Türkiye’de akvaryumu olup da Ekol 15′i bilmeyen, bilip de hakkında şikayet duymayan neredeyse yoktur. Mayıs ayında Ekol 15′in yeni modelinin çıkmasının ardından, bu kadar eleştirilen, zaman zaman yerin dibine sokulan bu filtreyi incelemek istedim. Aslında, Ekol 15′den herkes de şikayetçi değil: bazı kullanıcılar, bu filtrenin temizlik performansından son derece memnunlar.
Konuyla ilgili olanların çoğunun bildiği üzere, Ekol 15 ve yıllar sonra çıkan Ekol 17, aslında Eheim Classic serisinin taklitleri. Aslında, eski Ekol 15, birebir olmasa bile, Eheim 2213 Classic modelinin “klonu”. Yeni Ekol 15′de ise ufak tefek dokunuşlar var. Farkların ufak tefek olması, önemsiz anlamına gelmiyor.
Yeni Ekol 15 ile uzun yıllardır üretilen, Eheim 2213'ü baz alan model arasında az ama önemli farklar mevcut.
İsterseniz hemen yeni Ekol 15 ile eski model arasındaki farklara göz atalım:
1.En önemli fark kafa kısmında ve yine Ekol 15‘in en çok şikayet edilen sorununu çözüyor: kafadaki lastik, Ekol 17 modelinde olduğu gibi gövdeye monte edilmiş. Bu sayede, yanlış lastik montajından kaynaklanan su kaçaklarının önüne geçiliyor. Bu açıdan bakarsak, aynı probleme sahip Eheim 2213 Classic modelinin önüne geçmiş Ekol 15…Yeni modeldeki en önemli değişiklik bu diyebiliriz.
2.İkinci cansıkıcı detay olan metal klipsler de plastik olanlarla değişmiş. Eski metal klipsler eli kolayca kesebildiği gibi, pek de iyi oturmuyor. Yeni modeldeki plastik klipsler ise hem kafayı sıkıca sabitliyor, hem kafaya tamamen gömülmediği için açması kolay, hem de eli kesmiyor. Eheim’da eski Ekol 15′deki metal klipsleri kullandığı halde, malzeme kalitesinden ötürü biraz daha kullanışlı. Ancak yine de bu klipsler kolayca kayboluyor, yamuluyor ya da eli kesiyor. Ekol 15, klips konusunda önemli bir puan daha alıyor.
3.Yeni Ekol 15′de pervanenin plastik malzemesi değişmiş. Ati Akvaryum ile yaptığım telefon görüşmesinde, bunun Haziran ayında çıkan hatalı bir seriden -150 kadar filtre, garanti kapsamında bütün pervaneler ücretsiz değiştirilmiş- kaynaklandığını öğrendim. Yeni pervanenin daha sessiz olacağı söylendi ama açıkçası bir fark yok. Yeni pervane, şeffaf mavi rengi ve biraz farklı kalıbı ile kolayca ayırt edilebiliyor.
4.Kafa bölümünde, Eheim Classic serilerinde olduğu gibi, giriş hortumuna kılavuzluk eden bir parça eklenmiş. Eski modellerde bu bölüm bulunmuyor. 
5.Kutuda ufak tefek değişiklikler var. Yeni modellerin kutusunda debi 600 lt/saat olarak belirtilmiş.
Şimdi hemen yeni Ekol 15 ve genel olarak Ekol 15 dış filtreler ile ilgili izlenimlerimi aktarayım:
Ekol 15′in ölçüleri Eheim 2213 ile aynı: hatta birkaç güne kadar parçaları yanyana koyup kıyaslama fırsatım olacak; o güne kadar katalog verileri bana iki filtrenin de aynı olduğunu söylüyor. Eheim katalogu, 2213′ün malzeme hacmini 3 litre olarak vermiş. Ben Ekol 15′in boşken 4.5 litre su aldığını ölçtüm. Altta ve üstte bulunan süzgeçler nedeniyle, malzeme hacminin 3 litreye inmesi makul görünüyor.
Yeni modelde kalıp olarak herhangi bir fark bulunmamakta. Sadece kafa motoru farklı yerleştirilmiş ve bunu filtreyi açmadan anlamanız mümkün değil. Eski modelde kova yeşil, kafa bölümü ise siyah. Yenilerde ise kafa gri, kovaysa siyah. Daha önce bahsettiğim gibi kutular biraz farklı ama yeni olduğuna dair herhangi bir ibare bulunmuyor. Yukarıdaki maddelere bakarak filtrenin yeni ya da eski olduğunu anlayabilirsiniz.
Tüketim eskiden olduğu gibi 10 Watt olarak verilmiş; ancak debi 600 litre/saat yazılmış. Yaptığım testte debilerin aynı olduğunu gördüm ama Ati Akvaryum’un daha önce 400 litre/saat debi değeri vererek “mütevazı” davrandıklarını belirteyim. Zira 700 litre/saat debiye sahip olduğunu “iddia eden” Tetratec 700‘ün debisi, Ekol 15 ile aynı. Eğer bir oranlama yaparsak, Ekol 15, 200 litrelik akvaryumlarda kullanılabilir. Bana sorarsanız, üreticiler, özellikle Tetratec ve kısmen Eheim, filtrelerin güçleri konusunda fazla iyimserler.

Ati Akvaryum, makul davranarak Ekol 15′in 50-150 litre arası akvaryumlarda kullanılmasını tavsiye ediyor. Elbette bu rakam kullanılan tanka göre değişir. 300 litrede 5 lepistes besliyorsanız, bu tip bir filtre bile fazla gelir. 150 litrede obur, 15-20 chiclid besliyorsanız yetmeyecektir. Kendi tecrübelerime göre, kutu üzerindeki debisi 1200 litre/saat olan bir filtre, ancak 200 litrelik, kalabalık bir akvaryumu layığıyla temizliyor. Marka ya da model pek önemli değil. Unutmayın ki dış filtre sadece bir pompadır, filtrasyonu içindeki malzeme yapar. Benim tavsiyem, Ekol 15 ya da benzer debili bir filtreyi en fazla 120 litrelik bir akvaryumda kullanmanız. Elbette 200 litrede de kulllanabilirsiniz. Biyolojik olarak yeterli filtrasyon sağlayacaktır; gelgelelim suyunuz büyük ihtimalle daima kahverengi kalacak. Filtrenin yüksek debi ve kaliteli iç malzemesi sadece su değişimlerinin miktar ve periyodlarını azaltacaktır. Bununla beraber, dünyadaki hiçbir filtrasyon çözümü, su değişimi kadar yararlı olamaz.
Ekol 15′ler bir süredir ABS plastik çanak ile üretiliyor. Bunun bir avantajı, bir de dezavantajı var: Eski çanakların aksine, bunlar şeffaf olmadıkları için içlerini göremiyorsunuz. Avantajı ise, kolayca kırılan şeffaf çanaklara göre sağlam olması. Şeffaf çanaklar sadece Ekol markasının değil, Eheim’ın da baş belası. Markadan bağımsız olarak, şeffaf plastik çanaklar yumurta gibi kırılabiliyor. En azından Eheim Classic serisi böyle. Merak ettiğim ise, hiç kullanmadığım, hatta yakından bile görmediğim Hydor.
Ekol 15′in plastik kovası gerçekten güven verici ve sağlam. Plastik aksam genel olarak kalitesiz görünse de, gerek kova, gerek dirsek, gerekse kafa kısmı çok sağlam ve tok duruyor. Kısaca, biraz “Rus malı” gibi. Çirkin ama sağlam. Özellikle eski modelin çok daha güzel göründüğünü söylemek gerek. Gri kafa ve siyah kova hiç şık durmuyor ve boyalı plastik hataları daha fazla gösteriyor.
Güzel haberse, filtrenin içinin dışından daha kaliteli görünmesi! Yeni Ekol 15 modelinde, kafa motorunun yerleşimi farklı. Eski modelde pervane, dolayısıyla kafa motoru tam ortada iken, bu modelde Eheim Classic’lerde olduğu gibi dışa çekilmiş. Mıknatıs ve pervane, işçilik ve malzeme olarak Alman ya da Atman gibi kaliteli Çin malları seviyesinde duruyor. Keza, dışarıdan kötü görünen kafa kısmının içten görünümü çok düzgün – sanki filtre olduğundan kalitesiz gösterilmek için çaba harcanmış!
Filtre yanında gelen aksesuarların kalitesi de, daha önce incelediğim Ekol 19 ve Ekol 17′ye göre çok daha özenli üretilmişler – süzgeç kısımları hariç. Filtre ile gelen kapalı tip vantuzları çok beğendim. Açık tip vantuzlara zerre kadar güvenmiyorum ve yeni bir filtre aldığımda bir de kapalı vantuzlardan alıyorum. Çok kaliteli diyebileceğim Alman malı bir filtrede bu vantuzlar yüzünden evi su bastığından, herkese kapalı tip vantuzları öneriyorum. Paketten 5 adet vantuz çıkıyor. Sayı olarak da yeterliden öte.
Kutudan bir de yeşil plastik parça çıkıyor. Bunu daha önce gördüğüm için ne olduğunu biliyordum: iç filtrelerdeki hava hortumu gibi birşey bu. Yağmurlama borusu yerine bu parçayı kullanarak dış filtreyi bir tür hava motoru-hava taşı gibi kullanıyorsunuz. Küçük ama güzel detaylardan biri daha.

Ekol 15′in debi konusunda iyi olduğunu kimse inkar etmiyordu. Hatta daha önce Ekol 15′in şu çıkışını gördüğümde, Eheim 2213′den fazla olduğunu düşünmüştüm.
Bendeki Eheim 2213 şu an Serhan’da olduğundan onunla bir test yapmak mümkün olmadı ama aynı kafa motorunu kullandığını düşündüğüm 2222 Pro modeli ile kıyaslayabildim: Ekol 15, dakikada 5 litre su basarak, dakikada 4.4 litre su basabilen 2222 Pro’ya %10 civarı fark attı.
Test koşulları her filtre için standart: kafa motorunun tepe noktası ile su bastığı kova arasında 75 cm sabit yükseklik kalacak şekilde, 15 saniye çalıştırıyor ve iki ölçümden en yüksek olanı alıyorum. Aynı testte Tetratec 700′ün de dakikada 5 litre basabildiğini ekleyeyim. Ekol 19 ise dakikada 11 litreye ulaşabildi. Tüm filtrelerdeki iç malzemeler, kafa motorlarının gücünü layığıyla test edebilmek için çıkarıldılar.
Eski ve yeni Ekol 15 modeli arasında ise herhangi bir debi farkı olmadı.
Eskiden kutu üzerinde 400 litre/saat olan rakamın 600 litre/saate çıkarılmış olması bir şekilde anlamlı hale geliyor: 700 litre/saat değerine sahip Tetratec 700 ile aynı, 500 litre/saat debiye sahip olduğunu iddia eden Eheim 2222 Pro’dan ise %10 daha güçlü olan Ekol 15′in 600 litre/saat değerini vermesi daha makul. Nitekim, kutu üzerindeki değerlere hiçbir şekilde ulaşılamayacağını da -markası ve modeli ne olursa olsun- testlerle de görmüş olduk. Dolayısıyla, bir filtre satın alırken kutu üzerindeki değerin yarısı kadar debiye sahipmiş gibi düşünmek ve testleri izlemek lazım.
Su sızdırma şikayetleri dışında Ekol 15 ile ilgili ikinci -ve hemen hemen son- şikayet, gürültü.
Açıkçası, ölçülmeden yapılan testler benim için bir anlam ifade etmiyor. Her kulağın duyma eşiği farklı ve her insan farklı düzeylerde gürültüye tahammül edebiliyor. Şimdiye kadar Bel, Sone cinsinden gürültü değerleri verilmediğinden, sesli ya da sessiz demek objektif bir anlam ifade etmeyecektir.
Ama şunu da söylemek gerek: Fluval, Eheim ve Tetratec, gürültü düzeyi olarak farklı bir ligdeler. Eğer dolap içinde çalışmıyorsa ve 1-2 metre yakınınızdaysa, Ekol 15′in sesini duyuyorsunuz. Oysa 1 metreden, hatta 50 santimden, Eheim Pro serisi bir filtrenin çalışıp çalışmadığını anlayabilmek çok zor. Neyse ki, gürültü düzeyi yüksek ya da ses sinirbozucu değil. Hafif bir fon gürültüsü, orta boy bir trafonun sesi gibi bir ses bu. Zaten tıkırtı ve düzensiz bir ses varsa, bu bir arıza ya da üretim hatasına işaret eden bir durum.
Biraz daha açmak gerekirse, açıkta ve yatak odanızda bulunursa ses sizi rahatsız edebilir; ancak kapalı bir dolapta ve salondayken muhtemelen varlığını hissetmeyeceksiniz.

Ekol dış filtreler boş olarak satıldığı gibi, 2-3 farklı kombinasyonda malzeme ile de satılıyorlar. Bana gelen eski Ekol 15 modelinde bir sünger, 2 kat elyaf vardı. Yeni modelde ise seramik halka, aynı süngerden, bir kat elyaf ve aktif karbon vardı. Aktif karbon, suya harika bir berraklık kazandırması ve özellikle ağır metalleri süzebilmesi gibi özellikleriyle harika bir malzeme. Gelgelelim, 15 gün ila 1 ay arasında değişmesi gerektiğinden, bence bu tip bir dış filtrede bulunması pek doğru değil.
Sünger ise, yıllardır Ekol 15 ile satılan, delikli süngerden.
Ekol 15, güçlü debi, sağlam malzeme ve kanıtlanmış bir tasarıma sahip bir dış filtre. Fiyatı çok ucuz. Yedek parçası da ucuz ve kolay bulunuyor. Üretici Ati Akvaryum, şikayetlere ilgi ve iyiniyetle yaklaşıyor.
Aksayan yönleri olsa da, Ekol modellerinde kalite çıtası giderek yükseliyor. Akıllıca bir şekilde, Ekol 17 modelinde olduğu gibi contayı kafaya gömerek sızdırma problemini çözmüşler. Aslında bu sızdırma problemlerinin neredeyse tümü kullanıcıdan kaynaklanıyor. Eski modellerde, ki bu sorun Eheim Classic serisinde de var, o-ringi kafaya oturtmak kolay değildi ve otursa bile, kafayla kovayı birleştirirken kayabiliyordu. Zaman içinde zorlana zorlana aşınan o-ring, düzgün otursa bile sızdırma yapabilmekteydi. Eminim bundan sonra sızdırma şikayetleri duymayacağız.
Aslında, Ekol 15′in yeni modelle birlikte fazla eksiği kalmadı. Plastik kalitesinin artması gerekiyor ki, belki toplamda 3-5 TL’lik bir fark bu. Filtrenin fiyatı zaten hayli ucuz. Üstüne 3-5 TL eklense ama albenisi yüksek olan bir ürün ortaya konulsa, satış rakamları yükselecektir. Zira çoğu insan tanımadığı bir malı görüntüsüne bakarak beğeniyor ya da beğenmiyor.
Yazının sonuna kaldı ama, yeni muslukları çok beğendim. Vidalar kolayca açılıyor, özellikle Ekol 19 ve Ekol 17 modellerinde karşılaşılan diş kaptırma ihtimali hemen hiç yok. Plastik çok daha sert. Vanalar düzgün hareket ediyorlar. Hortumlar musluk aksamına iyi oturuyor ve kolay vidalanıyor.
Önümüzdeki günlerde birkaç dış filtre ile birlikte Ekol 15′in de debi testi videolarını yayınlayacağım.
Ekol 19‘dan sonra Ati Akvaryum, çok geçmeden Ekol 17′yi de piyasaya sunmaya hazırlanıyor.

Ekol 15 gibi, Ekol 17′de, Eheim Classic ya da Hydor Prime tarzı silindirik bir model. Bu tip filtreler tecrübesiz amatörleri korkutsa da, aslında çok daha verimli filtrasyon ve uzun temizlik aralıklarıyla ideal filtreler. Tek dikkat etmeniz gereken şey, debilerinin ve iç hacimlerinin yeteri kadar yüksek olması.
Ekol 17, Ekol 15 değil!
Ekol 17, dış görünüm olarak Ekol 15′e benzese de, çok önemli ama bu tip filtreleri kullanmamış biri için atlanacak 2 farka sahip. Birincisi, klipsler. Gerek Eheim Classic, gerekse Ekol 15′de kullanılan eski metal klipsler yerine, sıkı oturan, plastik klipsler kullanılmış. Deforme olup kaçağa neden olmaları gibi bir risk yok.

İkinci fark ise, Ekol 15′lerde sızdırma problemlerinden şikayetçi olanları yakından ilgilendiriyor. Ati, çok güzel bir iş çıkarıp contayı kafa bölümüne sabitlemiş. Ekol 15′lerde ve Eheim Classic’lerde sabit olmayan o-ringi oturtmak zor olduğu gibi, yıpranma durumlarında da su kaçakları oluyordu.
Dolayısıyla, daha kafa bölümüne baktığımızda, kendisinden 2-2.5 kat pahalı Eheim Classic modelinin önüne geçmişler.
Küçük bir detay daha var: kafa bölümünde, giriş hortumunu oturtabileceğiniz, geçmeli bir bölüm var.
İlk izlenimler
Ekol 17, daha önce test ettiğim Ekol 19 gibi büyük hacimli bir filtre. Aynı motoru kullandığından, debi ve enerji tüketimi de aynı: saatte 1200 litre su çeviriyor ve sadece 20 watt harcıyor. Bu, muadili olan Tetratec 1200 ve Eheim 2217′den birazcık daha iyi bir değer.
Ekol 19 ile birçok parça aynı olduğu halde, Ekol 19′da şikayetçi olduğum bazı küçük eksiklikler giderilmiş. Ati akvaryumun eleştirileri ciddiye alıp bunları giderme hızı gerçekten takdir edilesi bir yaklaşım.
Örnek vermem gerekirse, Ekol 17 ile gelen hortumlar biraz daha sert ve kaliteli. Süzgeç artık siyah değil, yeşil. Akvaryum içinde “sırıtmıyor”. Vantuzların kelepçelerinde beyaz yerine siyah plastik kullanmışlar. Musluklar daha yumuşak ve plastik kalitesi daha iyi. Genel plastik aksam çok daha tok. Özellikle kovayı, Eheim Classic kovasından ayırmanız neredeyse imkansız. Impeller kısmını örten plastik kapak bile yerine çok güzel oturuyor. Sadece 2-3 ayda alınan mesafe çok büyük. Çin malları ile mukayese edilmeyecek kadar tok ve sağlam.
Açıkçası, Ekol 19′a birçok eleştiride bulunmuş olmama rağmen, Ekol 17 ile ilgili söyleyebileceğim hiçbir kusur yok. Üstelik, Eheim Classic türü filtreleri sevdiğim için onu aşan bir ürünle karşılaştığımdan dolayı daha da memnun oldum. Eheim Classic’in tek avantajı, Substrat Pro ile geliyor olması. Yapılan testlere göre, bu malzeme en yakın rakibine, bakteri kolonizasyonu süresinde %30′a yakın fark atıyor. Gerçi bu bir sorun değil; zira bakteriler bir kez oturdumu, substrat pro’ya ödenen akla zarar fiyatın da bir anlamı kalmıyor.
Ekol 17 – İç malzeme
Ürün henüz piyasaya çıkmadığından bana kutusuz geldi; ancak kutunun taslakları elimde var. Mustafa bey, kutu tasarımında dahi eleştirilerimi soracak kadar işinde titiz,nazik biri. Kutu üzerinde 3 ayrı konfigürasyon var. Bana gelen model tip 3. Seramik yüzükler, 2 kat biyo sünger, kalın bir parça elyaf, onun üzerinde karbonlu sünger ve nihayet en üstte aktif karbon mevcut. Malzeme içeriği çok zengin,zira filtrenin hacmi de çok büyük. Burada tek eleştireceğim nokta, aktif karbon. Silindirik filtreler nadiren temizleniyorlar; oysa aktif karbonu 2-3 haftada bir yenilemek gerektiğinden bence gereksiz. Bunun dışında ideal bir malzeme dengesine sahip. Karbon yerine biraz daha fazla seramik boncuk daha iyi olabilirdi.
Ekol 17′yi musluklu ya da musluksuz alabiliyorsunuz; bana gelen model musluklu. Musluklu modeli almanızı şiddetle tavsiye ederim. Aksi takdirde temizlik gerçekten yorucu olabiliyor.





Ekol 17 – Debi
Ekol 17, 200 ila 600 litre arasındaki akvaryumlar için tavsiye ediliyor; kendisinden 200 litre daha düşük debiye sahip Eheim 2217 gibi.
Hobiciler arasında kutu üzerine aldırmayıp, dış filtreleri kutu üzerinde yazandan daha küçük akvaryumlarda kullanmak adettendir. Ekol 17 ile bu hataya düşmeyin; zira debi, dış filtreden çok hidroforu andırıyor! Sıkı malzemeye rağmen, filtrenin debisi değil Eheim 2217, 2250 düzeyinde!
Belki 600 litre gerçekten üst sınır olduğundan şüpheye düşebilirsiniz; ancak 400-500 litrelik chiclid akvaryumlarında bile arkanıza bakmadan kullanabileceğiniz kadar iyi bir debiye sahip. Filtrenin emişi ise elektrikli süpürge gibi! Üstelik bunu içindeki onca sıkı elyafa rağmen yapıyor.
Ekol 19 ile kıyaslandığında, debi biraz daha iyi (aynı motoru kullanmasına rağmen). Gerçi Ekol 19′da yaklaşık 3 aydır kullanmama rağmen en ufak bir debi kaybına rastlamış değilim.
Ekol 17 – Karar
Öncelikle, ilk söyleyeceğim şey, kalite konusunda hiçbir soru işareti bırakmayan, tok bir filtre olduğu. Debi mükemmel. Filtre ile gelen malzeme seçimi, miktarı çok ideal; aktif karbon dışında.
Elbette en merak edilen konu ses düzeyi.
Sessizlik deyince referans alabileceğimiz 2 marka var;Eheim ve Tetratec. Eheim’in Professional ve Ecco serisi gerçekten inanılmaz sessizler (10 santim yaklaşmadan çalıştıklarını anlamıyorsunuz); ancak ben Eheim Classic serisinde asla o efsanevi sessizliğe şahit olmadım. Ekol 17′nin ses düzeyi de Eheim Classic kadar. Daha fazla değil. Türkçesi şu: Filtre, son derece sessiz bir ortamda, tamamen açıkta çalışıyorsa ve siz sadece 50 santim uzaklıktaysanız, kulak kabarttığınızda floresan balastına benzer, belli belirsiz bir ses duyabilirsiniz. Benim ne kadar referans teşkil edeceğim de ayrı bir konu tabi; zira odyometre testinde %98-%100 alacak düzeyde duyabiliyorum.Çoğu insan bu sesi farketmeyecektir.
Şayet dolapta çalışıyorsa, sesini duymanız olası değil. Ekol 19′dan hissedilir şekilde sessiz; bunu da artan plastik kalitesine bağlıyorum.
Sonuç olarak, özellikle Eheim Classic kullanmış ve performansını görmüş hobicilerin kalbini çalacak bir model. Fiyatı belli değil; ancak online satış sitelerinde 140 liraya bulunabilen Ekol 19′dan daha ucuz olacağını tahmin ediyorum. 1 Eheim 2217 yerine 2 Ekol 17 alabilir; hatta artan parayla 1-2 litre Substrat Pro alarak Ekol 17 ile kullanabilirsiniz!
Dış filtreler uzay teknolojisi ürünü filan değiller; elimdeki 1988 model Eheim 2213, bu sene çıkan Eheim 2213 ile bire bir aynı. O yüzden gidip 2.5 kat fazla para verip,Ekol 17 yerine bir Eheim Classic 2217 almanız gerçekten gereksiz. Kesinlikle “ne olursa olsun yerli üreticiyi destekleyelim” gibi bir kaygım yok; aksine kötü mal üreten yerli üreticiden daha bir nefret ediyorum. Ekol 17′yi samimi olarak tavsiye ediyorum.
Umarım Ekol 15′de de Ekol 17′de gördüğüm,çok beğendiğim klips ve entegre conta değişikliği yapılır. Zira Ekol 15 ile ilgili sızdırma konusunda şikayetler var ve bunların neredeyse tamamı kullanıcı hatasından kaynaklanıyor-kafayı kapatırken conta kayıyor. Ki aynı sorun, kısmen Eheim Classic’lerde de mevcut. Bu değişiklik yapılır, yeni bir kutu ve isimle piyasaya sürülürse Ekol 15′in de gelmesi gereken yere geleceğine inanıyorum. Ekol 15,kullanmayı bildiğinizde, düşük tüketimi ve yüksek debisiyle çok iyi bir dış filtre;zaten kimsenin filtrenin temizlik performansı ile ilgili şikayet ettiğini görmedim.
Son olarak, Ati akvaryuma bütün eleştirdiğim aksaklıkları hızla giderdikleri, insanları dinledikleri, nezaketleri ve elbette lafını bile etmediğim halde Ekol 17′yi denemem için gönderdikleri için teşekkür ediyorum.
[nggallery id=7]
, akvaristlerin hakkında genelde “karmaşık hislere” sahip olduğu Ekol 15′i üreten Ati Akvaryum’un yeni ürünü.
Filtre henüz çok çok yeni ve şimdiye kadar herhangi bir akvaryumcuda rastlamadım. Ati akvaryumdan Mustafa Bey ile yazışmalarımız sonucunda filtrenin yakında piyasaya çıkacağını -ki bazı sitelerde satışı yapılıyor- ve 1 senedir test edildiğini öğrendim.
Teknik verilere bakacak olursak:
Debi: 1200 lt/saat
Tavsiye edilen akvaryum boyutu:200-500 lt
Sepet sayısı:4
Elektrik tüketimi: 20 Watt/saat
Kutu üzerinde yazmıyor, ancak kendi ölçümlerimde kova hacminin 10.5 litre civarında olduğunu ölçtüm. Bu oldukça iyi bir hacim; zira bu boyutta akvaryumlar için tavsiye edilen Tetratec 1200 12lt, Eheim 2217 6 lt, Eheim 2226 ise 5 litre civarında bir hacme sahipler. Yüksek hacim, doğal olarak daha iyi bir biyolojik filtrasyona zemin hazırlayan, çok önemli bir faktör.
Kutularda genelde hMax olarak görebileceğiniz, yani filtrenin su basabileceği maksimum yükseklik ise 2 metre. Ancak tavsiye edilen yükseklik 1.6 metre. Şimdiye kadar bunun yarısı kadar bile hortum kullanmadığım için, bu çok yüksek bir değer.
Filtrenin “pompalı” olduğu bazı yerlerde yazsa da, bu bildiğiniz tarz bir pompa değil. Bu konuya daha sonra geleceğim.
Ekol 19-İlk izlenim
Filtre, şık ve iyi tasarlanmış bir kutuda geliyor ve kutu üzerinde size gerekli olacak tüm bilgiler mevcut. Bu önemsizmiş gibi gelse de, ürünle ilk tanışmanız kutusuyla ve o anda aklınızda cevaplanmamış sorular kalıyorsa, edinilen ilk izlenim de olumsuz oluyor.
Yaptığım ilk iş, filtreyi açmak oldu. Filtreyi açtım ve kafasını ters çevirdim.
Neden mi?
Çünkü, Ekol kullanan çoğu akvarist -Ekol 15′den bahsediyorum- genelde temizliğinin çok iyi olduğunu, ancak su kaçağı problemleri olduğunu söylüyor. Ekol, zamanında bence oldukça uyduruk olan Eheim Classic’in geçme o-ring sistemi yerine, kafa etrafını frezeleyip contayı oraya gömseydi, bugün piyasanın hakimi olabilirdi.
Açıkçası, bu sefer çok iyi çalışmışlar. Kafada iki ayrı conta bulunuyor ve gerçekten sıkı oturuyorlar.
İkinci conta dikkatinizden kaçabilir; impeller bölümünün dış çevresinde ve oldukça geniş. İlk conta ise, Atman,Tetratec ve Eheim’ın Pro ve Ecco serilerinde olduğu gibi, kafa kısmına gömülü. Böylece, Ekol 15 ya da Eheim Classic serilerinde olduğu gibi, contayı yanlış oturtma, ya da oturturken zarar verme şansınız yok.
Eğer contayı yırtmazsanız -ki bunun için özel çaba göstermeniz gerek- kesinlikle kaçak yapmayacak, doğru bir tasarım.
Plastik konusunda ise hem iyi, hem kötü izlenimlerim var.

Önce kötüden başlayalım. Maalesef, kafa kısmında kullanılan plastik ucuz ve ince duruyor. Benzer kozmetik sorunlar, yağmurlama borusunda da devam ediyor,delik etrafında çapaklar var. Boru kelepçeleri de yanlış bir kararla beyaz yapılmış. Yeşil ya da siyah gibi göze batmayan bir renk seçilmesi kozmetik açıdan uygun olurdu. Yeşil borulara neden beyaz kelepçe seçildiğini açıklamak zor.
Gelgelelim, kovada kullanılan ABS plastik çok doğru bir seçim. Hatta, çıtkırıldım yapısıyla beni korkutan Eheim Ecco ve Classic kovalarından sonra, bu kova bana çok güven verdi. Zira, özellikle Classic serisinde kullanılan plastik, sert bir darbede cam gibi patlıyor. Sanırım bu yüzden, 2250 ve 2260 Classic serilerinde bu plastiği kullanmıyorlar; Pro serisinde ise çok daha kalın ve biraz daha yumuşak bir malzeme seçilmiş.
Ekol 19′un kovası kırılmayacak kadar esnek, esneyip boşluk yapmayacak kadar da etli. Yandaki koruyucu çıtaların da sağladığı ek rijidite ile, “taş gibi” bir kovaya sahip. Ancak dediğim gibi, yukarıdaki malzeme, maalesef bu kaliteye
gölge düşürüyor. Sanırım bu durum, kalıp maliyetinden kaynaklanıyor ve bir miktar satış yaptıktan sonra bu kalıpları yenileyeceklerdir. Bahsettiğim olumsuzluğun sadece kozmetik bir eksik olduğunu, hatta kafa kırılsa dahi bunun filtrenin çalışmasını etkilemeyeceğini belirtmek isterim.
Önemli bir artı daha: Filtredeki hortumların iç çapı 18 mm. Bu, Tetratec 1200′den 3mm, Eheim’ın ise en büyük modeli olan 2080′den 2mm daha fazla. “Dev” hortum çapı sayesinde, uzun vadede debi düşüşünün çok az olacağını tahmin ediyorum.
Ekol 19-Tasarım
İlk bakışta Atman 33xx/EF serisi ya da Eheim Pro’ları andıran Ekol 19, farklı olarak yuvarlak bir kova kullanıyor. Sanırım aynı kalıp, Ekol 17′de de kullanılacak; zekice bir tasarımla kalıp maliyetini düşürmüşler.
Filtreyi açınca, iç yapı olarak Eheim’ın yeni serisi Ecco ile hemen hemen aynı olduğunu görüyoruz. Aslına bakarsanız, yuvarlak kovaya motor kafasını Pro sistemiyle oturtarak, çok eleştirilen Ecco sisteminden daha iyi bir tasarım çıkarmışlar. Zira, Eheim Ecco serisinin üç işlevli tutma kolu çok kolay arıza yaptığı ve çabuk kırıldığı için kötü eleştiriler alıyor. Bu aynı zamanda, başka bir filtrede görmediğim, özgün bir tasarım. Bu açıdan da Ekol’ü tebrik etmek gerekiyor.
İç tasarıma dış tasarımdan daha çok önem verilmiş. Kova içinde 4 ayrı sepet bulunuyor ve sepetleri kolayca çıkarabilmeniz için her sepette katlanabilir bir sap var. Sepetlerin hacimleri gerçekten çok büyük ve su delikleri çok geniş. Sepet tasarımı da Eheim’dan; ancak detaylar atlanmamış. En alttaki sepet etrafında bir lastik conta bulunuyor. Motor kafasındaki diğer lastik conta ile birlikte, sepet dışındaki dolaşım, yani filtre edilmeden filtreden geçen su miktarı neredeyse sıfıra düşüyor. Ayrıca, sepetler birbirine çok sıkı geçiyorlar ve giriş deliklerinin altında da contalar var. Bu tasarım, sepetli filtreler arasında gördüğüm en iyi tasarım ve Ekol 19′un teorik verimini Eheim Classic serisi düzeyine çıkarıyor; zira hemen hemen tüm sepetli filtrelerde kaçak su için tedbir alınmıyor. (Benzer bir sistem Jebao’da da bulunmakta)
Kafayı ve sepetleri hizalamak ise biraz alışkanlık gerektiriyor; Eheim Pro serisinde olduğu gibi mucizevi şekilde kolay ve çabasız değil. Ancak, yanlış birşeyler yapmanızı engelleyecek önlemler alındığından, filtreyi açıp kapatırken birşeyleri kırmanız, su kaçaklarına sebebiyet vermeniz mümkün değil.
Musluk sistemi Atman’lar ile aynı. Musluklar, filtre giriş ve çıkışlarına vidalanıyor. Hortum tutma sistemi ise diğer filtrelerde olduğu gibi, ancak hortum yerine çok kolay oturuyor ve geniş tutma alanı sayesinde çok rahat vidalanıyor. Bu anlamsız bir detay gibi görünebilir ama, kilitleyici parça geniş ve direnci düşük. Avantajı şu; eğer filtreyi dar bir alanda kullanıyorsanız, hortumları ayırmak işkence haline gelmiyor. Örneğin bu parça, Eheim Classic serisinde oldukça keskin ve küçüktür; bir seferinde bu yüzden elimdeki derinin kalktığını bilirim.
Tek eleştirilebilecek taraf ise, Tetratec ya da Eheim Pro’da olduğu gibi, filtre kafası ile hortumları tek harekette ayıran bir sistem olmaması. Bununla birlikte, bahsettiğim filtrelerin fiyatlarının Ekol 19′dan 2-2.5 kat fazla olduğunu da belirtmek gerekiyor. Ayrıca, Eheim Pro’nun çok pratik çözümünün de bir dezavantajı var: musluklar dönmediği için filtreyi konumlandırmanız zor oluyor.
Bu alanda en iyi çözüme sahip Tetratec’in ardından, Ekol 19′un musluk sistemi bence ikinciliği hak ediyor. Musluklarda küresel vana kullanıldığından, debiyi ayarlamanız mümkün.
Ekol 19 – İç Malzeme
Kutu üzerinde “iç malzemesiz” yazdığı halde, bana gelen Ekol 19 tam dolu olarak geldi. Filtreyi boş ya da dolu olarak alabiliyorsunuz. Bu iyi bir şey; kendimden örnek vermem gerekirse, şimdiye kadar aldığım filtreleri dolu aldığım halde, daima ya malzeme çıkarmak, ya da eklemek durumunda kaldım. Örneğin, asla bioball kullanmıyorum. Yavru akvaryumuma bağlı Eheim Pro 2222′deki Orijinal Ehfi Mech (seramik) yerine sünger parçaları kullanıyorum; zira zaten 2 kat ve düşük hacimli 2222′de sünger ile daha iyi biyolojik ve mekanik filtrasyon yakaladığımı farkettim.
Dolu Ekol 19′un malzeme seçimi özellikle Discus ve Chiclid besleyenler için çok uygun. En alt sepette, ki bu sepet alttaki boşluk sağlayan parçası ve lastik contası ile diğer sepetlerden farklı, seramik yüzükler ve sünger bulunuyor. Seramik yüzüklerin dış alanları benzerlerinden daha pütürlü; bu sayede bakteri kolonizasyonu için daha uygun olduğunu düşünmekteyim. (Tetratec ve Eheim yüzüklerinin dış alanları fazla düzler)
Sepet üstlerindeki süngerler de yerlerine boşluksuz ve mükemmel oturuyorlar.
En alttaki sepetin üstündeki sepette ise derhal filtreden çıkaracağım bioball bulunuyor. Bu benim kişisel tercihim; örneğin Tetratec’lerde bu katı genelde lav taşıyla kullanıyorum. Bioball’ların üzerinde yine bir kat sünger bulunuyor.
Onun üzerindeki sepet ise zeolit ve floss pad denen, ince partikülleri süzen bir elyaf ile dolu. Yalnız bu malzeme, elyaftan çok daha sıkı. Ekol, bu malzemeyi bolca kullanmış. Açıkçası bu cesur bir karar çünkü bu malzemeyle olan tecrübelerim debiyi çok düşürdüğünü gösteriyor. Dikkat edecek olursanız, bu malzeme dolu filtrelerde ince, tek bir katman halinde gelir. Ekol 19′da ise, tam 4 kat var ve buna rağmen debi, en azından kurulduğu an itibariyle, çok yüksek.
En üst sepette ise torba içinde karbon geliyor. Bu katmanda sünger yok; onu örten plastik bir kafes var; hemen her filtrede olduğu gibi. Karbon da oldukça bol kullanılmış. Karbon ve zeolit ikilisi sayesinde, mükemmel bir kimyasal, çok iyi düzeyde mekanik filtrasyon elde edeceğimi düşünüyorum. Ancak, bitkili akvaryumunuz varsa, zeolit ve karbonu çıkarmanız gerekecek. Ya da daha iyisi, boş olan modeli almanız.
Fitreyi boş alırsanız, sadece karbon, zeolit ve bioball gelmiyor. Bunun dışındaki malzemeler zaten gerekli olduğundan, koyulması ihmal edilmemiş. Bu da güzel bir şey; zira örnek vermem gerekirse, boş Atman aldığınızda, sadece sünger ve floss pad (hepsinde görmedim) geliyor. Bu açıdan bakarsak, Ekol 19, fiyatı, iç malzemesi, debi ve elektrik tüketimi ile, özellikle çok tutulan Atman için dişli bir rakip.
Ekol 19 – Pompa

Ekol 19′un kafa kısmı üzerinde bir pompa bulunmuyor; bunun yerine pek az bilinen, zamanında Eheim Classic’ler ile birlikte aksesuar olarak satılan bir el pompası geliyor. Kafa üzerine neden Tetratec gibi filtrelerde bulunan bir pompa koyulmadığını anlamak zor değil: bu, plastik kalıp maliyetini çok ciddi biçimde artırır ve sızdırmazlık gibi problemlere neden olabilirdi.
Türkiye’de bu hobiyle uğraşanların sayısı ve gelir düzeyi maalesef düşük; dolayısıyla Ekol 15 modelini üretmek bile büyük cesaret işi. Çünkü kalıp maliyetleri gibi maliyetler dışında, Türkiye’de her türlü işletme maliyeti, düşük iç hacmine rağmen, çok yüksek. Doğal olarak, “neden bunu da yapmadılar” gibi bir eleştiri, Türkiye şartlarında anlamsız olacaktır. Aynı soruyu Eheim ya da Atman’a sormak elbette makul; ama plastik hammaddesini yarın kaça alacağınızın belli olmadığı, tüketim ve gelir düzeyinin Almanya’nın küçük bir şehri kadar olmayan bir ülkede, bunların bir anlamı kalmıyor.
Açıkçası, Ati bu el pompasını ayrı olarak satsa, birçok akvarist, özellikle de Eheim Classic sahipleri bence büyük ilgi gösterecektir. Ben kullanma ihtiyacı duymadım; bir de hortumun tam oturmaması ve pompa lastiğinin zaman zaman yerinden çıkması gibi sorunları var.
Ekol 19 – Karar (şimdilik!)
Ati akvaryum, çıkardığı ikinci modelde doğru tasarım kararlarıyla başlamış ve temel aldığı Atman ve Eheim Ecco dizaynını zekice dokunuşlarla geliştirmiş.
Bazı kalite sorunları var; ancak bu sorunlar işlevsellik,performans ve güvenilirliği etkileyecek sorunlar değiller. Bu fiyat düzeyinde alabileceğiniz daha iyi bir filtre yok.
Filtrenin debisi şimdilik çok iyi; ancak bu testi bir süre sonra, tahmin ediyorum 2 haftaya kadar, karşılaştırmalı olarak yayınlayacağım. Çünkü, genelde filtrelerin çoğu, özellikle Tetratec’ler, 10 gün geçmeden çok ciddi debi kayıplarına uğruyorlar. Ekol 19 ise, rakiplerinden çok daha kalın bir hortum kullanarak, zaten tasarım olarak sorunu çözmüş gibi görünüyor.
Bir Ekol 19 satın alırmıydınız sorusunun yanıtı ise her zaman çok rasyonel olmayabilir. Genelde hobiciler -her alanda- biraz duygusal davranırlar. Açıkçası, mükemmel filtre yok. Bunu hemen her marka ve modeli kullanmış, kullanamadıklarımı da incelemiş biri olarak söylüyorum. Örnek vereyim; Eheim’ın seramik mili kürdan gibi kolayca kırılıyor, ama Tetratec’in ki çelik kadar sağlam. Yine Tetratec’in hortum ayırma sistemi piyasanın en iyisi, ancak sepet sistemi olarak belki alabileceğiniz en kötü filtre. Debiden bahsedecek olursak; evet, Eheim en verimli elektrik tüketimine sahip ama iç malzemeye birazcık mekanik filtrasyon malzemesi eklerseniz, debi ciddi biçimde düşüyor ve filtre çabuk tıkanıyor. Atman’ın devasa kovaları sayesinde mükemmel biyolojik filtrasyon elde edebilirsiniz; ancak boş geliyorlar ve doldurmaya kalktığınızda fiyatı Ekol 19′u ciddi anlamda geçiyor. Ayrıca, enerji tüketimleri vahim ölçülerde yüksek.
Benim fikrim şu: Ekol 19, yüksek debisi, düşük elektrik tüketimi, mükemmel filtre ve sepet hacmi, daha da önemlisi filtre edilmeden kaçacak suyu önleyeyecek zekice önlemlerle değerli bir filtre. 200 litrelik akvaryumlarımda arkama bakmadan kullanırım. Eksikleri elbette var. Kafa bölümünün kaplama kısmında kullanılan plastik kalitesi hoşuma gitmedi. En azından, daha koyu bir renk seçerek daha göze hitap eden bir tasarım yapabilirlerdi Ama filtre kapalı yerde çalıştığından bu benim için bir seçim kriteri değil. Boruları tutan kelepçelerin renklerini beğenmedim; ama bu da benim seçimimi belirleyen bir detay değil; zira daima kapalı tip, lastik kelepçe kullanıyorum. Pompalı olması küçük bir artı olurdu ama uzun süre Eheim Classic ve Pro kullandığım için, kurulması en zor filtre olan Eheim Classic serisini bile 30 saniyede hazırlıyorum. Elbette bu tip işlere yatkın biri değilseniz, pompa sizin için cansıkıcı bir detay olabilir.

Eğer olabilseydi, seramik mil de isterdim; ama Eheim’ın kürdan gibi kırılan milleri yerine, Tetratec’in sağlam seramik millerinden. Bunun dışında, çok uygun fiyatı sayesinde, özellikle 200 litre civarı kalabalık akvaryumlar için bence en iyi seçim Ekol 19. Tabi en iyi yargıç zamandır. Sızıntı, debi düşmesi gibi sorunların olup olmadığını uzun vadeli testler gösterecek; tabii onları da yayınlayacağım.
Bunların dışında, bir de (yarı-)duygusal faktörler var. Bir ürünü alırken, satıcı ve üreticinin yaklaşımı daima belirleyici faktördür benim için. Ati akvaryumla olan yazışma ve konuşmalarım sırasında, yaptıkları işi imkanlarını sonuna kadar zorlayarak yapan insanlar oldukları izlenimini edindim. (Zaten bu kadar dar bir piyasada, bu işi cidden sevmeden bu riskleri almak hiç de akıl karı değil) Kargo gecikmesi yüzünden, 3 kere arayıp bilgilendirme inceliğini gösterdiler. (İlk ikisinde cep telefonum yanımda olmadığı için yanıt veremedim). Maillarıma gelen cevaplar doyurucu, nazik ve bilgilendiriciydi. Bunları kaale almamın nedeni egomun okşanması değil. Biliyorum ki, bu insanlar ürünle sorun yaşadığımda insanı yarı yolda bırakacak, sinirden delirtecek insanlar değiller. Yaptıkları işi ciddiye alıyor ve titizlik gösteriyorlar, ikinci ürünleri birinciden çok daha üst düzeyde bir ürün. Dolayısıyla, bir sonraki Ekol modelinde daha da iyi bir ürünle karşılaşacağımı, uzun vadede markaya ve ürüne güvenebileceğimi biliyorum. Körü körüne “ama yerli malı, destekleyelim” fikrine sonuna kadar da karşıydım, karşıyım ve karşı olacağım; ama karşınızda sizin dilinizden konuşan, söylediklerinizi de dikkate alan bir muhatap bulmak güzel bir duygu. Şirket yaklaşımlarına olan duruşumu zaten yazılarımı takip edenler iyi bilirler. Hak ettikleri yere gelmelerini temenni ederek, küçük kusurları da düzelttikten sonra yurtdışına da açılmalarını isterim.
Birçok akvaristin aksine ben Ekol’ü severim. Açıkçası hiç kullanmadım ama, Ekol 15 çok uzun zamandır piyasada olan bir filtre ve Eheim 2213 Classic‘in klonu. Endike değerler biraz farklı; Eheim Classic 2213 8 Watt harcayıp 440 litre su çevirirken, Ekol 15 400 litre suyu bir saatte çevirmek için 10 Watt harcıyor. 50 YTL civarındaki fiyatı ile, Eheim 2213′ü en ucuz bulacağınız fiyata 3 adet Ekol 15 alabiliyorsunuz.
Ekol 15′in iç yapısı Eheim 2213 ile tamamen aynı. Elimde 1988 ya da 1990 model bir Eheim 2213 Classic var. Bunlar son derece basit, anormal derecede dayanıklı ve şaşırtıcı derecede dayanıklı filtreler. Yalnız, bir kusuru var: Mekanik filtrasyon için uygun değiller. Eheim 2213, standart malzemesi ile, ister inanın ister inanmayın Tetratec 700′den daha iyi bir debiye sahip. Ancak ben özel bir dizilim kullandığımdan, 15 günde bir temizlemediğim takdirde debi yarı yarıya düşüyor.
Ekol 15 maalesef kötü üretilen bazı serilerin kurbanı oldu ve bence hakettiği ilgiyi görmedi. 2213 bu kadar tutulurken, Ekol’ün üretici olan Ati Akvaryum, daha en başta klips ve contaya biraz daha özen gösterebilirdi; zira kimse Ekol 15′in işini yapmamasından şikayetçi değil. Sorun, bu filtrelerin kaçak yapmasıydı. Onu da yeni seri ile çözdüklerini söylüyorlar. Sanırım sorun conta ve dengesiz genleşen plastikten kaynaklanıyordu; zira “uyduruk klips” açıklaması bu filtreler için geçerli olamaz. Nitekim, Eheim Classic’lerinde klipsleri adeta teneke ve benimkisi 3 klipsle çalışıyor. Doğrusunu isterseniz, 2 klipsle de sorun yaratacağını sanmıyorum; velevki o klipsler karşılıklı olsun.
Gelelim Ekol 19′a.
Ati akvaryum, bu sefer Eheim‘ın professional serisini kopyalayan Atman’ı kopyalamış.
Aslına bakarsanız, aşırı elektrik tüketimi sorunu olmasa, şu an kullandığım tüm filtreler Atman olurdu. Eheim Professional’ın 2222′si elimde mevcut ve hiçbir filtreden bu kadar memnun kalmadım. Açıkçası Jebao 918 ile de aynı tecrübeyi yaşayacağımı düşünüyordum. Gelgelelim, Eheim’i öne çıkaran küçük detaylar var. Bunlardan ilk gözüme çarpan, musluk mekanizması. Eheim Professional serisinde musluk vazifesi gören iki minik düğme var. Atman ve diğer Eheim Pro klonları ise, bu mekanizmayı kopyalamak pahalı olduğundan olsa gerek, klasik bir musluk sistemi kullanıyorlar. Atman’ı kopyalayan Ekol 19′da bu yöntemi seçmiş. Görünüm olarak Atman EF/F serisini andıran Ekol 19, pompalı olmasıyla Atman CF modelini anımsatıyor. Gelgelelim, duyurdukları 20 Watt elektrik tüketimi, aynı debideki -Ekol 19′un debisi 1200 litre/saat, 4 sepeti var ve 200-500 litre akvaryumlar için öneriliyor- Atman’ların neredeyse yarısı. Hatta, 1050 litre saat çeviren Eheim Pro 2228′den 5 Watt, 1200 litre çeviren Tetratec 1200′den ise 1 watt daha düşük.
Bunun dışında, Eheim Professional ve klonlarında göze çarpan en önemli “güzellik”, sepet sistemi. Sepetler birbirine iyi oturuyor ve kaçak su oranı az. Sepetlerin altındaki deliklerin büyük olması sayesinde debi kaybı az oluyor. Ki saydığım iki nokta, bence Tetratec’lerin neden kötü bir filtre olduğunu da açıklıyor: Tetratec sepetleri son derece tel maşa plastikten üretilmişler, su geçiş kanalları son derece dar ve sepetler birbirine adam gibi oturmuyor. Bunun dışında, hortum aparatının iç bölgesi Eheim’lar gibi geniş olmadığı için kısa sürede yosun yaparak şiddetli debi düşüşlerine neden oluyor. Bu filtrelerde gövde ile sepetler arasında filtre edilmeden kaçan su oranı çok yüksek; en azından Eheim ve Tetra fiyat bandındaki ürünlere göre. Gerçi içi dolu geldiğinden, bugün Tetratec’ler düşük elektrik sarfiyatı ve gerçekten iyi fiyatlarıyla neredeyse Atman’dan ucuza geliyorlar.
Ekol 19′u deneme fırsatım olmadı ve sanırım olmayacak da. Zaten şu anda elimde yedek bir Tetratec EX 700 mevcut; yani dış filtre eksiğim yok fazlam var. Açıkçası, 20 Wattlık tüketim ile, benzer debili filtrelerin performansını yakalayabileceğini sanmıyorum; çünkü elektrik motorlarının verimi, filtre dizaynı uzay teknolojisi filan değil.
Düşük elektrik tüketimi, acısını biryerden çıkarıyor: Şu an piyasadaki en verimli filtre olan Eheim Ecco Pro serisine -Ecco Pro henüz ithal edilmiyor- bakın. Neredeyse hiç mekanik filtrasyon malzemesi yok; olanlarsa kaba gözenekli malzemeler. Sık malzeme kullandığınızda, debi kaçınılmaz olarak düşüyor. Ekol 19′u mukayese edebileceğimiz Eheim Pro 2228 bile 25 Watt harcıyor ve debisi 1050 litre/saat.
Dediğim gibi, Ekol 19′u deneme şansım yok; ama eğer bırakın Eheim 2228′i, 2226 kadar bile randıman gösterirse bütün filtrelerimi -4 tane- Ekol 19′a çevireceğim. Şu an ürünü bulmak oldukça zor. Uzun süredir izlediğim halde, sadece gittigidiyor ve bir başka sitede fotografını bulabildim. Ati akvaryumun sitesi ise maalesef tam bir facia. Dolayısıyla bilgilerim kutunun üzerinde yazanlarla sınırlı. (Kutusu hiç fena olmamış!). Açıkçası Ati Akvaryum, hiç olmayacak basit hatalarla tüketicileri küstürüyor. Ciddi bir imaj problemleri var, oysa bunlar çok basit çözülebilecek konular. Doğrusunu isterseniz, gidip 2213′e 200 YTL’ye yakın para vermek bana acı geliyor.
Elime son geçen dış filtre bir Eheim Classic 2213 oldu. Üstelik o kadar eski ki,üzerinde Made in West Germany yazıyor. Faturası 1990 yılında kesilmiş.
Pervane, seramik mili kırıldığı için, plastik bir pipet üzerinde dönüyor ve 2213′ün orjinalde 4 adet olması gereken klipsinden biri eksik…
Musluksuz olan bu 2213 Classic’in içindeki orijinal malzeme tarih olmuştu. Bende bunun yerine plastik bulaşık teli ve bolca sünger doldurdum.
Yeni 200 litre akvaryumuma yetmeyeceğini düşünerek, fotografta gördüğünüz gibi Tetratec 700′ü 2213 ile birlikte, Eheim 2213 Classic’in sprey borusuna bağladım.
Bu arada, beni şaşırtan bir şey oldu: içindeki yoğun malzeme ve uydurma pervane miline rağmen, 2213 Classic, debi konusunda Tetratec 700′ü geride bıraktı! Bunun üzerine, Tetratec 700′ü fişten çektim.
Kısacası, Eheim, herşeye rağmen ne kadar üstün olduğunu birkez daha kanıtladı. Özellikle Eheim Classic serisinin düşük debi değerlerine bakarak akvaryumunuzla başa
çıkamayacağını düşünmeyin. Classic serisinde, verilen debi rakamlarının neredeyse tamamı yakalanabiliyor. Üstelik, katlar arasında geçiş olmadığından, çekilen suyun tamamı filtre ediliyor. Bu filtrelerin ikinci elinden korkmanız gereksiz. 10 yılın üzerinde sorunsuz çalışan sayısız Eheim Classic modeli gördüm. Bu seri, yıllar içinde hiç değiştirilmeden üretildi ve zaman karşısında kendini kanıtladı. Parça sorunları yok. Boru, emiş çubuğu gibi aksamları Atman ile uyumlu. Sanırım Ekol 15′in klipsleri Classic’lere uyuyor.
Sadece 8 Watt harcıyor ve saatte 440 litre su çeviriyor. Sanırım 2213′lere musluk koyulması oldukça yeni bir uygulama. Musluklu 2213′leri şiddetle tavsiye ediyorum. Musluk olmayınca temizlik cidden çok zor bir hale geliyor. Filtrenin havasını almaksa abartıldığı kadar zor değil. Eğer musluk varsa, sadece kafayı çözüp filtreyi tekrar temizlediğinizde, kabı suyla doldurun. Bu durumda çoğu zaman tekrar hava alma işlemi yapmanıza gerek kalmıyor.
Bu filtreleri dolu ve musluklu olarak,iyi bir pazarlıkla 120-130 liraya alabilirsiniz. Liste fiyatları 160-250 YTL arasında son derece değişken bir aralık gösterse de, 140 YTL’den fazla vermemelisiniz. İkinci ellerini durumuna göre 60 YTL’ye kadar almanız mümkün. Orijinal malzemesi ve muslukları yoksa, açıkçası ikinci el almak pek akıllıca değil; zira Orijinal malzemeyle doldurmak bile en az 80 YTL tutuyor. Canlı stoğunuz fazla değilse, benim gibi alternatif malzemeler kullanabilirsiniz.