MİNİ COOPER ALMAK ÇOK MANTIKLI

otomobil,pazarlama | 19 Temmuz 2007

mini cooper resmi Mini Cooper almak çok mantıklı yazısı otomobil  kategorisindeBMW, Cooper‘ı aldığında markayı yokedeceğini sanmıştım ama bunun yerine çok akıllıca Bir şey yaptı: modern kültürün ikonlarından biri olan markanın gücünü arkasına alarak, çok pahalı, çok şık, performansı ve iç tasarımı vasat ama kaliteli bir araç üretti. Gerek 30 yaş üzeri kitle, gerekse süpermini meraklısı gençler bu aracı tuttu. Çıkalı seneler olmasına rağmen, BMW zekice bir taktik izliyor; tasarıma neredeyse hiç dokunmadılar.

Böylece, daha 2 sene geçmeden aldığınız araba “komik” görünmüyor. Bu anlamda, başta ödenen yüksek rakamı hakediyor; zira yıllar boyunca demode olmadan kullanabileceğiniz bir araç. Zaten aman aman bir performans ve ekonomi sembolü olmadığı için, daha yeni teknoloji isteyenler bu aracı seçmiyor. Dolayısıyla, Mini Cooper sahipleri “teknolojisi eskidi” diye araçlarını değiştirmiyorlar.

Toyota Corolla gibi sürümden kazanmak ve sürekli yenilik yapmak yerine, BMW zaten varolan bir pop ikonu pek de fazla para harcamadan üretiyor ve aşırı yüksek karla satıyor. Satış adedi yüksek olmasa da, kar yüksek olduğundan ve reklam-tanıtım giderleri diğer markalara kıyasla diplerde gezindiğinden, Mini Cooper tam bir sağmal inek. Hem alıcı, hem satıcının kazandığı, nadir “adil” alışverişlerden biri…

 

MEDENİ ŞİRKET:REKLAMSTORE

pazarlama,reklam,web | 4 Temmuz 2007

Türkiye’deki şirketlere attığım maillara cevap verilmemesinden sık sık bahsediyorum. Ne de olsa, dünyada lider şirketler bunlar, ayrıca hissedarları müşir paşa torunları.

Az önce garip birşey oldu: Önce, ReklamStore’un bir blogu olduğunu öğrenip şaşırdım (insanlarla ilişki kuran Türk şirketi??) Sonra, bloglarına yorum bırakıp Joomla için hazırladığımız modülden bahsettim, ama yayınlayacaklarını sanmıyordum (bizim yapamadığımızı zibidinin biri mi yapmış sendromu).

10 dakika geçmeden, bir e-mail aldım, ReklamStore’dan. Herhalde, “yorumunuz için teşekkürler” tarzı bir otomatik yanıt sistemidir diyerek açtım ama değilmiş.

Adamlar gerçekten mail atmışlar!

Merhaba Barış Bey,

Önceden de tanıdığımız Pozitifpc’yi Reklam Store’da görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Yaptığınız eklenti için çok teşekkür ederiz. Daha önce bize Joomla’ya nasıl reklam ekleyebileceğini soranlar olmuştu. Bu modülün birçok kişinin işine yarayacağına eminiz.

İyi çalışmalar

Reklam Store Müşteri Hizmetleri

Ben ReklamStore’un önünü açık görüyorum, çünkü artık bizim insanımızda burunlarından kıl aldırmayıp, bir de insanları aptal yerine koymaya çalışan çok sayıda Türk şirketinden fena halde sıkıldılar. Bakın işte, ReklamStore’un gönüllü reklamını yapıyorum şu anda!

“Reklamın iyisi kötüsü olmaz” lakırdısına da inanmıyorum. Tanıdığım ve blog edinmek isteyen herkese, Mynet’i kullanmamalarını önerirken, reklam servisi olarak ReklamStore’u önereceğim. Bence reklamın en iyisi, yabancıların dediği gibi “word of mouth”, bir tanıdığınızın, üstelik de güvendiğiniz birinin tavsiyesinden daha değerli bir reklam yok.

FREELANCE'İN HAYATI -2:MÜŞTERİLER, NEDEN FREELANCE ÇALIŞANLARI SEVMEZ?

pazarlama | 4 Mayıs 2007

1.Hiçbir çocuk, James Bond olmak varken karakol amiri olmak istemez. Freelancer, bir şirkete girdiği anda James Bond, patron ise karakol amiridir. Freelancer, başına buyruktur.

2.Patron, her sabah, özgüvenini rakiplerine,ortaklarına ve çalışanlarına karşı tazelemek zorundayken, freelancer’ın yıkılmaz bir özgüveni vardır.

3.Patron, freelancer’ın serbest çalışma saatlerini, rahat giyiniş ve tavırlarını kıskanır.

4.Patron, freelancer’ın bitip tükenmez enerji ve kıvraklığını kıskanır.

5.Freelancer, yaptığı iş ve konumu dolayısıyla doğal bir karizmaya sahiptir. Patrona yalakalık yapmak zorunda olmayan personel, bir anda freelancer’ın çevresinde pervane olur.

6.Patron, freelancer yüzünden bir miktar karizma kaybeder.

7.Freelancer ağırbaşlı olmak zorunda değildir. Patronda tepki çekebilecek coupe ve küpe, freelancer’ı rock yıldızı yapar.

8.Şirkette çalışan kadınların çoğu freelancer’a kur yapar ve patronu çekiştirir.

9.Patron, freelancer’ın hem can simidi, hem zehir olduğunu bilir.

10.Patron, freelancer ile olan ilişkisinde denge kurmaya çalışır. Bu da onu zorlar.

11.Freelancer, patrona kendisinin,çalışanlarının ve şirketinin değersiz olduğu hissini aşılar; ne de olsa başı sıkştıklarında aradıkları adam o’dur.

12.Freelancer’ın birçok kapısı, patronunsa bir tek koltuğu vardır.

13.Patron, freelancer’a işi ya da parası konusunda böbürlenemez.

14.Freelancers do it better…(!)

ADİDAS..HEDEFİ KÜÇÜK TUT

Her nedense, eğer reklamcı olsam, dünyayı sallayacağıma inanırım. Bu kesinlikle bir hezeyandır muhtemelen; burnumu sokmadığım az şey kaldığı halde, ne bu alanda çalışmak için bir girişimim oldu, ne de birisine reklamcı olduğu için imrendim.

Birşeye merakınız varsa ve o şeyi yapamıyor ya da yapmıyorsanız, eleştirmen olursunuz (futbol yazarları, sinema eleştirmenleri vs)

Adidas’ın reklamı bana çok kuru geliyor ve seyrederken sıkılıyorum. Neymiş, Beckham penaltı kaçırmış çok üzülmüş, Yunanistan maçında gol atınca herkes alkışlamış (o maçta kupayı kaybeden tarafta oynamıyor muydu?)

Yok zibilyon maçta kenarda oturan biri varmış, oynatacak adam kalmayınca çık oyna demişler, o da 0 numaralı formayı giymiş.

Daha canlı birşeyler gerek, bunlar insanı gaza getirmiyor.

Ben, düşmanımın kafasını kör testereyle koparmak, kafatasından kanını içmek, karısına tecavüz etmek ve çocuklarını kölem yapmak istiyorum. Spor yaptığımda, sadece bunun için yaptım. Kendi biricik tatlı egomu tatmin etmek, bir nevi mastürbasyon…

Sporda duygusal hanım evlatlarına yer yok. Düşmanım yeterince güçlü değilse, onu yenmekten tatmin olmam.

Zaten güçsüz olan düşmanımı ezmek için, bir tshirt’e 2 Napoleon Konyak parası vermem.

MP3'ÜN SONU MU GELİYOR?

bilgisayar,ekonomi,pazarlama | 29 Nisan 2007

Haberin başlığı “Microsoft 1.5 milyar $ tazminat ödeyecek”

Tarih, 23 Şubat 2007.

Davayı açan, Lucent şirketi, yıl 2003. Lucent, davayı kazanmış. Microsoft, zamanında Franhaufer enstitüsünden 16 milyon dolara aldığı mp3 kullanım lisansı için şimdi 1.5 milyar dolar ceza ödemek zorunda. Aslında karar haksız bir karar; zira Microsoft’un burada bir kötüniyeti sözkonusu değil. Sorun, aslında Bell ile Franhaufer arasında.

Lucent, davayı emsal göstererek, Apple gibi büyük şirketlerden de yüklü tazminatlar alabilir. Bunun sonucunda iki şey olabilir; ya şirketler mp3 formatını bırakacak, ya da lisanslama maliyetlerindeki artış ürün fiyatlarına ciddi biçimde yansıyacak.

Bence bu harika bir gelişme. Umarım en kısa zamanda iğrenç bir kodlama teknolojisi olan mp3′den kurtuluruz.

İSTATİSTİKLER

Blogumda toplam 6125 yorum ve 880 blog girdisi bulunuyor.

ARŞİV

123456789