü?

7.Gaffar Okkan ve Eşref Bitlis’i de aynı tayfa mı öldürdü?

8.Bir ülkede nasıl olurda başbakana suikast düzenleyen biri, “yanlışlıkla” salıverilir?

9.Adnan Kahveci ve Recep Yazıcıoğlu’nun şaibeli ölümleri üzerine neden gidilmedi?

10.1993 Madımak olaylarını “dincilerin” tezgahladığına inanan var mı? Vali, Jandarma, Polis, neden insanlar cayır cayır yandıktan sonra müdahale etti? Normalde ağzını açmayan adamı coplayan zihniyet, “dincilere” neden bu kadar ılımlı davrandı? “Mübarek adamdırlar, çarpılırız” diye mi korktular?

11.Nasıl oldu da Susurluk davası “çözülemedi” ?

12.Mayıs 2007′de neden heryerde bombalar patladı?

13.AKP Kürt açılımı konusunda direnirse, özellikle bayrama doğru sağda solda bombalar patlar, kolluk kuvvetlerinin dokunmadığı birtakım “şeriatçılar” birilerini yakar ya da öldürürler mi?

14.Madımak olaylarından 2 gün sonra patlak veren Başbağlar Köyü vakası neyin nesiydi? Neden itirafçılara, tanıklara rağmen dava yıllarca sürüp bir sonuca bağlanamadı? Neden kolluk kuvvetleri olaydan 12 saat sonra müdahale etti? Neden delil bile toplanmadan cesetler kamyonlara yüklenerek götürüldü, evler dozerlerle dümdüz edildi?
Turkiyem pkk perincek1 300x203 resmi Madem Ergenekon yokmuş, şu sorulara cevap verelim... yazısı guncel  kategorisinde
15.Bütün Avrupa’da varlığı kanıtlanan, kimisinde yakalanıp hapse tıkılan, kimisinde devlet tarafından yok edilen Gladio bizde yok muydu? Bu nasıl iştir ki, “komünizm ile savasşmak” amacıyla kurulan bir örgüt, üstelik NATO tarafından kurulan bir örgüt, Türkiye’de örgütlenmez?

16.Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük gibi “ulusalcı” abilerimizin Abdullah Öcalan’la kanka olmasının belli bir nedeni var mıdır? Yoksa öyle davranıp Öcalan’dan bilgi mi sızdırmışlardır? Eline bayrak alıp Lausanne’a koşan Perinçek ile, Öcalan’ın militanlarını teftiş eden Perinçek aynı adammıdır?

Daha binlercesi sorulur bu soruların.

Ama içim rahat. Ergenekon yokmuş çünkü.

KARBON SALINIMI VE APTALLIK

güncel | Etiketler:, , — 25 Ağustos 2009

Dünyanın sonunu ahmaklık getirecek. Üstelik, bu yüzyılda ahmaklık yükselen değer haline geldi. Engizisyon öncesi dönemin bir benzerini yaşıyoruz. Vahim olan, köktendinci cehaletin yerini bu kez çok daha tehlikeli olan “yarımakıllı” cehaletinin almış olması.

Dünya belki de yok oldu ve farkında değiliz; çünkü bazı bilimadamlarına göre, artık geri dönüşü olmayan noktayı geçtik ve buzul çağına -ya da küresel çöl iklimine- doğru gidiyoruz.aptal kadinlar resmi Karbon Salınımı ve Aptallık yazısı guncel  kategorisinde

ABD ve kapitalizm, dünyanın yokoloşunu da dehşetle kabullenip samimi davranmak yerine, bundan da yolunu bulmanın derdine düştü.

Amerikalı ağzıyla söyleyeyim; Al Gore gibi adamların yaptığı şeyin adı “scam”. “Çevreciliğin” de yeni bir ekonomi doğurduğu ve bunun abartıldığı ortada – yoksa dünyanın yokolmak üzere olduğunu öğrendiğimde daha ortaokuldaydım. Peki neden şimdi “harekete geçtiler”?

Ekonomi daralmakta olduğu için. Daha “çevreci” arabalar, daha “çevreci” klimalar, daha “çevreci” ev aletleri, yeni bir işkolu yaratacaktı. Belki siz ya da ben, hemen “bu çok çevreci hemen alayım” diye tüketmeye girişmeyecektik ama, devlet kurumları, işyerleri, şirketler, fabrikalar daha çevreci klimalar, arabalar, bilgisayarlar kullanmaya zorlanacaktı. Şirketler bu yasaları çıkarmaları için devletlere avanta verecek, devletler de onların çöp döktükleri denizleri, hertürlü pislikle doldurdukları atmosferi görmezden gelecek, “çevreci ürünleri” sattıracak yasaları çıkaracaktı. Bu hareket kısmen başarıya ulaştı, yoluna da devam ediyor.

Fakat bu bizi kurtarmayacak. Dünyayı kurtaracak olan çevreci bir araba değil, derhal araba kullanmayı bırakmak. Çevreci klima değil, cam açmak.

Alternatif enerji kaynakları meselesi hala saçmalık düzeyinde. Dünyadaki tarım alanlarının altıda birini etanol üretmeye ayırırsak, sadece kara taşıtlarımızı yürütecek akaryakıtı üretiyoruz. Ve bilin bakalım ne oluyor, hala dünyanın kurtulduğu yok!

Bütün ormanları kesip yerine rüzgar türbini de koysak, bir boku kurtardığımız yok.

“Alternatif enerji” denilen rüzgar türbinleri ve güneş enerjisi olacak iş değil. Yakıt hücresi? Şimdilik zor. Elektrikli arabalar gibi feci çözümler ise derhal yasaklanmalı. Fosil yakıtlarla üretteğiniz elektrikle, yarım ton akü taşıyan bir arabayı götürüyorsunuz. 3 sene sonra o aküler, yarım ton tehlikeli atık olarak geri dönüyor. Geri dönüşümün ne olduğunun anlaşıldığını hiç sanmıyorum. İnsanlar herhalde bunun kara büyüyle olduğuna inanıyor. Geri dönüşüm, çoğu zaman daha pahalı, daha zahmetli ve daha fazla atık çıkmasına neden oluyor.

Peki insanlığın başka çözümü var mı? Gelecek vadeden yenilenebilir enerji projeleri var ama bize hızlı ve çok enerji lazım. Bunun en muhtemel yolu füzyon reaktörleri. (Fizyon değil). Ancak, muhtemelen dünya enerji tekeli o alanı da ele geçirmiş durumda: bir TOKAMAK reaktörü yapmak için ortaya çıkan ITER projesi, projeye 30-50 yıl arası ömür biçmiş! Bu, mevcut fonları bloke edip gerçekten çalışabilecek ve hızla yol alacak reaktörlerin yapılması için takılan bir çelme, bu bir komplo. Rezillik. Ne derseniz deyin. Üstelik tek füzyon reaktörü tipi TOKAMAK değil. Merakınız varsa, buradan başlayabilirsiniz: http://en.wikipedia.org/wiki/Nuclear_fusion

En korktuğum şey, global ısınma sorununun magazinleşmesiydi ve oldu. Yağmurun bile nasıl yağdığından habersiz çok büyük bir kitle, birbirine gösteriş yapar gibi “çevreci” oldu. Bazıları da sıkılıp bıraktı. (Daha önce Prius kullanan Brad Pitt, artık BMW 750 kullanıyormuş; karısı da Bugatti Veyron!). Böylece boku çıkarılan çevre mevzusu da, Burak Kut’un deyimiyle “yaşandı bitti saygısızca”. Şimdi yarı cahil kitle bu konuyu da rafa kaldırıp daha “trendy” mevzulara yelken açabilirler.

İSTATİSTİKLER

Blogumda toplam 6125 yorum ve 880 blog girdisi bulunuyor.

ARŞİV

1234567891011...Son »