Geçenlerde benim gibi Stanislaw Lem delisi olan bir arkadaşımla, kendisinde eksik olan Lem külliyatını satın almak üzere Bebek’te bir kitapçıya gittik.
Siparişi önceden verdiği halde, kitaplar gelmemişti. Siparişi alan tezgahtar farklı olduğundan, oradaki tezgahtarlar önce siparişi alan tezgahtarı aradılar. Derken, Türkiye’de Stanislaw Lem kitaplarını basan İletişim Yayınları arandı ve (trajik)komedi o zaman başladı.
1.İletişim yayınlarında siparişleri alan yetkili Stanislaw Lem’in nasıl yazıldığını bilmiyor.
2.Önce baskısı olmadığını söylediği halde, biraz israr edilince “nasıl yazılıyor?” sorusu geldi ve Polonyalı efsane yazar, “Samsun,Trabzon,Adana,Niğde..” şeklinde kodlanmaya başladı.
3.Stanislaw Lem’in kitapları 1000′er adet basılmış.
4.Tekrar basılması için talep olması gerekirmiş. Yani, 1000 kişi toplanıp İletişim yayınlarına telefon açmanız gerek. (Muhtemelen kapora filan da yatırmak gerekir)
5.Türkiye’de, bu yüzyılın en büyük 2 bilimkurgu yazarından biri olan birinin kitabını bulmanız şansa kalmış. Bahsettiğim kitapların sahaf değeri filan yok. 400 yıl önce ölmüş bir yazarın el yazmalarından bahsetmiyoruz.
neden hiç kimse Lem’den bahsetmiyor. Ben mi denk gelmiyorum? Bu adamın kitapları kaç yıldır piyasada. Ben ilk rastladığımdan beri bilimkurgu diyince ilk Lem’i düşünüyorum. Birileriyle ayaküstü fastantik-bilimkurgu ( mecburen fantastik-bilimkurgu, kitapçılarda bile bilimkurguyu tek başına düşünemiyorlar nedense) muhabbeti yaparken bile Lem’in adını ilk ben söylüyorum. Doğru yerlerde mi takılmıyorum acaba? Neresi ki o doğru yerler?
Sorun şu: Asimov ve Lem okuyabilmek için belli bir zeka ve kültür düzeyine sahip olmak gerek. Üstelik, ıvır zıvır “fantastik” kitapların reklamı,posteri,boku püsürü televizyonda, gazetelerde boy gösterirken, Asimov ve lem’in kitapları doğru dürüst basılmadı bile. Ben piyasada Lem ve Asimov’u çok zor bulabiliyorum. Hele hele Asimov hiç yok; bazı kitaplarını zar zor ikinci el bulabildim.
Aslında özellikle Lem’in çok kolay okunabilir kitaplar yazdığını düşünüyorum. Şöyle ki, hiç sembolizme girmeden, derinlere dalmadan “uzay macerası”(!) tadında bile okunabilir birçok kitabı. Zaten dönüşüm hastanesi sci-fi bile değil ve bence birinci sınıf bir roman. Çok yazık. Ama zaten genel olarak kitap da okunmuyor ki; bundan da Lem ve Asimov’un payını alması çok doğal. Mesela “The Secret”, “Harry Potter” gibi tuvalet kağıtlarına bakın. Yüzde olarak bakarsanız, aslında ABD ve Avrupa’lı da, (K.Avrupa ayrıca incelenmeli,muhtemelen yüzde epey bir yüksektir!) %99 The Secret okuyorsa, %1 Lem,Asimov okuyor.Ama genel olarak kitap okuma oranı çok yüksek olduğundan, ne bileyim, Lem 1000 değilde, 20.000 satıyor. Aptallık ve cehalet sadece bize özgü bir sorun değil yani.
Lem’i bilmek için bilimkurguyu sevmek lazım sanırım. engin bir hayal gücü ve kesinlikle kültürel alt yapı lazım. Hiç şüphesiz bilimkurgu kitapları bir yana; bilimkurgu tarzında en iyi filmlerden biri olan Solaris Lem’i 1 numara yapmaya yetecek kadar mükemmeldi.
Soderberginki mi, yoksa Tarkovsky’nin ki mi?
Tarkovsky versiyonu sinematografik olarak muhteşemdi, ama Tarkovksi konuyu tamamen ıskaladı. Hatta film için “Tarkovsky suç ve cezayı çekti” demiştir:)
Soderberg versiyonu biraz daha konuyla ilgiliydi ama gözüm hep Natalia Bondarchuk’u aradı:) Kasvetli ve karizmadan uzaktı film.
Velhasıl,Solaris’in filmini tek bir adam yapabilirdi, Kubrick…
Ama Dönüşüm Hastanesi,ki sci-fi hiçbişey yoktur,çok güzel bir dram olur. “Guguk kuşu” kalitesinde. Kim çeker? Hiçbir fikrim yok…
Keşke Yenilmez’i Boyle çekse de,Sunshine’da son anda bok ettiği filmi kurtaracak birşey yapsa. Böyle olağanüstü görüntüler,müzikler,efektler; bombok bir final…
Anladığım kadarıyla İletişim yayınları Lem kitaplarından pek satış yapamadı. Benim de bilim-kurgu deyince aklıma Lem gelmesine rağmen bilinmemesinin,kitaplarının satılamamasının nedenlerinden biri (bence) kitaplarının kitapçılarda yanlış rafa yerleştirilmesidir. Hiçbir şehirdeki kitapçıda Stanislaw Lem kitaplarını bilim-kurgu raflarında görmedim. Hep sorulunca bir yerlerden çıkardılar. b-k’ya yeni başlayan ya da bilmeyen okuyucu rafta da gözüne çarpmayınca bir haber kalıyor… Hepimiz adına üzücü…
Abi ben asimov un tüm kitapları olan şanslı azınlıktan mıyım şimdi? Haydaaa…. Lem ise almanca olarak mevcut koleksiyon olarak Türkçesini ben de bulamamıştım maalesef…