ÇİN MALI "MERCEDES SL":BYD B8

silah | Etiketler:, — 20 Haziran 2009

Elbette sadece kötü bir kopya. Aksini iddia etmek, Etox’a “Ferrariye Türk rakip geldi” diyen basınımız seviyesine inmek olur!

Temel olarak bir Mercedes SL’in yaptığı herşeyi yapıyor BYD B8. Ayağınızı yerden kesiyor, otomatik açılan metal bir tavanı var. Sanırım “orjinal” Mercedes SL’den biraz daha ağır, yaklaşık 1.6 ton. 2 litrelik ne idüğü belirsiz bir motoru var ve 14 saniyede ancak 100′e çıkabiliyor.

Fiyat? 22.000-37.000 dolar arası.

Fiyat çok ucuz değil; özelliklede naylon görünümlü koltuk gibi detaylara dikkat ederseniz. Ancak gerçek şu ki, belki 10 sene sonra, Çinliler artık lüks markalarında korkulu rüyası olacak. Zamanında Japon arabalarına “gülen” batı, bugün Lexus gibi markaları satın alabilmek için birbirinin gözünü oyuyor. Kore de yavaş yavaş kendini kanıtlamaya başladı. Tata diye dalga geçtiğimiz Hint şirketi Jaguar’ı satın aldı. (Ne ironik bir durum, zamanında Hintlileri kurşuna dizen İngilizlerin bindiği arabaları şimdi onların torunları üretiyor!)

Ama imajı zayıf filan gibi gerekçeler ileri sürebilirsiniz. Bu da oldukça tartışmalı bir konu. Eh, bazı markaların ciddi bi yarış mazisi filan var, şu “heritage” dedikleri şey. Ama o “heritage” içinde savaş makinasını yağlamak filan gibi kanlı bazı faaliyetler de var. Ben ceylan derisi koltuğumda oturur IQ’su bel ölçüsünden düşük hatunla günümü gün ederim diye de bakabilirsiniz.

İmaj dediğiniz şey de kolayca “yapılır”. Ne bileyim, batan bir şirketi alır,markasını kullanırsınız. Olmadı, iki ünlüye bedava verip Cannes’da filan fotograflarını çekersiniz, halledilir.

Şimdi kalkıp Çinliler arabadan ne anlar diye yorum yapanlar da olacak, öyle ya araba yapmak uzaya gitmekten daha zor.

[imagebrowser id=8]

OTOMOBİL KÜLTÜRÜ

silah | 6 Nisan 2009

1968 jaguar e type 300x200 resmi Otomobil Kültürü yazısı silah  kategorisindeZamanında Jaguar XF’i yerden yere vurunca çok kötü tepkiler aldım. Elbette bunu umursuyor değilim; 700′ün üzerinde yazı yazdım ve artık yazdığım herhangi bir yazıya, kimlerden ne tepki gelebileceğini az çok kestirebiliyorum. Üstelik doğru bildiğimden dönecek yapıda biri de değilim. Zaman içinde bazı yanlışlar yaptığımı fark edersem, bunlardan da seve seve dönerim.

Otomobil benim için garip bir oyuncaktı. Artık bir anlamı yok; çünkü İstanbul’da araba kullanmak, bir trene binip oyuncak vites ve direksiyonunuzla oynamaktan pek de farklı değil. Arabanın verdiği ve beni çeken o özgürlük hissi, dakikada 3 metre ilerleyebildiğiniz trafikte doğal olarak yok oluyor. Araba benim için artık tercihan başkasının kullanmasını tercih edeceğim bir para tuzağı.

Otomobil gibi, tamamen materyalizme (felsefi anlamda materyalizmi kastetmiyorum; hala materyalist filozofları “işte batılılar böyle maddiyatın kuklası olmuş” diye eleştiren, materyalizmin ne olduğunu bilmeyen gerizekalı köşe yazarları var!) hizmet eden bir aracın, benim farkındalık düzeyimde birinde bir iz bırakmış olması o kadar da sert değerlendirilmemeli. Zaten hiçbir zaman “Ferrariyi alıp caddeye çıksam, iki paralık kevaşelerin kıçında dolaşıp paramla rezil olsam” gibi bir hayalim hiç olmadı. O alanda bile anarşist fikirlerim var! Eğer bir Ferrari alacak param olsaydı, ve o parayı sadece araba alarak sokağa atmak durumunda kalsaydım, bir Mitsubishi Evo alır, direk İngiltere’ye gönderir, iyice modifiye ettirdikten sonra Ferrari sahipleriyle dalga geçerdim. Ya da, Koenigsegg gibi bir egzotik alırdım.

Yalnız, “ben arabadan anlarım” diyecek birinin bazı şeyleri bilmesi gerekir. Sadece kaşarlı tost ve kebap yedikten sonra, “en iyi tostu ve kebabı yapan yerleri bilirim, o vakit ben bir gurmeyim” diyemezsiniz. Elbette derseniz sizinle dalga da geçmezler; o kadarcık bile kaale alınmazsınız.

Jaguar XF, “günümüzün standart ve bakış açısına göre” kötü bir araç değil. Hatta bazı artıları bile var. Sorun, onun bir Jaguar olmaması.

Jaguar almamak için birkaç neden sayayım : parçası pahalı, servis alabileceğiniz yerler soru işareti (yetkili servisten bahsetmiyorum), Hintli Tata’nın eline geçtikten sonra geleceği şüpheli. Kalite düzeyi de öyle. Şu an için sorun olmayabilir; ama yarın öbür gün, Tata üretimi rot başını 1000 kilometrede bir değişip, üstüne de Mercedes parçasından daha fazla ödemek durumunda kalabilirsiniz.

Gerçek bir Jaguar olsaydı, aracı alacak kişi bunların hiçbirini umursamazdı!

Dikkat edin; belli bir markaya ya da modele bağı olan kişiler, aracın meziyetleri ile birlikte, mütebessim bir ifadeyle kötü, hatta berbat taraflarını da sayar ve bunları zerre kadar umursamazlar!

XF’in önü bile Jaguar’a benzemiyor. İlk gördüğümde, “bu Hyundai mi, yoksa Çinliler lüks araba olayına mı girdi” dedim. Yandan ise güzel görünüyor, ama yine Jaguar’a benzemiyor. Ama hakkını yemeyelim; arkadan bakınca Jaguar olduğu anlaşılıyor. Araçta, Jaguar’ın klasikleşen uzun kaput, ince hatlar (sleek kelimesi Jaguar’a cuk oturur)  gibi alamet-i farikaları eksik. İçi de şık ama Jaguar’ın “bunun içini döşemek için Sherwood ormanını yok etmişler” dedirten, bol ahşaplı sıcaklığı yok. Soğuk ve plastik duruyor.

Ve inanın şimdiye kadar Jaguar alan ve o arabayı seven çoğu kimse, Jaguar’ı BMW’den ya da Mercedes’ten daha iyi olduğu için almamıştır. Çünkü Jaguar, bir-iki istisnası dışında, asla Mercedes ya da BMW  kadar iyi olmadı. Motorları asla Almanlar kadar ekonomik ve güvenilir olmadı. İç mekanları asla Almanlar kadar rahat değildir. Upuzun boyuna rağmen, arkada bacaklarınız sıkışır, boyunuz uzunsa kafanız tavana değer. En lüks modelinin bile içi  zamanla dökülür; oysa 30 yıllık 200 Mercedes’in içinde bir tıkırtı bile duyamazsınız.

Aynı şey Citroen için de geçerlidir; Citroen ve Peugeot (ya da Renault) arasında dağlar kadar fark bulunur. Tabi eski modellerden bahsediyorum. Citroen alıcısı kalbinin, berikiler aklının sesini dinler.

Keza Alfa Romeo’da, azıcık mantığına uyan birinin alacağı araba değildir. Ama boxer motorun sesi, olağanüstü hassas ve iyi tepkiler veren direksiyonu hastasını çeker. “Normal” biri ise, rakiplerine göre yüksek yakıt tüketimini, kötü işçiliğini, ikinci elde anormal değer kaybını, mekanik kusurlarını kaldıramaz.

SESSİZ SEDASIZ LİMO: LİNUX TABANLI CEP TELEFONU PLATFORMU

silah | Etiketler:, , , — 23 Ekim 2008

moto u9 resmi Sessiz sedasız LiMo: Linux tabanlı cep telefonu platformu yazısı silah  kategorisindeGoogle’ın Android projesi her ne kadar “açık” ve “Linux tabanlı” olsa da, benim hala endişelerim var. Bu endişelerimi zaman içinde toparlayıp yazma niyetindeyim. Temelinde ise şu var: Çoğu bilgisayar kullanıcısı, Microsoft’u “şeytan” zannederken, Google gerçeğini görmüyor. Google’ın hakımızda herşeyi bilmesi ve sırf kaynaklarının çok az bir kısmını kendi kullandığı özgür yazılımlara aktardığı için “melek gibi” algılanması beni rahatsız ediyor.

Anlaşılan,tek rahatsız olan ben değilim. Symbian’ın kurucularından da olan Motorola’nın başını çektiği bir grup, LiMo’yu kurdu. Linux Mobile. (Söylememişler ama, açılımı anlamak için çok zeki olmak gerekmiyor!)

Görür görmez developer olarak kayıt oldum ve “hasretle” SDK’ları bekliyorum. Şu an LiMo üzerinde sadece C ve C++ kullanabiliyorsunuz; ancak Java ve Symbian S60 Feature Pack 2 ile gelen “widget tabanlı” bir altyapı yoldaymış.

razr2 v8 160x300 resmi Sessiz sedasız LiMo: Linux tabanlı cep telefonu platformu yazısı silah  kategorisindeLiMo tabanlı telefonların bir kısmını Türk tüketicis de tanıyor; özellikle RAZR2 V8 ve U9′u. Diğer üreticilerse bizim pek tanımadığımız üreticiler. LiMo’nun platform olarak bazı eksileri olduğu ortada; her ne kadar spesifikasyonlar yayınlanmamış olsada. O zaman nereden biliyorsun derseniz, nedeni verilen telefon listesinin genelde giriş ve orta düzey modeller olması. Zaten Linux platformunun neyi yapıp neyi yapamadığını (henüz) az çok bu konuyla ilgilenen çoğu insan biliyor.

Elbette, ilk akla gelen soru, “LiMo tutarmı?”

Bence tutar. Android, Smartphone odaklı bir sistem. Ben uzun vadede, Smartphone pazarındaki yarışın Android,Symbian ve Windows Mobile arasında olacağını, hatta bu yarıştan %99 Symbian’ın muzaffer olarak ayrılacağını düşünüyorum.

Giriş ve orta seviye cihazlar ise şimdiye kadar standartlaşma konusunda ihmal edilmişlerdi; her üreticinin kendi geliştirdiği, bir kısmı oldukça primitif OS’ları vardı. Bu cihazlarında ileride belli bir standarda oturacağını hayal etmek güzel; çünkü bu maliyetleri düşürecek ve markalar arasındaki geçişi nispeten kolaylaştıracaktır. (Hala eline Symbian tabanlı iki ayrı marka telefon alıp, Symbian’lı Nokia’nın menülerinin daha kolay olduğunu söyleyenler olsada!)

LiMo vakfının sitesi:http://www.limofoundation.org

NVİDİA'NIN CUDA'YI PAZARLADIĞININ RESMİDİR:NVİDİA GPU'LARI, ADOBE CREATİVE SUİTE CS4 UYGULAMALARINI HIZLANDIRIYOR

silah | 30 Eylül 2008

Burada zaten bahsetmiştim, ama biraz daha bahsetme ihtiyacı duydum. Sektör açısından aslında çok önemli bir gelişme; zira oyun oynamak dışında atıl duran, çoğu zaman bilgisayarımızın kendisinden daha pahalıya mal olan ve aşırı enerji harcayan ekran kartlarımız artık bir işe yaramaya başlayacaklar.

Konuyla ilgili çok az bilgi var ama kesin olanlar şunlar: hızlandırılan uygulamalar Photoshop, After Effects ve Premiere Pro. Photoshop CS4, normal GeForce serisi ekran kartları ile hızlandırmanın nimetlerinden yararlanırken, anlaşılan o ki Premiere Pro CS 4 ve Affer Affects CS 4 Nvidia CUDA kullanıyor. Zaten bunun için, bahsettiğim uygulamaları hızlandırabilmek için Quadro FX serisi bir kart kullanmanız şart.

Adobe gibi binlerce programcısı olan ve istediğinde Nvidia’nın kapısını çalabilecek bir şirket için elbette CUDA uygulamaları geliştirmek zor değil. Ancak sektörün çoğu böyle değil. Örneğin, GNU C Compiler’ın derleme işlemi için CUDA üzerinden bir Quadro üzerine thread açtığını düşünün. Bunun mümkün olup olmadığından bile emin değilim: zira ekran kartlarının RAM erişimi filan gibi konularda programlama düzeyinde bilgim yok. Ama böyle bir iş yükünü zaten büyük fedakarlık ve zorluklar altında çalışan GCC kullanıcıları nasıl kaldırabilirler? Üstelik CUDA’yı programlamak cidden zor ve şu an, muhtemelen de çok uzun sadece C++ kullanılabilecek.

Peki Nvidia’nız yoksa ne yapacaksınız?

AMD ve Nvidia bana göre ilerde birgün anlaşmak zorunda kalacaklar. Neden mi? Intel, GPU’ları yeryüzünden silmek için bastırıyor. Böylece en büyük rakibi AMD’ye büyük bir darbe vuracak ve sürekli x86 tabanlı işlemci yapacağı iddia edilen Nvidia’yı sindirecek. (Ki Nvidia’da bunu başaracak her kaynak var) Üstelik Core i7′nin çıkışı ile gerçek bir performans devrimi yaşayacağız. Bu tip gelişmeler gerçekten GPU’ya olan ihtiyacı ortadan kaldıracak,en azından reel olarak. Elbette yazılım şirketleri yıllardır anlaşmalar yaptıkları AMD ve Nvidia’yı kollayacaklardır ama diğer tarafta da Intel’in gücü ve yaptıkları oyunların ucuz bilgisayarlarda çalışabileceği gerçeği var.

Böylece yakın bir gelecekte GPU’ların oyun pazarındaki etkisi artık eskisi kadar önemli olmayabilir; ama müthiş işlem güçleri de olduklarını inkar etmeyelim. Yıllar önce yapmaları gereken şeyi şimdi yapmaya başladılar. Önce HPC alanındaki çalışmalar başladı; Nvidia CUDA ve ATI Stream ile. Şimdi Nvidia masaüstü uygulamalara girdi.

Yapılması gerekenler var.Bu iki dev, eğer bir konsorsiyum oluşturup grafik kartlarının basitçe oyuna katılabileceği ortak bir API yayınlarsa emin olun çok büyük bir hızla kabul görecektir. Birçok programcı, yazılımlarının hızlı çalışması için gerçekten kolay kullanılabilir API’leri kullanmayı tercih edecektir. Doğrusunu isterseniz, başka türlü de GPU’yu masaüstü uygulamalarda kullanma fikri gelişmeyecektir. Düşünün, Adobe Photoshop’da işlediğim resmi CorelDraw’da açmak için Nvidia’yı söküp yerine AMD Radeon’u mu takacağım?

MALATYALI ARKADAŞLARIN FN HERSTAL F2000, H&K MP7, HK 416 VE HK 417 SEVGİSİ!

silah | Etiketler:, , — 24 Ağustos 2008

fn herstal f2000Malatyalı bir ya da bir grup genç, silah sitesi açmışlar. Buraya kadar iyi güzel, zira silahları sever ve de tanırım. Ancak bundan sonrası boka sarıyor. Niye mi? Arkadaş ya da arkadaşlar, çeviri programı kullanmışlar. Üstelik, bu çeviri programları kazmadır filanda, ben böylesini görmedim!

Başlarda asabım bozuldu, sonra fotograflara filan baktım. Fena fotograflar yok. Artık nereden arakladılarsa, enteresan bazı silahlar da bulmuşlar.

Mesela, midyesinden ve Browning’in den başka (FN Herstal) birşeyi işe yaramayan ve güzel olmayan Belçika’nın F 2000′inin özelliklerine bakalım:

Fn f2000 tüfek belçikalı askerle ateşleniyor. Not ortaya çıkan durumu harcadı Tüfekin öndeki limanı

Caliber 5.56×45 mm nato:

Aksiyon: Gaz dönen sürgüyü işletti

Kapsamlı uzunluk 694 mm:

Fıçı uzunluk 400 mm:

Ağırlık 3.6Standart konfigürasyondaki kilogram boş; 4.640mm el bombası fırlatma rampasıyla kilogram

Dergi kapasite (nato / stanag tip dergi 30 toparlak:

İlk cümledeki limanın “dock” olduğunu anladım. Bu modüler bir silah; mesela buraya bombaatar filan takılabiliyor. “Ortaya çıkan durumu harcadı” ise ne demek anlamadım.

Gaz dönen sürgüyü işletti”, “gas-operated blowback”. Bu da iyi. “Fıçı” dediği şey “barrel”, zira bu kelime hem fıçı, hem de namlu anlamına geliyor.

“Dergi” de magazine oluyor; o da hem dergi, hem şarjör anlamına gelme talihsizliğine sahip.

“Mermi”ye toparlak da diyebilirmişiz; round yuvarlak demek aslında “toparlak”dan ziyade; neden yuvarlak değil onu anlamadım!

F2000 tüfek dönen sürgü seçici ateşi işleden bir gazdır silah featuring bir boğa pup yerleşim düzeniyle bir polymer stok. ”

Buradan anlamamız gereken, F2000′in gaz geri tepmeli, bullpup (boğayı çevirmiş(!) pupda şapa oturmuş) dizayn, polimer dipçikli bir tüfek olduğu!

Geç 1980s ve erken 1990s sırasında Fn herstalın başlattığı ünlü belçikalı şirket saldırı tüfek dünyaya onun sonraki girişini ara. Amaç bu sıralarda bir moderni modüler üretmekti , silah ve bu sonuç olarak sonuçlandılar , ilk olan fn f2000 tüfek 2001′de halkta gösterdi. F2000 en popülerin tümünü teklif eder , modernin özellikleri tamamen bir pudralık bullpup yerleşim düzeni olarak tüfeğe bunun gibi saldırır , ele alan iki elini de kullanabilen ve bir modüler bol miktarda seçmeyle tasarlayıp onsu zaten mevcut eklerler hangi belirli görev için “tailored” olmak için tüfeğe izin verir ya da taktik durum. Örneğin barışı sürdürme operasyon f2000 için daha az lethal m303 underbarrel oran birimiyle uygun olabilirdi hangi ateş göz yaşartıcı gaz ya da işaretleyici roket kullanma pre sıkıştırılmış hava. çeşitli 40 diğer taraftan f2000 uygun olabilirdi Fn eglm el bombası fırlatma rampaları ve bir mülk sahibi standart alçak büyültme optik görüşün yerine ateş kontrol sistemini bilgisayarlaştırdılar Şimdiye kadar fn f2000 tüfek slovenyanın silahlı kuvvetlerini içeren tek birkaç alıcıyı buldu Ve belçikalı özel operasyon kuvvet. Ne var ki söz veren birçokun birisidir çarşıda tüfeklere saldırın

Fs2000 olarak oldukça yakın zamanda fn ayrıca f2000′ın bir sivil versiyonunu bilinen tanıştırdı Bir az çok daha uzun fıçıya sahiptir ve semi otomatik ateşe kısıtla. Aksi halde Büyük ergonomi ve 100% ambidexterityle aynı mükemmel silahtır

F2000 tüfek dönen sürgü seçici ateşi işleden bir gazdır silah featuring bir boğa pup yerleşim düzeniyle bir polymer stok. O Fıçı uzatmaya kilitleyen piston ve bir 7′in sürgüyü döndürmeyi sürükledikleri bir kısa kurslu gazdan yararlanın. F2000 tüfekin tek özelliği onun patentli ön çıkarma sistemidir: Bir özel çıkarmayla burunsallıkın yanında çıkarma limana silahın geri bölümünden oda seyahattan çıkaran durumları harca tüp ve tartış shooterden mesafenin yüzleştiğir güvendedeki silah. Bu yola giren bir özel sallanan rehberi kullanmayı başarılır sürgüyü kapatıp yönelt çıkarma tüpe sürgü yüzü beklenen durumu harca sürgünün daha alçakı sürüklediği aynı zamandası dergiden bir taze kartuşu soyuyorken. Kaldıran kullanma yükselinir , iyi ileri solda yanı uzadır , hemen önün üstünde sıkı tutar ve kolayca işletilebilir , sağ elle silah tutulduğu zaman sol uzattı. Seçici düğme dibinde yükselinir tetik koruma. Bu özelliklerin tümü yapmak birleşir , ilk genuinely iki elini de kullanabilen bullpup eşit kolaylıkla kullanılmış olabilir doğru ve sol elli shootersle gerektiren ayar olmaksızın. Onun standart konfigürasyonunda f2000 tabanca kabzasının çevresinde kusursuz biçimde dengelidir

(farklı görüş ve saha etc için) silahın üstündeki standart raydaki inşa eden stok ve bir (el bombası fırlatma rampası non lethal oran birimi etc olarak bunun gibi) ek oran birimi kurulabildiği tetik korumanın nokta önde yükselmeyi. Temelde üstteki rayı yükseldiği konfigürasyon bir 1.6x büyültmeyle uygundur optik görüş ve noktanın bir değiştirilebilir handguardla kapandığı yükselen daha alçak. Şu anki saatta tüfekin yükseltilebildiği f2000 göreve bağlı oluyor , 40 mm alçak hız el bombası fırlatma rampasıdır daha alçakta handguardın yerine yüksel ya da m303 non lethal oran birimiyle; Diğer seçme handguardstır lazer ibreler ya da el fenerlerinde inşa et. Standart alçak büyültme mücadele saha hangi bir diğer sahayla örtünün değiştirilebildiği onun üstünde açık görüşü destekle Piatiny tarz yükselin ya da mülk sahibiyle her iki için lazer rangefinderle ateş kontrol oran birimini bilgisayarlaştırdı tüfek ve 40 mm el bombası fırlatma rampası”

Çok şahane bir açıklama olduğu için hızını alamamış,komple yazmış ne varsa.

Bu arada, ambidextrous’a güzel bir karşılık arıyorum cidden; iki elle kullanılabilen şeyleri açıklayan tek bir kelime var mı?

Bu arada MP7′nin de “Bu silahın başka avantajı şudur , zar zor geri teper. 900 rpmda bir incredibly versatile ve güçlü silahtır ” olduğunu öğrendim.

hk416 1 resmi Malatyalı arkadaşların FN Herstal F2000, H&K MP7,  HK 416 ve HK 417 sevgisi! yazısı silah  kategorisindeResimde gördüğünüz de, HK 417′nin “geçerli 12yle hk417 tüfekin versiyonu 30cm fıçının uyduğu / Geceyle teleskopla bakma bipod ve bir ses tartışmayı yürüteni katlayan görme adaptör ppP susturucu “ versiyonu.

Böyle giderse site açmak isteyenlere gerçekten ehliyet vermek, en azından cezai ehliyeti olduğundan emin olmak gerekecek.

  • Twitter!!
  • FriendFeed
  • Flickr
  • az kaldı!

İSTATİSTİKLER

Blogumda toplam 5836 yorum ve 846 blog girdisi bulunuyor.

ARŞİV

12345678