GOOGLE YASAĞI İDEOLOJİK VEYA HUKUKİ DEĞİL

güncel | 4 Haziran 2010

Çoğu insan çatışmalarda ideolojik ve dini faktörleri çok öne çıkarsa da, ben ekonomik nedenleri daima birinci neden olarak görürüm. Özellikle tarihsel olarak baktığımızda, ideolojik ve dini nedenler, toprak edinme ve koruma kaygısıyla asker toplamak gibi faaliyetlere hizmet etmiştir. Günümüzde engizisyon döneminden bahsediyoruz ve bunu safi yobazlığa bağlıyoruz: Müslümanlardan korkan, bu yüzden de “ilahi nedenlerle” papalığı [...]

Çoğu insan çatışmalarda ideolojik ve dini faktörleri çok öne çıkarsa da, ben ekonomik nedenleri daima birinci neden olarak görürüm. Özellikle tarihsel olarak baktığımızda, ideolojik ve dini nedenler, toprak edinme ve koruma kaygısıyla asker toplamak gibi faaliyetlere hizmet etmiştir. Günümüzde engizisyon döneminden bahsediyoruz ve bunu safi yobazlığa bağlıyoruz: Müslümanlardan korkan, bu yüzden de “ilahi nedenlerle” papalığı kurumsal bir baskı mekanizması haline getiren Pepin olmasa, engizisyon dönemi yaşanmaz ve bugün dünya aşırı how to be an idiot 240x300 resmi Google Yasağı İdeolojik veya Hukuki değil yazısı guncel  kategorisindederecede farklı olurdu.

Günümüzde de durum farklı değildir: Pepin’den yaklaşık 1300 yıl sonra, Türkiye’de de iki sınıfın çıkar kavgası, bir laiklik-şeriat-özgürlük kavgasıymış gibi gösteriliyor.

Muhafazakarlık ve yobazlık elbette farklı şeyler. Şunu öncelikli olarak ortaya koymak gerek: ticaret, muhafazakarlığa dayanmak zorundadır. Her ne kadar, sanayi devrimiyle palazlanan ve üretimin değişmez, vazgeçilmez parçası haline gelen teknoloji, statüko ve muhafazarlığa karşıtmış gibi görünse de, değildir. Bilim kendi içinde felsefi olarak dogmaları reddetse de, teknoloji pragmatist ve pratiktir. Bu sorunlarla ilgilenmez. Ticaret hayatı da değişimle ilgilenmez, daha da ötesi değişimi sevmez. Bunun detayına girmek mümkün değil zira ana konumuz bu değil. Ama şunu söylemek yeterli: yatırımcı, işadamı veri piyasa, siyasi ve ekonomik şartlara göre üretim ve yatırım kararlarını alır. Dalgalı denizde elindeki tepsideki çayı dökmemek zordur yani.

Şimdi gelelim Türkiye’deki duruma.

Şunu artık açıkça ve cesurca söylemek gerek: bu ülkede, iki güç, interneti sıkıştırıp kendi kontrolüne almak istiyor. Bunlardan biri, elbette ki devlet. Yeni kurulan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı eliyle, 5651 nolu faşist yasa keyfi şekilde uygulanıyor. Öyle ki, artık sansüre uğrayan siteler için mahkeme kararı koymaya bile üşeniyorlar. Internet konusunda sözüne güvendiğim nadir insanlardan olan Özgür Uçkan ve Yurtsan Atakan da ortak birşey söylüyor: Türkiye Bilişim Vakfı ve Türkiye Bilişim Derneği bu gelişmelere gıkını dahi çıkarmadı. Çünkü üyeleri devlet ihalesi alamamaktan çekinirler. Bu kadar basit.

Burada şaşılası birşey yok; Türkiye’de sansür, tarihi boyunca ve kesintisiz olarak bir devlet geleneği olmuştur.

Nitekim, sansür yasaları çıkarken, zamanın ana muhalefet lideri Baykal, bu yasalara takır takır onay vermiştir. Çünkü bir kere siyasi partiler, Türkiye’deki en anti demokratik bünyelerin başında gelir. Üstelik bu sansür, “herkesin işine yarayacaktır”; zira hem hükümetlere, hem de MHP ve CHP gibi partilerin asıl hizmet ettiği kitleye – bürokrasiye – hizmet eder. “Devletin bekası” adı altında gevelenen şey, bürokrasinin çıkarlarıdır.

İkinci kitle ise daha yeni ve benim daha ilgimi çekiyor. İlgimi çekiyor olmasının nedeni, bu adamlarla her allahın günü karşılaşıyor olmam.

Bunlar, bilhassa Doğan medya çalışanları (hepsi değil tabi). Elbette sadece Doğan değil. Başka gruplardan adamlar da var. Hatta, gruplardan koparak tek başına ilerleyenler de var. Hepsinin ortak özelliği, interneti iyi takip etmeleri ve “diğer medya” ile ilişkileri olması.

Bir diğer ortak yönleri ise, Twitter ve FriendFeed’e yüksek takipçi sayılarına ulaşmaları. Bunu başlarda önüne gelen herkese üye olup, o kişiler de kendilerine takipçi olduktan sonra üye sayılarını azaltarak yapıyorlar. Listelerine baktığınızda, binleri aşan takipçi sayısına rağmen, 30-40 kişiyi takip ettiklerini görüyorsunuz. Ki bunların çoğu, medyada ya da internette al gülüm-ver gülüm ilişkisinde oldukları insanlar. Özellikle provokatif, genelde seks gibi “nötr” içerikli feedler açıyorlar. Bunların son İsrail olayında sapır sapır dökülüp olayları adeta görmezden geldiklerini, hiç yorum yapmadıklarını, yapanların ise “hırsızın hiç mi suçu yok!” tavrında olduklarını gördük.

Bu adamlar (ve kadınlar), Türkiye’de internetin önündeki en büyük tehdit. Çünkü amaçları, ana akım medyanın siyasi ve ekonomik gücünü kullanarak, onlara internette de tekel olma gücü vaad etmek!

Kısa birsüre önce, ABD’deki bazı gelişmeler üzerinde yazdığım “SOSYAL MEDYA VE İKTİDAR SAVAŞLARI: BİG BROTHER ORADA BİRYERDE!” yazısında, ana akım medyanın bu piyasada lider olabilmek için, “arama tabanlı klasik internet kullanımı kalıbını yıkması gerektiğini” söylemiştim. Zira, bu kültür, ana akım medyaya hem yabancı, hem de tekelleşmeye uygun olmayan bir kültür.

Peki Türkiye’de Google servislerinin engellemesi, ana akım medyanın bir stratejisi midir?

Bir üstteki paragraftaki şeyi düşündüklerini sanmıyorum; çünkü Türkiye’de öyle kapsamlı bir internet kullanımı oturmuş değil. Ancak ben Youtube engelinin “vergi almak” dışında, çok daha stratejik olduğunu düşünüyorum (nitekim Youtube birkaç kez kapanmış, ama son kapandığında “1 haftaya kalmaz açılır” diyenlere bu sefer açılmaz demiştim) Bunun bence en temel nedeni, IP TV’ye, ya da Tivibu gibi girişimlere rakip olacak Youtube’u, ve ileride gerçekleşecek Google TV gibi projeleri bertaraf etmek ve tabii yurtdışı bant genişliğini artırmak üzere yatırım yapmaktan kaçmaktır. (Youtube kapatıldığında, yurtdışı trafiğin dörtte biri bu siteden kaynaklanmaktaydı!)

Google’ın hedef alınması, aynı zamanda internet kullanıcısının ne tepki vereceğini görmeyi de amaçlıyor olmalı. Çünkü bu, hiçbir hukuki, ekonomik, hatta mantıki dayanağı olamayacak, tamamen aptalca bir karar. Zaten, hukuki gerekçeyi açıklamak zahmetine de girmiyorlar. Sonrasında, ana akım medyayı tehdit eden her türlü web girişimi, çok daha rahat, mahkeme bile olmadan kapatılabilecek. Test edilen budur.

Nitekim, olayın üstünden çok kısa birsüre geçmiş olmasına rağmen, ortaya koyulan tepkiler hiç de ümit verici değil.

Netdaş gibi bir-iki “saygın” hareket dışında, hiçkimse sesini yükseltmiyor.

Sesini yükseltmeyenler arasında, potansiyel ISP ve ana akım medyaya hizmet veren / verebilecek dijital ajanslar da var.

Dijital ajanslar, daha sınavın başında sınıfta kaldılar. Ama bu aymazlığa devam ederlerse, birkaç sene sonra ağlayarak yok olacaklar. Hitler, uzun bıçaklar gecesinde, birkaç saat içinde kendisiyle işbirliği yapan subayları öldürtmüş ve yerlerine kendi adamlarını geçirmişti. Bu olay da farklı olmayacaktır.

Türkiye’de bu işe ciddi anlamda tepki gösterecek örgütlü bir kuruluş yoktur. Netdaş gibi hareketler küçüktür; Türkiye Bilişim Vakfı gibi STK’lar ise çoktan hükümetin / ana akım medyanın dümen suyuna girmiştir. Korsan Partisi gibi uluslararası girişimlerle entegrasyon sağlanamamış, bu konuda bir ciddiyetsizlik yaşanmıştır.

Sansürlenen IP ve adresler şunlar:

74.125.127.100, 74.125.45.100, 74.125.67.100, 74.125.39.101, 74.125.39.102, 74.125.39.113, 74.125.39.138, 74.125.43.100, 74.125.43.101, 74.125.43.102, 74.125.43.113, 74.125.43.138, 74.125.43.139, 209.85.135.102, 209.85.135.113, 209.85.135.139, 209.85.135.100, 209.85.135.101, 209.85.135.138, 74.125.39.100, 209.85.229.101, 209.85.229.100, 209.85.229.102

http://code.google.com http://pages.google.com http://video.google.com http://translate.google.com.tr http://docs.google.com http://sites.google.com http://books.google.com http://chrome.google.com http://sketchup.google.com http://froogle.google.com http://labs.google.com http://mars.google.com http://moon.google.com http://notebook.google.com http://toolbar.google.com http://browsersync.google.com http://catalog.google.com http://codesearch.google.com http://dir.google.com http://earth.google.com http://groups.google.com.tr http://shopping.google.com http://sky.google.com http://support.google.com http://tools.google.com http://wap.google.com http://answers.google.com http://google-analystics.com

RSS StumbleUpon Yahoo Twitter Delicious Digg Google Bookmarks Facebook

4 Yorum

Kalemiti | 4 Haziran 2010

Çok doğru ve yerinde tespitler…İzninle Facebook ve Twitter ‘da yayınlayacağım.Sevgiler…

http://www.barisatasoy.com/guncel/google-yasagi-ideolojik-veya-hukuki-degil

[...] This post was mentioned on Twitter by tufan and Kalemitikit, sutlukahve. sutlukahve said: Barış Atasoy: Google Yasağı İdeolojik veya Hukuki değil : http://www.barisatasoy.com/guncel/google-yasagi-ideolojik-veya-hukuki-degil [...]

[...] [...]

Yurtsan Atakan | 6 Haziran 2010

Güveniniz için teşekkür ederim. Yazılarınızı geç de olsa keşfetmenin mutluluğunu yaşıyorum.
Sevgiler…

http://www.barisatasoy.com/guncel/google-yasagi-ideolojik-veya-hukuki-degil

Yorum yapın

JUKEBOX

xing

SON YAZILAR

İSTATİSTİKLER

Blogumda toplam 5834 yorum ve 846 blog girdisi bulunuyor.

KATEGORİLER

SON YORUMLAR

ARŞİV

BAĞLANTILAR