Her kuşağın sorduğu gerzek sorudur bu; hayır, aslında soru filan değildir, kınamadır. Altında ister apırın, ister köpürün, bu lafın altında ayak uyduramamanın ezikliği yatar.
Ancak farkettiğim şey şu oldu: Günümüzün ortayaşlıları ya da yaşlıları, daha da az toleranslılar ve “gençlik nereye gidiyor” sanrısına daha erken kapılıyorlar. Bu da normal: büyük
değişimlerin periyodları, insanlık tarihi ortalamasına göre azalıyor. Her yeni gelişme, kendinden sonraki gelişmelerin sayısını artırır ve gerçekleşme periyodunu kısaltır (elbette istisnalar mevcut, ancak yanlış bir genelleme olduğunu söyleyemeyiz)
Bu saçma soruyla bizden sonra doğanları yargılarken, kabul edelim ki, ahlak kuralları gibi soyut referanslar alır ve sağlıklı verilere sahip olmadan genellemeler yaparız. Çoğu zaman da, bu verileri çarpıtır, istediğimiz gibi yorumlar, ya da aksi kanıtların varlıklarını görmezden geliriz.
Çok değil, birkaç ay önce, ben de bu gerzek ruh haline kapıldım. İnsan zaman zaman kendi kendine “ben ne halt ediyorum?” sorusunu sormaz ve çok emin olduğu şeyleri bile sorgulamazsa, birsüre sonra abuk sabuk bir varlık haline geliyor. (bknz köşe yazarları, büyük kısmı). Aslında çok da önem vermediğim birkaç parametrede, benden 15 yaş kadar gençlerin gerisine düştüğümü farkettim. Mesela, cep telefonunu sadece telefon olarak kullanıyorum. Çok hızlı SMS yazamıyorum, oysa kuzenimin kızı aynı anda konuşup, SMS yazıp yemek yiyebiliyor. Kabul etmek gerekir ki, bu beynin belli bölümlerinin benim beynimden daha etkin ve üstün çalışabildiğini gösteriyor, zira ben bu üç işi aynı anda, en azından gayret gösterip çalışmadan yapamayacağımdan eminim. Normal şartlar altında, kızcağızı ahlaki referanslar bularak -bizim zamanımızda kızlar akrabalarına erkek arkadaşlarını anlatamazdı lan!- önce bir kınamam, ardından da benim bildiğim şeyleri bilmediği için aptal diye yaftalamam gerekirdi.
Yapılan yanlışlardan biri de budur: siz X ya da Y tipi birisinizdir. Diyelim ki, gençliğiniz spor yapmakla geçmiştir ama TV uzaktan kumandasını dahi kullanamazsınız. Tarih bilginiz ancak Çanakkale savaşını Kurtuluş Savaşı’nın parçası sanacak düzeydedir. Sonra 18 yaşında ve muhtemelen sizden çok daha şişman bir genç görürsünüz. Bir şekilde ondan hoşlanmazsınız, çünkü herif elektronik aletleri büyük bir beceriyle kullanır, derinliksiz tarih sohbetinizi sizi yalanlayarak bozar. Ne yaparsınız? Saygısız ve dejenere bir it olduğunu söylersiniz. Sonra tembel ve koca götlü olduğunu. Onun yaşında her gün 30 km koştuğunuzu söylersiniz. Ama boşkafanın teki olduğunuz aklınıza gelmez.
Doğru kıyaslamayı, hayatını spora vermiş bir gençle sizin gençliğinizi kıyaslayarak yapabilirsiniz. Korkarım bu çok da aptalca olur; hemen her alanda, benzer ilgi düzeyindeki gençleri incelersek, bizim kuşak fena halde çuvallar.
Diyebilirsiniz ki, gençler kitap okumuyor, zırt zurt…
Şu an çocuğum olsa kitap yerine bir e-reader alırım; ansiklopedi filan da almam. Sadece 2 metre ileride cilt cilt ansiklopedi duruyor, en son ne zaman onlara uzandığımı unuttum bile. Wikipedia olan bir dünyada ansiklopedi kullanmak delilik. Üstelik Wikipedia sadece kolay erişilir değil, aynı zamanda çok daha verimli bir araç; çünkü konular arasında akılalmaz dallanma imkanı sağlıyor. 2. Dünya Savaşı’nı araştırırken Helyum 3 maddesini okurken buluyorsunuz kendinizi, bir de bakıyorsunuz Marilyn Monroe maddesine çıkmışsınız.
Sorun şu ki, yetişkinlerin karakterleri gençlerden daha bozuk. Doğu kültürü olsun, batı kültürü olsun, çocuk ve gençleri itaat etme ve izlemeye zorluyor. Saygıya karşı değilim; ama işe yaramaz bir ihtiyarı gösterip “bu adama saygı duy” diye çocukları zorlamak, onun aptallıklarını izlemeye zorlamak doğru birşey değil. Yaşlı birinin bir gence verebileceği tek şey, tecrübesiyle yol göstermek. Öğretmek filan da değil, onun öğrenmek istediği konularda ona bir pencere açmak, bazı kritik bilgileri vermek. Alıp kalas gibi yontmaya çalışmak değil.
İşin güzel tarafı, genç ya da yaşlı olsun, farklı fikirleri olan insanlarla çalışmak, konuşmak ya da kaynaşmak güzel ve verimli bir çaba. (Elbette Neo Nazilerle kaynaşmaktan bahsetmiyorum:) Gençlerin hormon seviyeleri ve paylaşma, onaylanma açlıkları küstahlaşmalarına sebep olabilse de, zaten “yaşlı” olmanın bilgeliği de burada önem kazanıyor. Sanıldığının aksine sabırlı olması gereken gençler değil, yaşlılar.
Blogunu bu kadar geç farkettiğimiz için kendine söylenmelisin Barış
Gerçekten keyifle okudum,diğer yazılarını da ilk fırsatta okuyacağım…
abow diyorum:)
Valla barış bir durum anca bu kadar güzel anlatılırdı. Ama heavy metal de oldschool kardeşim yeniler bi boka benzemiyor.
“alin verin eco ya can verin tasarufu ittir edin” baslikli yazi ile kesfettigim guzel yazilar dizisini severek okuyorum. etrafta ekonomistim diye gezen tiplere ders niteligindedir. ben ekonomi okudum ama bu bloglardaki kolay anlatim bircok seyi daha cabuk idrak etmeme yardim ediyor…
tesekkurler.
wikipedia’nın doğru bilgiler içerdiğini iddia eden bir bireyden beklenilecek kadar kötü bir yazı