Ülkemizde gelir düzeyi düşük ve alternatifler az olduğundan, pekçok hobi gelişmiş ülkelere göre bizde hem daha pahalıya çıkıyor, hem de genel gelir düzeyi düşük olduğundan çok az insan hobi sahibi olabilecek parayı elinde tutabiliyor.
Gelenek olarak, evcil hayvan bakan ve ona kıymet veren bir kültürden geliyoruz. Osmanlı’ya gelen Batılı gezginler arasında, “Türk halkının deli olduğunu, hayvanlara yemek verdiklerini” söyleyenler var. Aslında Araplardan tutun Uzakdoğuya kadar yerleşik hayata geçen hemen tüm doğu kültürlerinde evcil hayvanlar önemlidir.
Akvaryum hobisi, doğru başladığınız ve doğru devam ettiğinizde aslında ucuz bir hobidir. Onu pahalı hale getiren, eksik bilgi ve alternatiflerin farkında olmamak.
Bunu bir seri halinde yayınlamayı düşündüm ve ilk olarak “Bitkiler” konusundan başladım. Bitki konusu, en deneyimsiz olduğum konuların başında geliyor. Buna rağmen, genelde salyangoz sorunları dışında basit bitki türlerinde iyi sonuçlar aldığımı söyleyebilirim.
Bu yazı dizisi boyunca, sizlere piyasada satılan ünlü markaların ürünleri ile alternatif ürünlerin fiyat ve performans karşılaştormasını yapmaya çalışacağım. Bahsettiğim ürünlerin hepsi, bizzat kullanmış olduğum ve/veya kullanmakta olduğum ürünlerdir. Elbette yazıları takip edebilmeniz için hobinin ilgili alanlarında belli miktarda bilgi sahibi olmanız gerekiyor.
Elbette ilk göze görünen malzeme kum. Hagen siyah kum ya da Aquaclay gibi markalı malzemeler dışında kuma fazla para vermemelisiniz; zira akvaryumcular dökme ya da çuvalla aldıkları kumu kilosu 1-3 lira arası fiyatlarla satıyorlar. Geçen sene Gaziosmanpaşa’da bulduğum bir kumcudan iki adet 50′şer kiloluk 2 çuval aldım ve 100 kilo kuma sadece 24 TL ödedim. Oysa bir akvaryumcudan aynı kumu almak en iyi ihtimalle 100-300 TL arasında olacaktı. Zaten 50 kg kuma 75 TL isteyen bir akvaryumcudan sonra araştırma yapıp bahsettiğim kumcuyu buldum.
Birçok semtte kumcu bulabilirsiniz. Çuvalla satan nadir; genelde dökme olarak satılıyor. Aslında bir kamyon kum yerine göre 100 TL’den başlasa da, akvaryuma uygun kumlar bahsettiğim fiyat aralığında (çuvalı 10-15 TL). Özellikle Gaziosmanpaşa – Küçükköy semtinde, 50 KG’lık çuvallarla akvaryumlara uygun kum satan bir depo var. Ulaşmak isteyenler için telefon numarası 0212 538 08 71.
Bazı akvaryumcuların Aquaclay yerine lav taşı sattıklarına şahit oldum. Aquaclay, aslında malzeme olarak kiremitten pek farklı birşey değil; ancak gözenekli ve hafif yapısı sanki çok özel bir malzemeymiş hissi veriyor. Oysa adı üzerinde, kil. (Clay kil demek). Aquaclay patentli bir ürün olduğu halde bazı firmalar taklitlerini yapıyor. Bana sorarsanız arada bir fark yok. Markalı ürünlerden örnek vermek gerekirse, Seachem Flourite Red de var. Aquaclay’den daha pahalı ancak aynı zamanda bitkilere besin de sağlıyor.
Daha önce Aquaclay’in “yan sanayisine” denk geldim ancak sonradan araştırdığımda maalesef bulamadım. Eğer bilen arkadaşlar varsa bizleri de bilgilendirmesini rica edeceğim.
Lav taşını bazı “uyanık” akvaryumcuların Aquaclay olarak sattıklarından bahsettim. Aslında bir filtre malzemesi olan lav taşını çok ucuza temin etmeniz mümkün. Aynı zamanda seralarda nedenini bilmediğim bir alanda bolca kullanılan bu taşı madencilerden çok ucuza temin etmek mümkün. Yanlış hatırlamıyorsam 50 kg bir çuval 15 TL altında. Internette bolca lav taşı satan madenci var. Sitelerinden irtibat bilgilerine ulaşıp telefonla bağlantıya geçebilirsiniz.
Tunç Sönmezoğlu adında bir hobicinin misket gübresini kullanıyorum. Görünüş olarak cam macununu andırıyor ve macunu kendiniz misket haline getiriyorsunuz. Maliyet olarak, markalı benzerlerinden en az 5 kat ucuz olduğunu söyleyebilirim. 100 misket 20 TL’ye geliyor. Tunç bey ile iletişime geçtikten sonra nasıl sipariş verebileceğinizi de bu yazıda belirteceğim.
Mikro Element ne derseniz, sanırım bitkili akvaryum dilinde, Fosfat ve Nitrat dışında kalan bütün mineral ve elementler “mikro element” gurubuna giriyor:) Mikro elementler, Nitrat ve Fosfat gibi iki temel “gıda besini” dışında, suda eser miktarda bulunması gereken elementler. Demir, Çinko, Molibden, Bakır, Nikel bunlardan bazıları.
Örnek vermek gerekirse, 100 ml Sera Florena 15 TL gibi bir fiyata sahip ve bir şişe 400 Lt için. Benim “kimyasal” favorim olan Seachem markasının muadil ürünü olan Seachem Flourish’in 250 ml’si, yine Sera Florena gibi, 15 TL civarında. Bu şişe, sıkı durun, 12.5 ton suyu gübrelemek için yeterli! (Flourish’in uzunca bir serisi var; örneğin Flourish Excel demir gübresi, Flourish Potassium Potasyum, Flourish Nitrate ise Nitrat gübresi)
Tunç Sönmezoğlu’nun gübresinin 1 litresi ise 15 TL ve 30 ton civarında su için.
Şimdi bir oranlama yaparsak, en ucuz alternatif olan Sönmezoğlu’nun sıvı gübresi ile en pahalısı olan Sera Florena ile aradaki fiyat farkı neredeyse 75 kat! Yalnız sanırım Florena haftada bir kez kullanılırken, diğer iki gübreyi haftada ortalama 2 kez kullanmak gerekiyor. Öyle olsa bile, 40 kat tasarruf yapmanız olası!
İlginçtir ki, en pahalı alternatiflerden biri olan Sera Florena ve Florenette gibi ürünlerle geçmişte kötü tecrübelerim oldu. Seachem ve Tunç Bey’in ürünlerinden genel olarak memnun kaldım. Bu yazı için elimde artık kalmayan misket gübre ve mikro element gübresinden gönderen Tunç Bey’e teşekkürler.
Bildiğiniz diğer alternatifleri bu yazıya yorum olarak gönderebilirsiniz.
Lemna Minör (Su Mercimeği) bir yüzey bitkisi. Birçok akvaryum sever bu bitkiden hiç hoşlanmıyor ve bunun bazı haklı sebepleri var: inanılmaz hızlı çoğalıyorlar, ışığın diğer bitkilere ulaşmasını engellediklerinden özellikle taban bitkilerinin gelişmesini yavaşlatıyorlar.
Buna rağmen, su mercimeğini özellikle küçük akvaryumlara sahip, yeni akvaristler için şiddetle tavsiye ediyorum. Bu bitkilerin en önemli özelliği, fosfat ve nitrat gibi balıklara zararlı olan makro elementleri büyük bir hızla tüketmeleri. Tabi, bu aynı zamanda diğer bitkilerin de yavaş gelişmesine neden oluyor. Eğer akvaryumda bitki yetiştirmek gibi bir amacınız yoksa, Lemna Minor akvaryumunuzun biyolojik dengesini korumayı çok kolaylaştıracak, hatta bazı balık türlerinin diyetine çok da faydası olacak eşsiz bir tür. Özellikle Velifera‘lar, Lemna Minor’u severek tüketmekteler. Bitkisel tabanlı pul ya da granül yemlerin (Sera Flora,Granugreen, Tropical Vegetable gibi) bu tip bir beslenmenin yerini tutacağını düşünmemelisiniz. Hatta, canlıdoğuranlar için akvaryumda bir miktar yosun bırakmanızı da şiddetle öneririm.
Son derece dayanıklı bir tür olan su mercimeğinin özel bir ışık ya da gübreleme ihtiyacı yok. Gelgelelim, birazcık mikro element gübresi kullandığınızda, çoğalmaları şaşırtıcı bir hız alıyor. Hızlı çoğalmalarında da fayda var; zira su değişimleri gibi nedenlerle su mercimeğinin zaten bir kısmını periyodik olarak kaybediyorsunuz.
Bitkilerin altında göreceğiniz minik kök gibi uzantılar sanılanın aksine kök değiller. Bunlara Stolon adı veriliyor ve daha ziyade öbekler halinde tutunmalarını sağlıyorlar. Lemna minorun çoğalması için bir öbek halinde belli bir yoğunluğa ulaşması gerektiğini farkettim. Kabaca söylemek gerekirse, bir sigara paketi kadarlık su mercimeği öbeği, iki haftada kapladığı alanın 2-3 katı kadar çoğalabiliyor. Tabiki bu miktar, ışık, makro ve mikro elementler,sıcaklık gibi faktörlere bağlı olarak değişkenlik gösterecektir.
Hemen hemen bütün tatlı su bitkileri gibi, Lemna Minor de akıntıyı sevmiyor. Bu yüzden, benim tavsiyem, öbekleri filtre çıkışı gibi akıntıdan uzak yerlere yerleştirmeniz. Bu sayede akıntıyla birlikte dibe çöküp pislik yaratmalarının da önüne geçiliyor.
Akvaryum bitkileri de normal bitkilerden farklı değiller; fotosentez yapıyorlar. Sonuç olarak, akvaryumda sağlıklı bitki yetiştirmeniz -ya da bitkilerin ölmemesi için!- oksijen, karbondioksit, ışık ve çeşitli minerallere ihtiyaç var.
İşin en zor kısmı, akvaryumun içine CO2 eklemek. Sevindirici derecede, Türkiye’deki akvaryum forumlarının kalitesi son derece iyi. Özellikle akvaryum.com akvaryumkulubu.org forumlarında bahsettiğim DIY sistemlerden örnekler bulunuyor.
Karbondioksiti kimyasal tepkimeyle şişe içinde ürettikten sonra akvaryuma veriyoruz. Dolayısıyla sistem son derece basit. Tek sorun, CO2′nin su içinde zor çözünmesi ve genelde şişe-hortum bağlantısından gaz kaçağı olması.
Kaçakları önlemek amacıyla, malzeme seçimine dikkat ettim. Seçtiğim malzemeler, kolay ve ucuz malzemeler. Şişe kapağına taktığımız su püskürtme memesini, otomobil yedek parçası satan yerlerde 1-2 YTL’ye bulabilirsiniz. Bunu seçmemin nedeni, gaz çıkışının kısıtlı ve hortumu sağlam ve gaz geçirmez şekilde kapağa sabitleyecek kadar geniş yüzey alanına sahip olması.
Hortumu kapağı delip direk şişe içine saldıktan sonra silikonla izole etmeyi denemeyin bile. İlk zamanlarda gaz kaçağı olmasa dahi, silikonun zamanla deforme olup kaçak yapacağına garanti veririm! Üstelik, her seferinde silikonu söküp tekrar silikon çekmek pek de akıllıca değil!
Not: Karbondioksiti akvaryum içinde eritmek kolay değil. Gazı mümkün olduğunca çok suyla temas ettirip, küçük kabarcıklar halinde vermeniz gerekli. Ben tersini yapıp, ters bir enjektör yerleştirdim. Dolayısıyla, son derece verimsiz çalışıyor. Sadece, enjektör altında kalan iri kabarcık uzun süre suyla temas ediyor ama tekrar söylüyorum, bu verimli değil. Bol şeker ve maya kullanarak fazla kabarcık çıkmasını sağlıyorum. İleride adam gibi bir reaktör yapacağım; ancak sizde benim gibi bir anda gaza gelip çok sayıda bitki aldıysanız ve aceleniz varsa, bu yöntemle 1 saat içinde akvaryuma Co2 vermeye başlayabiliyorsunuz.

YAPIM:
1.Şişe kapağını ve içindeki mavi izolasyon malzemesini ortadan delin. Ben matkap kullandım; ama ısıtılmış çivi, ahşap vidası gibi malzemeler de işe yarayacaktır.

2.Su püskürtücü memeyi deliğe alıştırın. Delik ne kadar darsa o kadar iyi.
3.Alıştırma işleminden sonra, kapak içindeki izolasyonu çıkarın ve hem içten, hem dıştan zımparalayın. Delik yüzeyleri ve içinde çapak kalmamalı.Zımparanız yoksa, dikkatlice maket bıçağı ile de çapakları alabilirsiniz. Hatta, törpü bile iş görebilir.

4.İzolasyonu yerine takın.
5.Su püskürtücü memeyi yerine fotograftaki gibi oturdun. Kapağın içinden, meme ile gelen contayı takın ve memeyi yerine vidalayın. Bu işlem sırasında nazik olun! Fazla sert sıkarsanız kapak deforme olacaktır. Çok sert sıkmak zorunda değilsiniz.

6.Bu işlemin ardından kapağı şişeye takın, hortumu geçirin ve şiddetle üfleyin. Kaçak yoksa iyi; varsa yeni kapakla sıfırdan başlayacaksınız!
Üflerken çok zorlanmanız sıfır kaçak olduğunu göstermez! Düzgün çalıştıysanız kaçak olmayacaktır, ama içinizde bir miktar şüphe kalması iyidir(!)
7.Burası keyfe keder adım. Çift bileşenli macun yapıştırıcı ile kapağı kapladım. Bunun nedeni, asla yerinden oynamayacağından emin olduğum memeyi daha da garantiye almak ve kapağı uzun yıllar kullanmak(!). Yapmak zorunda değilsiniz.
8.Hortumu sıkıca yerine takın; üşenmeden dibine kadar oturtun. Hortumu yamuk kesmeyin; bir tarafı dibe inerken öbür taraf fazla açıkta kalırsa gaz kaçağı olabilir.
9.Şişeyi koyacağınız yere gidip prova yapın ve hortumu ne çok uzun, ne çok kısa gelecek şekilde kesin; tabi akvaryumda enjektörü koyacağımız yeri de hesaba katarak!

Senelerdir birçok hobimle alakalı DIY (Do-it-yourself / Kendin yap) projeler yaptım. Gerçek şu ki, çoğu amatör için bu tip projeler çok vakit alır ve birşeyi hazır satın almaktan çok daha pahalıya gelebilir. Örneğin, 15 YTL’lik reaktörü 1 YTL’lik malzeme ile yapabilirsiniz ama, şarjlı matkap, çift bileşenli yapıştırıcı, matkaplar, Dremel ve uçları gibi malzemeleri edinmek için harcadığınız parayı hesaba yazmazsınız(!). İlk projelerimden külliyen zarar ettiğimi çok iyi hatırlarım; ama elimde çok sayıda alet edevat kaldı ve seneler sonra nihayet gerçek anlamda tasarruf etmeye başladım(!)
*Herhangi bir DIY projede yaptığınız işe özenin, ama sadece gerektiği kadar! Sonuçta burada yaptığınız şey, kafanızı boşaltmak ve basitte olsa yaptığınız şeye bakıp keyif almak. Çocuğunuz varsa bu tip projelere özendirin; zaman içinde daha komplike projelerle uğraştıkça ister istemez bir mühendis bakış açısına sahip olacaktır.
*Projelerinizin zaman içinde nasıl çalıştığını, eksiklerini gözleyin ve gerçekten ihtiyaç duyduğunuz birşeyse geliştirin.
* ve elbette, basit ya da zor, aptalca veya dahice diye düşünmeden paylaşın! Projeniz çok basit olsa bile, kullandığınız bir malzeme çok daha karmaşık bir proje geliştiren birine ilham kaynağı olabilir. Zira, DIY ile uğraşan birinin en büyük sıkıntılarından biri nerede ne malzeme kullanacağı ve bunu nereden bulacağıdır.