İran’ın başına çorap örülüp duruldu. Bunun da doğal nedenleri var. İran, Irak’ın aksine İngiltere ve saz arkadaşlarının cetvel ve pergelleriyle oluşturulmuş bir devlet değil. Tarihin en büyük medeniyetlerinden biri, petrolü var, şu an bile dünyanın en büyük askeri güçlerinden biri. Her ne kadar göz açıp kapayıncaya kadar İsrail’e yenilmiş olsalar da, en azından İsrail ile savaşmayı göze almış bir devlet. İran güçlü olsaydı, bugün Ortadoğu’da yaşanan soytarılıklar yaşanmazdı. Onun için her fırsatta İran’ın kafasına vurdular.
Ortadoğu büyük bir bataklık. Oradaki devletlerin çoğu, Osmanlı’nın yıkılmasıyla batının petrol zabıtası devletleri tarafından kurulmuş,kukla ve iktidarsız devletlerdir. Çoğu güçsüz olduğu için can sıkacak kadar problem çıkaramazlar. Kimisi de zamanında güçlü olabilecekken batının verdiği ayarla yobazların, ayak takımının, diktatörlerin etkisine girip gücünü kaybetmiştir. Vahabilerin Suudi Arabistan’ı, önceden ABD memuru olan Saddam’ın Irak’ı, çok önemli gibi görülen ama karnını doyurmaktan aciz Mısır gibi. (Gelgelelim Mısır İngiltere’den çok şey öğrenmiş; bunca güçsüzlüğüne rağmen yine de lafı kaale alınıyor).
İran ise bunlardan farklı. Adamlara ne yaparsan yap tekrar ayaklanıyorlar. Osmanlı dağıldıktan sonra Batı bunların başına Rıza Şah adında kendi memurları bir eleman geçirdi. Sonra Muhammet Musaddık diye biri çıkıp iktidarı ele aldı ve daha önce batının istediği fiyattan aldığı petrolü kamulaştırdı. Şah gibi kukla olmayı reddetti. İngiltere ve ABD, aleni, “Ajax operasyonu” ile adamı devirdiler. (Javascript filan demiyoruz gençler!) Sene 1953. Sonra onun yerine, önceki batı memuru Pehlevi’nin oğlu Rıza Pehlevi geçti. (Bizim “ilerici aydınlar” bu adamları yere göğe koyamaz!). 
Sonra bakın ne oldu: ABD desteğini de arkasına alan oğul Pehlevi, İran halkının anasını ağlattı. Ardından Humeyni diye bir adam sürgün ediliverdi; önce Türkiye, sonra ver elini Fransa.
Humeyni, demokrasi ve herkese eşitlik vaadiyle, Pehlevi’nin dikta rejimine karşı geniş halk kiltlelerini birleştirdi. Öyleki, sosyalistler bile Humeyni’yi desteklediler. Sonra ne olduğunu bile anlamadan, adam bir anda İran’da ot gibi bitti ve darbe yaparak İran’ı ele geçirdi. Sonrasını az çok bilirsiniz. Humeyni önce kendisini destekleyen solcuların kafasını kopararak işe başladı.
Herhalde “İran olurmuyuz?” korkusu da bu yüzden! Koşullar ne kadar benziyor!
Humeyni denen elemanı iş başına getiren kimdir bilinmez. İngiltere mi, Fransa mı, ABD mi? Yoksa hepsi birden mi? Muhtemelen İran’ın büyük kültür mirasını molla denen bu yobazlarla yok etmeyi planladılar, ama İran insanı, en azından bir kısmı, tarihi miraslarını korudu. İki savaş ve sürüyle olayın ardından 2005′e gelelim: Ahmedinejat İran devlet başkanı oldu.
Dr. Mahmut elbette bir insan hakları savunucusu değil; İran halkının refahı filan da artmadı. Ancak ne kadar nefret edilse de, ben İran halkının tahmin edilenden daha büyük bir kısmının Ahmedinecatı desteklediğini düşünüyorum. Çünkü İran çok aşağılandı, batının elinde oyuncak oldu ve Ahmedinecat, doğru ya da yanlış, insanlara batıya kafa tuttuğu izlenimini verdi. Batının can düşmanları Rusya,Suriye ve Venezuela ile iyi ilişkiler kurdu. Nükleer programlarına haksız yere zırt zurt edilmesini de sallamadı ve uranyum zenginleştirmeye devam etti. (İsrail aynısını yapıyor, İran’a neden çifte standart uygulanıyor?). Bu İran doğalgazı meselesi yüzünden biz de ABD ile papaz olduk mesela; ABD İran’dan doğalgaz almamızı istemedi.
Bunları neden yazdım, çünkü İran’daki seçimlere hile karıştırıldığı iddiası yüzünden çıkan olayları gerçek bulmuyorum. Elbette İran gibi bir ülkede her boka hile karışacaktır. Ama bunu batılı istihbarat örgütleri fiştiklemediyse ben de hiçbirşey bilmiyorum. Ne yani, bu kadar kokuşmuş bir rejimde Musavi gelse İran demokrasiye mi dönecekti? Dünyanın dört bir tarafından topladığı insanlara yine başka ülkelerdeki toplama kamplarında işkence eden ABD mi, kendi vatandaşını öldüren İngiltere mi insan hakları dersi verecek İran’a? Ha, yese İran’a da paldır küldür girip 1 milyon sivili katlederler ama İran’a girmek sıkar.
Şimdi ne olacak? Bir cacık olacağı yok. İran halkı devrim mevrim yapamaz. Hiçbir halk artık devrim yapamaz. Ordu işbirliği yapmadığı sürece.
İyi de, ordu neden halkla işbirliği yapsın? Ne güzel totaliter rejim var, yedikleri önde yemedikleri arkalarında, kimi öldürsen yanına kar kalıyor. Hukuk da senin, devlet de. Yarın öbürgün üç kuruşluk sivile hesap mı vereceksin öyle devrime mevrime karışıp! Otur kışlanda cumhuriyet muhafızlığını bil.
Yani ne yazıkki İran halkı için ümit yok. İran halkıda sizden bizden akıllı tabi; bence Ahmedinecat’ı kolluyor. Gelen vurmuş giden vurmuş, hiç olmazsa bu adam ülkenin güvenliğini sağlıyor. Bizim 30 senedir uğraştığımız PKK kopuklarına (PJAK) iki dakikada ayar vermedimi! ABD’yi de takmıyor, batıyı da, İsrail’i de. E canım yobazmış, zimmetçiymiş, o kadar da olsun. Pehleviler zamanında halk çok mu rahat ve huzur içindeydi? İran’ın ümitleri Musaddık’la bitmiştir.
[...] Geçenlerde İran’da bir devrim olamayacağını yazmıştım. Bundan çok emindim. Hala İran’da bir devrim olacağını düşünmüyorum; ancak şimdi biraz daha tedbirli yaklaşıyorum. Ama hala halkın istediğini alamayacağını, en iyi ihtimalle “yumuşama”ya razı olacağını düşünüyorum. [...]