OTOMOBİL KÜLTÜRÜ

silah | 6 Nisan 2009

Zamanında Jaguar XF’i yerden yere vurunca çok kötü tepkiler aldım. Elbette bunu umursuyor değilim; 700′ün üzerinde yazı yazdım ve artık yazdığım herhangi bir yazıya, kimlerden ne tepki gelebileceğini az çok kestirebiliyorum. Üstelik doğru bildiğimden dönecek yapıda biri de değilim. Zaman içinde bazı yanlışlar yaptığımı fark edersem, bunlardan da seve seve dönerim. Otomobil benim için garip [...]

1968 jaguar e type 300x200 resmi Otomobil Kültürü yazısı silah  kategorisindeZamanında Jaguar XF’i yerden yere vurunca çok kötü tepkiler aldım. Elbette bunu umursuyor değilim; 700′ün üzerinde yazı yazdım ve artık yazdığım herhangi bir yazıya, kimlerden ne tepki gelebileceğini az çok kestirebiliyorum. Üstelik doğru bildiğimden dönecek yapıda biri de değilim. Zaman içinde bazı yanlışlar yaptığımı fark edersem, bunlardan da seve seve dönerim.

Otomobil benim için garip bir oyuncaktı. Artık bir anlamı yok; çünkü İstanbul’da araba kullanmak, bir trene binip oyuncak vites ve direksiyonunuzla oynamaktan pek de farklı değil. Arabanın verdiği ve beni çeken o özgürlük hissi, dakikada 3 metre ilerleyebildiğiniz trafikte doğal olarak yok oluyor. Araba benim için artık tercihan başkasının kullanmasını tercih edeceğim bir para tuzağı.

Otomobil gibi, tamamen materyalizme (felsefi anlamda materyalizmi kastetmiyorum; hala materyalist filozofları “işte batılılar böyle maddiyatın kuklası olmuş” diye eleştiren, materyalizmin ne olduğunu bilmeyen gerizekalı köşe yazarları var!) hizmet eden bir aracın, benim farkındalık düzeyimde birinde bir iz bırakmış olması o kadar da sert değerlendirilmemeli. Zaten hiçbir zaman “Ferrariyi alıp caddeye çıksam, iki paralık kevaşelerin kıçında dolaşıp paramla rezil olsam” gibi bir hayalim hiç olmadı. O alanda bile anarşist fikirlerim var! Eğer bir Ferrari alacak param olsaydı, ve o parayı sadece araba alarak sokağa atmak durumunda kalsaydım, bir Mitsubishi Evo alır, direk İngiltere’ye gönderir, iyice modifiye ettirdikten sonra Ferrari sahipleriyle dalga geçerdim. Ya da, Koenigsegg gibi bir egzotik alırdım.

Yalnız, “ben arabadan anlarım” diyecek birinin bazı şeyleri bilmesi gerekir. Sadece kaşarlı tost ve kebap yedikten sonra, “en iyi tostu ve kebabı yapan yerleri bilirim, o vakit ben bir gurmeyim” diyemezsiniz. Elbette derseniz sizinle dalga da geçmezler; o kadarcık bile kaale alınmazsınız.

Jaguar XF, “günümüzün standart ve bakış açısına göre” kötü bir araç değil. Hatta bazı artıları bile var. Sorun, onun bir Jaguar olmaması.

Jaguar almamak için birkaç neden sayayım : parçası pahalı, servis alabileceğiniz yerler soru işareti (yetkili servisten bahsetmiyorum), Hintli Tata’nın eline geçtikten sonra geleceği şüpheli. Kalite düzeyi de öyle. Şu an için sorun olmayabilir; ama yarın öbür gün, Tata üretimi rot başını 1000 kilometrede bir değişip, üstüne de Mercedes parçasından daha fazla ödemek durumunda kalabilirsiniz.

Gerçek bir Jaguar olsaydı, aracı alacak kişi bunların hiçbirini umursamazdı!

Dikkat edin; belli bir markaya ya da modele bağı olan kişiler, aracın meziyetleri ile birlikte, mütebessim bir ifadeyle kötü, hatta berbat taraflarını da sayar ve bunları zerre kadar umursamazlar!

XF’in önü bile Jaguar’a benzemiyor. İlk gördüğümde, “bu Hyundai mi, yoksa Çinliler lüks araba olayına mı girdi” dedim. Yandan ise güzel görünüyor, ama yine Jaguar’a benzemiyor. Ama hakkını yemeyelim; arkadan bakınca Jaguar olduğu anlaşılıyor. Araçta, Jaguar’ın klasikleşen uzun kaput, ince hatlar (sleek kelimesi Jaguar’a cuk oturur)  gibi alamet-i farikaları eksik. İçi de şık ama Jaguar’ın “bunun içini döşemek için Sherwood ormanını yok etmişler” dedirten, bol ahşaplı sıcaklığı yok. Soğuk ve plastik duruyor.

Ve inanın şimdiye kadar Jaguar alan ve o arabayı seven çoğu kimse, Jaguar’ı BMW’den ya da Mercedes’ten daha iyi olduğu için almamıştır. Çünkü Jaguar, bir-iki istisnası dışında, asla Mercedes ya da BMW  kadar iyi olmadı. Motorları asla Almanlar kadar ekonomik ve güvenilir olmadı. İç mekanları asla Almanlar kadar rahat değildir. Upuzun boyuna rağmen, arkada bacaklarınız sıkışır, boyunuz uzunsa kafanız tavana değer. En lüks modelinin bile içi  zamanla dökülür; oysa 30 yıllık 200 Mercedes’in içinde bir tıkırtı bile duyamazsınız.

Aynı şey Citroen için de geçerlidir; Citroen ve Peugeot (ya da Renault) arasında dağlar kadar fark bulunur. Tabi eski modellerden bahsediyorum. Citroen alıcısı kalbinin, berikiler aklının sesini dinler.

Keza Alfa Romeo’da, azıcık mantığına uyan birinin alacağı araba değildir. Ama boxer motorun sesi, olağanüstü hassas ve iyi tepkiler veren direksiyonu hastasını çeker. “Normal” biri ise, rakiplerine göre yüksek yakıt tüketimini, kötü işçiliğini, ikinci elde anormal değer kaybını, mekanik kusurlarını kaldıramaz.

RSS StumbleUpon Yahoo Twitter Delicious Digg Google Bookmarks Facebook

3 Yorum

GaRGaMeL | 8 Nisan 2009

Jaguar XF=Kötü Aston Martin kopyası… Jaguar için söylenecek fazla laf yok, baki kalan kubbede artık hoş bir sada ve öldü…

Bi Citroën DS daha gelmez, efsane araba… Sonraki modeller iğrenç o ayrı, İtalyan dizayn farkı :)

http://www.barisatasoy.com/silah/otomobil-kulturu
Barış Atasoy | 8 Nisan 2009

Şirketler abidik gubidik tasarımlara para bayılacaklarına tutmuş eski modelleri belki biraz elden geçirip piyasaya sürseler olayı bitirecekler. Mesela son Mustang. Mesela Mini Cooper. Bu retro akımını en iyi ABD’liler kıvırdı; yeni GT40′da muhteşem. Citroen DS muhteşem olurdu. İnanılmaz çok meraklısı var.

http://www.barisatasoy.com/silah/otomobil-kulturu
GaRGaMeL | 9 Nisan 2009

Citroen DS muhabbetinin üstüne gülsemmi ağlasammı bilemedim :S

http://www.autoexpress.co.uk/news/autoexpressnews/233896/citroen_ds_returns.html

http://www.barisatasoy.com/silah/otomobil-kulturu

Yorum yapın

JUKEBOX

xing

SON YAZILAR

İSTATİSTİKLER

Blogumda toplam 6125 yorum ve 880 blog girdisi bulunuyor.

KATEGORİLER

SON YORUMLAR

ARŞİV

BAĞLANTILAR