BU BLOG NASIL ÇALIŞIR: BLOGRAZZİ, LİNK DEĞİŞİMİ VE "GENEL PRENSİPLER"

blog,öylesine,web | Etiketler: — 6 Ekim 2007

Uzun zamandan sonra ilk kez Blograzzi’yi açtım. Neredeyse 3 aydır özel mesajları kontrol ettiğim yoktu; “beni de eklesene” tarzı tonla özel mesaj gelmiş.

Burada antrparantez, Blograzzi ve Inveon’a değinmek istiyorum.

Blograzzi sistemini beğenmiyorum, neden beğenmediğimi de defalarca yazdım. Öte yandan, Inveon ve Blograzzi’yi ayrı tutuyorum. Kısaca şöyle söyleyeyim; birine iş vermem gerekse, Inveon çalışmak isteyeceğim şirketlerden biri olurdu. Epeyce maillaştık, bu esnada bazı cevapların geçiştirme olduğunu düşünsem de, bu genel görüşümü değiştirmez. Inveon, nazik insanların çalıştığı, işini ve diğer insanları önemseyen, ciddi bir şirket. “Beğenmediğim şirketler” ve “profesyonel olmayan şirketler” ayrımını doğru yapmak gerek. Örneğin, Microsoft beğenmediğim bir şirkettir, ama 1-2 kere işim düştüğünde cidden sorunu çözmek için çaba harcadılar. Çözememiş olmaları çok önemli değil, sonuçta ben sorunları kendi imkanlarımla çözdüm. Ama profesyonel yaklaşımlarından memnun kaldım. Her şirketin açmazları var, benim değer verdiğim herzaman için iyiniyet…

Bunu neden yazdım, çünkü Inveon’dan gelen özel bir mesajı, çok uzun zamandır kutuyu açmadığım için görmemişim. Bundan dolayı da rahatsızlık duydum, çünkü istemeden de olsa, eleştirdiğim bazı şirketlerle aynı duruma düştüm.

Herneyse, asıl konuya geçelim.

Bu blog benim özel alanım. Çoğunuzun da bildiği üzere, çok farklı konularda ve düşüncelerimi “minimum düzeyde filtre ederek” aynen yazıyorum. Blogumu ekonomik bir değer haline getirmek, ya da herkese illaki okutmak gibi bir çabam yok.

Onun için lütfen bana mail,msn ya da Blograzzi’den mail atarak link değişimi teklifleri yapmayın. Buna hiç sıcak bakmıyorum. Ama varlığınızı hatırlatacak mesajlar atabilirsiniz, blog okumaya üşenen biri değilim. Beğenirsem de, karşılık beklemeden link veririm zaten. Haberiniz bile olmaz.

Öte yandan, ağzıyla kuş tutsa, çok beğensem de link vermeyeceğim bloglar var. Blogroll’u olmayan bloga, ya da bunu başka sayfaya taşıyarak aklı sıra çakallık yapanlara kesinlikle link vermiyorum. Blogroll, blogun namusudur, kaldırırsanız olmaz. Bu ne demek biliyor musunuz, ben yazarım yalakalar link verir, ben de kimseye bir bok vermem, nalıncı keseri gibi sadece kendime yontarım demek.

Güzel blogu olduğu halde, yazmaktan çok reklam-pazarlama derdine düşmüş olanlara da link vermiyorum. Bu da, sürekli kendi reklamını yapmak için yanıp tutuşan insanlara benziyor. Blog kişisel birşeydir, yaptığınız işi koyun ortaya, bırakın gırtlaklarına basılmadan insanlar özgürce karar versinler.

Şunu da söyleyeyim; link takasına ihtiyacım yok. Neden yok derseniz, birincisi pagerank olayına hiç inanmadım. Artık Google’da inanmıyor demekki, Orion algoritması diye birşey attı ortaya. Ayrıca, link takasına hayatını veren insanların çoğundan çok daha “baba” bir kaynağa sahibim: sourceforge.net’de, Pozitif Linux öylece duruyor. Dün gece dağıtımı oraya upload ettim, işim olduğu için de çok uzun zamandır sayfa yapmadım. Bahsettiğim sourceforge’un pageranki 9! Bu işleri iyi bilenler yorumlasınlar, pageranki 9 olan bir siteden kendi sitenize link aldığınızda, en az 2 puan alırsınız. iwebtool’a göre beklenen Pagerank’im 5. Sourceforge’dan link versem, hadi 7 olmasın da 6 olsun. Benim bildiğim kadarıyla, Türkçe wikipedia dışında pageranki 7 olan bir site yok. Uğraşsam bunlarla uğraşırım, ayrıca Haziran ayından beri sourceforge’da hesabım var; bunca zaman hiçbir girişimim olmamış.

Yine çok meraklı olsam, Joomla’dan da link alırdım; reklamstore reklam eklentisini koyarak (Joomla’nın pageranki 7) yine bayağı bir pagerank artırırdım.

Kısacası, ondan bundan link almak için hayatını tüketenler boşuna uğraşmasınlar. Internet’te oldukça adil bir sistem var. İyi ve bol içeriği, özgün içeriği olan kazanır. Nitekim, şişirme yöntemlerle pagerank yükseltenlerin pagerankleri geçtiğimiz aylarda 1-2 puan düştü; iwebtool’a göre, pagerank güncellemesi olursa, daha da düşecekler.

YENİ GOOGLE PAGERANK ALGORİTMASI ORİON NE GETİRECEK?

bilgisayar,web | Etiketler:, — 2 Ekim 2007

Açıkçası Lyn‘de duydum Orion adını; elbette orada duymadım ilk kez, şimdi Firaxis’in sahibi olan Sid Meier’in Master Of Orion’ınını az oynamadım; Orion kültünü filan da bilirim. Ama Google’ın yeni bir algoritma kullanacağını bilmeme rağmen, Orion’dan haberim yoktu.

Neden mi yoktu haberim? Çünkü Google’ın ne yaptığıyla pek ilgilenmiyorum. Kafama göre, olabildiğince iyi, çok ve hızlı yazmaya çalışıyorum. Yalakalık yapayım, ondan bundan link alayım, acaba topliste filan mi girsem, kayıt olsam hangisi iyidir gibi kaygılarım yok. İnsanlar blogumu Google’dan bulsunlar, ama hakediyorsam. Zaten işim başımdan aşkın, bir de link dilenciliği yapsam yazmaya vaktim olmaz, zaten benim karakterime uyan bir hareket de değil.

Lakin “neymiş ki Orion” dedim; mevcut düzeni pek beğenmediğim için, acaba daha iyi birşey mi geliyor diye merak ettim.

Efendim; hitnews’daki yazının özeti şudur: Ori Allon diye, 26 yaşında Ph D yapmakta olan bir genç var. Gencimiz, üniversitede (Avustralya’da bilmemne üniversitesi, south new wales filan gibi, Avustralya’ya zamanında İngiltere’de ne kadar suçlu ve zevzek sürmüşler ya, onun için mekan adları hep İngiltere’den) ilim irfan yaparken (yok,Yahudi, Adnan Oktar’la işi olmaz) “ben bir arama motoru (araba motoru değil) algoritması geliştirivereyim diyor, hocalarıda (Fethullah Gülen hocaefendi değil, proflar filan) pek beğeniyor, kafasını okşuyor, “Aferin Oli, biz şimdi bunu Yahoo, Google, Microsoft’a filan çakarız” diyorlar.

Lakin Google yemi hemen yutmuyor. Sonunda imana geliyorlar, Oli Allon’a “gel bize takıl, bok gibi para veririz, algoritmanın adını da Orion koyarız” diyorlar. Oli, Ph D’yi yarım bırakarak, elinde tahta bavulu, Google’ın yolunu tutuyor. Ama üniversite de payını alıyor bu işten, çünkü onlarda döner sermaye yok, enayiler kantin açıp döner satmayı, otopark işletmeyi beceremedikleri için bütün gün hafızlayıp duruyorlar. Çünkü orada YÖK yok. (Belki Vietnamda filan vardır).

Bu arada, zamanında Orion’u duyan Bill Gates’de, Allon’un sırtını sıvazlayıp “aferin evladım” demiş; ancak para mara vermemiş. (Gates, Allon’dan daha Yahudi çıkmış!)

Oli, “ben bu işi 18 ayda gömerim abi” demiş; hadi bakalım.

Algoritma konusunda muhtelif spekülasyonlar var.

Gelgelelim, bizim basının sadece Türkiye’de yaşamadığını da öğrenmiş oldum (şimdi anlıyorum Reha Muhtar’ın “her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsan” lafını). Sydney Morning Herald da şöyle bir paragraf var:

Orion finds pages where the content is about a topic strongly related to the key word. It then returns a section of the page, and lists other topics related to the key word so the user can pick the most relevant.

The results of the query are displayed immediately in the form of expanded text extracts, giving the searcher the relevant information without having to go to the website – although there is still that option.

Anlayan varsa bana da anlatsın.

Lakin herkes kendi fikrini de “sıkmış” arada…

Ori’nin doktora teziyle ilgili bir sayfa buldum.

“Take a search such as the American Revolution as an example of how the system works. Orion© would bring up results with extracts containing this phrase. But it would also give results for American History, George Washington, American Revolutionary War, Declaration of Independence, Boston Tea Party and more. You obtain much more valuable information from every search.”

Yani diyor ki -mealen- Amerikan Devrimini araştırınca bize Amerikan tarihi,George Washington vs vs ile ilgili sonuçları da getirecekmiş.

Eğer bunu yapacaksa yandık. Şu durumda bile, aradığımızla ilgili sayısız alakasız sonuç alırken, bir de yeni algoritmayla olacak şeyleri düşünün.

Örneğin; Paris’i arıyorum. Paris Hilton sanacak, gerizekalılık, porno, vibratörle ilgili sonuçları filan da getirecek. Tabii o sayfada bunlar da varsa, ama emin olun ki vardır. Olmasa bile, zamanla webmaster’lar, “oldurmak” konusunda uzmanlaşacaklar…

Mesela Paris’teki Hilton otelini arıyorum, İngilizcem bozuk, Çinliyim ya, yazıyorum “Hilton in Paris”, oo gelen sonuçları düşünmeyin. Muhtemelen 112 sayfa sonuç çıkacak, ilk sırada soyadı Hilton olan, Paris Hilton’la düşük kalkmış herifler listesi.

Yani durum bana biraz yaş geldi.

Ama artık link alıp vermenin önemi olmayacakmış. Nasıl yani? 10.000 link alan siteyle, dün açılan site aynı mı olacak? Hiç sanmam. Ha, Internet yalakalarını yıldıracaksa ona da varım, ayrı konu. Hırsızları da çarpacakmış; mesela sen şimdi bu yazıyı benim siteden çalıp kendininkine monte ediverdin, Google senin siteni göstermeyecek,ya da diplerde gösterecek, en başta benimkini gösterecek..miş.

Nasıl olacak, mesela % kaçını çalmak hırsızlık sayılacak? Ya da şöyle düşünelim; Google’ın basın açıklamasından yukarıdaki satırları aldım, sonra Oli’nin üniversitesi aslında kendi hazırladığı tanıtıcı yazıyı bir süre sonra yayınlamaya karar verdi; ama bu arada yazıdan bir parçayı ben daha önce yayınlamış oldum. Bu durumda, benim sitem daha önce çıkacak arama sonuçlarında. İyi de, zaten mevcut durum da bu!

Özet olarak ben şunu anladım: “Biz aynen devam ediyoruz, sadece ek olarak ilgililik parametresini biraz geliştirdik”

Yeni birşey midir bu? Hayır. Bakınız PHP’nin similar_text fonksiyonu; buna çok benzer bir iş yapar. Azıcık geliştirirsiniz, Orion’da olur, Sirius da olur.

YAMUK BİR SİTE DAHA: İGDAŞ

web | Etiketler: — 30 Eylül 2007

Önce Konqueror ile açmak istedim igdas.com.tr’yi, Konqueoror ardarda JavaScript hatası verdi ve ekran kendini sürekli refresh etmeye başladı.

Sonra Firefox ile denedim şansımı ve aşağıdaki salak hata mesajını aldım:

igdas 1 resmi Yamuk bir site daha: İgdaş yazısı web  kategorisinde

Ulan iyi de, ben gün filan yazmadım ki! Kredi kartının son kullanım tarihine -ay ve yıl olarak- bakıp, bugünden küçük olamaz buyuruyor.

Herneyse, uzatmadan tamam’a basınca;

igdas 2 resmi Yamuk bir site daha: İgdaş yazısı web  kategorisinde

Uyduruk bir imla ile -saymaya üşendim, ilk bakışta 7-8 yazım hatası var- sistemde hata olduğu mesajını aldım. Başta söylesene, neden tarih marih ayaklarına yatıyorsun!

Şimdi kıllandım. Acaba Linux kullananlara mı böyle? Konqueror yese kekleyecektim Internet Explorer’ım ben diye ama sayfa bile açılmadı.

Kızıyorum ya o uyduruk bu uyduruk diye, balık baştan kokuyor. Kamu kurumlarının siteleri mezbelelik, bir de blograzzi’yi filan eleştiriyorum.

ÜNLÜ BİRİNİN OMUZU ARKASINDAN KAMERAYA SIRITAN TÜRK MODELİ BİLDİRGEC'TE

web | Etiketler: — 29 Eylül 2007

b bildirgec resmi Ünlü birinin omuzu arkasından kameraya sırıtan Türk modeli bildirgecte yazısı web  kategorisindeİki kafadar -birinin adını heryerde görürüm, öbürü yeni herhalde- “bildirgec’i hackledik” diye gaza gelip heryerde reklam yapmaya başlamış.

İnsanlık için adım bile değil, ama arkadaşlar için yılın olayı olmuş.

Malum; 3DES algoritmasını 27 saniyede çözen, Kerberos 5′i köpek edip kapıya bağlayan, Cisco’yu filan tirtir titreten adamlar bunlar. Yaptıkları bu büyük hizmet sayesinde, gerekli önlemleri alan bidirgec de, artık engadget ile filan yarışır hale gelecek, “ula ula neler oluyor?” diyen Microsoft, yarım milyar dolara Facebook’un minik bir hissesini almaktan vazgeçecek, arkadaşlar da Ubuntu’nun sahibi (Canonical, teknik olarak!) Mark Shuttleworth’dan sonra (bu adamın soyadı sahte midir nedir!) uzaya giden ilk bilişim camiasından elemanlar olacaklar.

Çünkü bildirgec’in data center’ı California’da; Sun sponsorluğunda kurulan datacenter’da otuz bin (rakamla 30.000) Sun Sparc Niagara çalışıyor. Intel, Xeon’ların reklamı olsun diye Sun’ı ekarte etmek istiyor, 3 milyar dolar vermiş, bildirgec’teki elemanlar “biz Türkler sponsorlarımızı satmayız” diye karşı çıkmışlar. Data center’daki 5.000 sunucu, Internet omurgasına 18 TBit’lik 28 kablo ile bağlı Cisco, sırf bu anormal talebe cevap verebilmek için xildirgec serisi router’lar geliştirmiş.

Arkadaşlar bildirgec’i hackleyip ana sayfaya domuz kumbarası resmi ve takı tasarım videosu koyunca Sun ve Cisco hisseleri NASDAQ’da %55 değer kaybetmiş, Vatikan bu işi Hrıstiyan hackerların yaptığını sanıp “son haçlı seferini biz kazandık” diye basın açıklaması yapmış.

Şu an Bahamalar’da Angelina Jolie ile başbaşa tatil yapan Serkan, şöyle bir açıklama yapmış:

Dün bildirgeçi madara ettim arkadaşlar. Bu yazıyı okuyanlarda bunu böyle bilsin. yıllardır karizması ile başı dik duran bildirgeç dün benim ve sonrasında benim sayemde yöneticilik alan Wolkan ile birlikte bildirgeçin karizmasını çizdik yerle bir ettik.

Okuyun ve bilin. Bildirgeç madara olmuş, çünkü yıllardır karizması ile başı dikmiş (iyi ki Internet kullanıcılarına bir “zarar veremeden” çizmişler karizmasını!)

Aferin çocuklar, bir sonraki çalışmanızı heyecanla bekliyor dünya Internet kullanıcıları.

Sıra Facebook’ta, onları da çekin paçalarından, indirin aşağıya.

Bu aynı zamanda, yüzyılın ilk komünist devrimi. Nitekim Serkan şöyle de bir açıklama daha yapmış:

BEN BURDAYIM NE BİLDİRGEÇ NE DE BAŞKA Bİ YER NE DE PARAGÖZÜN YALAKA ÜYELERİ beni yıldıramaz haklı olan benim eğlendim dalgama baktım. yapmak istediğim şeyi yaptım.

Umarım yılmaz. Çünkü toplumu bildirgec gibi zehirleyen çok sayıda site var. Tırsın yalakalar, korkun alçaklar. Çünkü Serkan yılmayacak.

WHAT ABOUT FİRST LİFE?

Herkeste bir second life deliliği…

Tamam, hayal kurmak güzelde, bunun hayalle filan ilgisi yok. Herkes artık ilk hayatının dibine vurmuş, sınırlarına dayanmış sanki de, second life namlı zırvalıkta alternatif, daha güzel bir hayat arıyor.

Bu akşam öğrendim ve dumur oldum; bizim milletin %80′ninde, az ya da çok basur problemi varmış!

Demek istediğim şudur: neden kıçınızı kaldırmayıp, gerçek dünyayı keşfe çıkmak yerine envai çeşit zibidiliğin ardında geziyorsunuz? (Bunun sonu basur, bir kez daha hatırlatıyorum!)

Ben maalesef çok kalkamıyorum masa başından, lakin zamanında başka işler yaparken bilgisayarın başına oturduğumu da bilmem. Kendi içine kapalı, küçücük bir dünya. Heyecanı filan da yok. Çoğu insan için “av sahası”; iyi de, 8 saat chat yapıyorsunuz, toplasanız aslında 15 dakikalık kısa (ve luzumsuz) bir konuşma.

Ben bunu bir hastalık olarak görüyorum; gerçekten kaçmanın başka bir adı yok.

İSTATİSTİKLER

Blogumda toplam 6125 yorum ve 880 blog girdisi bulunuyor.

ARŞİV

« İlk...345678910111213...Son »