HALK DALKAVUKLUĞU-POPÜLİZM

toplum,tv | 22 Haziran 2007

39353 resmi Halk Dalkavukluğu Popülizm yazısı toplum  kategorisindeÇok az insan, kendini mükemmelliğe ve daha iyisini yapmaya adamıştır. Rahatsız edici bir merak, gerçeği arama arzusu, maalesef insan nufüsunun çok azında vardır. Birçok güzelliği anlamak, sanatı anlamak, bilimi anlamak için, belli bir eğitim, çaba, muhakeme yeteneği gerekir. Ama her insan, bir doğa olayından, örneğin gökgürültüsünden, etkilenir. Seks, herkesi etkiler. Güzel yemeklere pek azımız karşı koyabiliriz. Son saydıklarım, tamamen ilkel yanımızla alakalıdır ve dikkat ederseniz, bunlar hayvanlarla olan ortak paydamızı teşkil eder.

Ayasofya‘nın, Selimiye‘nin içine girip de, devasa kubbesinden, azametinden etkilenmeyecek çok az insan vardır. Ama çok az insan, onu yapan insanı heç şiddetle kıskanır, hem de karşısında eğilip saygısını sunmak ister.

Medeniyetimizin gelişmesi, daha fazla “insanlaşmış” nufüsun çoğalmasına bağlı. Kendi çevremde bile, yeteneklerini ancak çok ileri yaşlarda, tesadüfen keşfetmiş insanlar gördüm. Maalesef, belli bir yaştan sonra keşfedilince, o yetenekler hiçbir işe yaramıyor. Hem o insanın ruhu, hem de bize verebileceği güzellikler ölüp gitmiş oluyor; çoğu da bedbaht bir şekilde göçüp gidiyor bu hayattan…

Büyük liderlerin vizyonları, sadece geniş topraklar ve altınla dolup taşan hazineler yaratmak değildir. Napoleon, Fransız halkını cehaletten kurtarmak için, zoraki birçok reform yaptı. Lenin, çok katı bir eğitim sistemi uyguladı. Beğenmediğimiz, kütüphane yaktıran Hitler bile, safsata ve yabancı düşmanlığı dolu eğitim sisteminde bilime önem verdi. Bugün, hem ABD, hem Sovyetler Birliği -eski Sovyetler tabi!- süper güç olmalarını dağılan Almanya’ya borçlu. (Bununla ilgili bir hikaye anlatılır ve gerçektir: 1950 ya da 60′larda, ABD ve Rus savaş jetleri havada karşılaşırlar ve iki tarafta küçük bir şok yaşar. Jetler, ayırd edilemez biçimde birbirine benzemektedir. Nedeni basit; iki tarafın savaş uçağı tasarımcıları da, aslında Von Braun ekolünü devam ettirmektedirler.)

Atatürk’ün son derece özenli ve güzel giyinmesi, cumhuriyet baloları, elbette gösteriş sevdası değildir. Milletinin kalitesini artırmak için atılmış adımlardır bunlar. Okullarda okutulan ilk geometri kitabını bizzat Atatürk yazmıştır, birçok geometri teriminin Türkçe isim babası, yine odur. Elbette, dönemin son derece kötü ekonomik koşulları altında, insanlar Atatürk’ün giyim tarzını taklit edemezlerdi; ama o dönemde yaşamış insanlara bakın; oturup kalkmasını, konuşmasını, giyinmesini bilirler.

“Halk bunu istiyor” sloganı, maalesef halk tarafından da kabul görür. Çok az insan, “ben buna mı layığım” diye soruyor; haksız da değil. Birçoğu, daha iyi örnekleri hayatında hiç görmemiş. Pop kültüre bu kadar düşman olmamın en büyük nedenlerinden biri de budur.

Bu halk dalkavukluğu yüzünden, her yıl sayısız insanı, basit ve anlamsız bir hayata kurban veriyoruz. Çoğu insan, sadece hayvansı hazlar yaşayarak ve hayvansı hazlar yaşatarak ölüyor.

İnsanları biraz dürtmek, biraz zorlamak gerek. Bunu televizyonların, gazetelerin, popüler yazarların yapmasını beklemek aptallık olur.

Çözüm ne derseniz, ben de bilmiyorum. Bu belki bir kampanya ile olabilir. Düşünsenize, şimdi İbrahim Tatlıses çıkıp keman çalmayı öğrense, Hülya Avşar önemli bir üniversitede felsefe okusa, Mustafa Sandal mimar olup Ayasofya’nın kubbesini restore etse, ne kadar çok insan gaza gelirdi!

SUDAN UCUZ AKARYAKIT İSTİYOK!

toplum,tv | 19 Haziran 2007

Cem Uzan’a palavracı diyenler, bakalım Mehmet Ağar’a ne diyecek! İnce Memed değil bu, Ağar Mehmet; bana biraz sıkarmış gibi geldi öyle palavracı filan demek.

Az önce TV’de gördüm; kızdırmışlar Mehmet Ağar’ı. Kan ter içinde kaldı, bas bas bağırdı adamcağız. Cem Uzan 1 YTL yaparda, köylünün kıratı bunun altında kalır mı! Ağar, mazotu 1 YTL’nin altına indireceğiz dedi. Hadi bakalım! Ne güzel şey rekabet, vatandaş ucuz mala kavuşuyor dimi? (Kafasını sallayan enayi oldu mu acaba?)

Ya sahi, Demirel’in bana iki anahtar borcu var. Onu da şimdi Ağar’dan mı isteyeceğiz, yoksa Demirel Cumhurbaşkanı olunca mı verecek?

DEPREM DEDE NE OLDU?

depremdede resmi Deprem dede ne oldu? yazısı bilim  kategorisindeDeprem dedeyi hatırlar mısınız? Hani ak saçlı, ama hafif asık suratli deprem dedemiz vardı; “korkmayın çocuklar, deprem olacak ama herkes de ölmeyecek, deprem değil, ihmal öldürür” türünden nasihatlar verirdi. Deprem dede, şöhret oldu.

Herkes şöhreti kaldıramaz, medya da, insan hafızası da nankördür; gün gelir unutulur gidersin.

Deprem dede, inşaat reklamlarının yüzü oldu, siyasete soyundu. Ama herkes unuttu deprem dedeyi. Bakın, adını bile unutmuşum. Gerçekten de unuttum, şaka değil! Oysa, 1-2 sene boyunca her gün televizyonda gördüğüm halde…

Geçenlerde yine gördüm deprem dedeyi; yine bir inşaat reklamında, “top atsan yıkılmaz” anlamında bir lakırdılar afişin altında. Muhtemelen sonradan görmeler için yapılan sitelerden biridir; adına bile dikkat etmedim. Hani şu “Ottoman Delight Residence” türü zırvalıklar var ya, alıp otursan içine, belki kendinden hödük kız arkadaşını (nazik olsun diye kız arkadaş diyorum) “paşa dedemden kalma” diye kekleyebileceğin, yalıyla modern İskandinav mimarisinin çiftleşmesinden vucut bulan mutant mimarilerle yapılan, tuhaf evler.

Şimdi düşünüyorum, allah saklasın, 98 depremi gibi bir deprem olsa, seni ararlar mı deprem dede? Yine çıkarmısın televizyona? Çıksan da, ben sana inanır mıyım?

(Resmini ararken ismini de buldum deprem dedenin; Ahmet Mete Işıkara. Camilerde vaaz verecekmiş deprem hususunda. Yaşar hocayı da al yanına deprem dede, kıraat eder,okul günlerini yadedersiniz)

Mİ NOMBRE ES EARL-RANDY HİCKEY!

tv | 12 Haziran 2007

if you’re lost you can look–and you will find me
time after time
if you fall I will catch you–I’ll be waiting
time after time

Yaş 32 olduğundan, Cyndi Lauper dönemini de elbette hatırlıyorum ve o zamanlar nefret ettiğimiz bazı şarkılar şimdi tatlı filan gelmeye başlıyor!

Şu sıralar favori dizim My Name is Earl. Randy ve Earl Hickey öyle muhteşem bir duo oluşturmuşlar ki, hangisinin favorim olduğuna karar veremiyorum. Ama kesinlikle, Randy Hickey karakteri, TV tarihinin en başarılı bön adamı!

Dizinin en sevdiğim klişelerinden biri de, Randy’nin “Old School!” diye bağırmasıyla başlayan, “nostaljik şarkılar” bölümü.

Bu arada, Randy Hickey’nin favorisi de, Cyndi Lauper’ın “Time after time” ı… Burada da, Randy’nin sesinden “Time after time” ı dinliyoruz:)

[youtube R2iyBcT5Gms]

BASININ KORKU YARATMA POLİTİKASI

güncel,tv | 9 Mayıs 2007

Türkiye’deki haber bültenlerinde son yıllarda dikkatinizi çeken birşey oldu mu?

İçeriksiz haberler, magazin rezaletleri gibi şeylerden bahsetmiyorum. Sadece haberleri izleyen birinin dünyanın durumu hakkında ne kadar cahil ve vizyonsuz kalacağının da. Çünkü haberler size dünyada gerçekte ne olup bittiğini söylemiyor.

Haber spikerinin kaşı gözü oynamaz. Bu habere yorum katar. Katiyen yapılmaması gereken bir hatadır. Basın yayınla ilgili 2 senelik okullarda bile öğretilir bu. Ama gitgide daha “ifadeli” haber spikerleri görüyoruz. Yüzlerinde korku ve endişe ifadeleri..

Televizyonlar bunu iki nedenle yapar. İlk neden ticaridir: çoğu insan, korku verici,endişe yaratan ve abartılı haberlere daha çok ilgi gösterir. Çünkü bu tip haberler insanda bir duygu,tersine de olsa coşku yaratırlar. Duygulara hitap etmek, mantığa seslenmekten çok daha kolay, risksiz ve etkilidir. Prime time’da bu tip çirkin oyunlar yüksek puan almalarına neden olur. Dolayısıyla, daha çok reklam geliri elde ederler.

İkincisi, kendilerinin bile farkında olmadığı, sık sık bahsettiğimiz güç odaklarının teklifsiz dayatmalarıdır. Aslında bu bir “global siyaset” sorunudur ama bunu yaptıklarından dolayı herhangi bir direk çıkar elde etmediklerinden, kaynağı belli yerlerden maddi çıkarları olmadığından, nedeni siyasi olarak tanımlamak çok da doğru olmayacaktır. Basın-hükümet ilişkilerinin içiçe olduğu ABD ve Türkiye gibi ülkelerde bu oyunlar çok da bilinçli olmaksızın, sistematik olmaktan uzak şekilde gündeme gelir; ancak ABD’de olduğu gibi bir devlet politikası değildir. ABD’de bu daha sistematik bir yapıdadır; ancak filmlerde gördüğümüz gibi ilişkiler yoktur. Zira devletler ya da hükümetler basına ne olursa olsun mesafeli yaklaşırlar. Bu biraz köpeğinden korkan köpek sahibine benzer; köpeğini zaman zaman dövmesine rağmen içten içe, sivri dişleri yüreğine korku salmaktadır!

Kimisi bizzat kendilerince tezgahlanan terör olaylarıyla devletler vatandaşı korkutmak ve özgürlüklerini elinden almak ister. 11 Eylül’den sonra ise bu durum neredeyse resmileşmiş, aleniyet kazanmıştır. Öyle durumlar vardır ki, devlet “baş şüpheli” olduğu halde bu çok da tartışılmaz. Bundan devletler ve hükümetler çıkar sağlarlar ama aslında yerleşen düşünce, insanların güvenlikleri için özgürlüklerini vereceği fikridir. Bu düşünce ise en çok dünya konfederasyonu amacına hizmet etmektedir. O gün geldiğinde, insanlar her özgürlüğünden vazgeçecektir.

Günlük yaşamda ise, basın tarafından yaratılan korkular son derece çeşitli ve abartılıdır. Öyleki, sadece bilgisayarınızı biraz yavaşlatan bir virüs bile, kıyamet haberi gibi verilir. Bunun son örneğini kuş gribinde yaşadık. Aslında bu bir danışıklı döğüştü; hatta oyunun içinde veterinerler odası da vardır. Akıl almaz bir tavuk katliamı yapıldı. Tavuk Türk insanının başlıca protein kaynağıdır ve bitkisel protein kalitesizdir; hayvansal proteinin yerini tutamaz. Bu aptalca politika, sağlıksız ve zekaca geri kalmış nesiller olarak Türkiye’ye pahalıya patlar. Üstelik, tavuklar yerleşim yerlerindeki böcek ve haşerelerin kontrolünde çok önemli bir role sahiptir. Bu yıl başladı ama önümüzdeki yıl özellikle akrep sokmasından çok sayıda vatandaşımız ölecek. Daha önce bilmediğimiz, insan eti yiyen böcekler türedi. İşte, korkunun insanları getirdiği noktanın basit ama somut bir örneği.

Elbette sadece bu değil. Komşunuzdan korkuyorsunuz; çünkü bir haberde 20 yıllık komşularının katil olduğunu öğrenen birisini gördünüz. Çocuğunuzu parka götürmeye korkuyorsunuz çünkü bir çocuk salıncaktan düşüp öldü. Aşık olduğunuz kadına güvenemiyorsunuz çünkü gazetenin 3. sayfasında sevgilisini baltayla öldüren bir ruh hastası gördünüz. Bunlar siz gördüğünüz için olmadılar, dünya zaten böyleydi. Gördükleriniz milyonda bir örnekler. Her zaman oldu, olacak. Ama siz korkmuyordunuz. Çünkü rahat evlerinizde otururken, bunlardan haberiniz olmamıştı?!

Bunlar ya da daha kötüleri, ne tedbir alırsanız, ne kadar korkarsanız korkun sizin de başınıza gelebilir. Sizi devlet koruyamaz. Basın koruyamaz. Pahalı ve silahlı adamlar koruyamaz. Eğer başınıza birşey gelecekse gelir. Bu kadercilik değil, istatistik. Büyük sayılarla düşündüğünüzde, başınıza gelecek felaketlerin sınırı yoktur.

İSTATİSTİKLER

Blogumda toplam 6125 yorum ve 880 blog girdisi bulunuyor.

ARŞİV

12345