KİM KARDASHİAN POZİTİF PC'NİN DOĞUMGÜNÜ PARTİSİNDE KENDİNDEN GEÇTİ

öylesine | Etiketler:, — 25 Haziran 2009

Pozitif PC’nin 4.yılını kutlaması nedeniyle İstanbul Hırtoz’da verilen görkemli partinin yıldızı Kim Kardashian’dı. Sempatik ve alçakgönüllü tavırlarıyla partiye katılanların gönüllerini fetheden Kardashian, cesur dekoltesi ve kıvrak danslarıyla da erkeklerin yüreklerini hoplattı.

Amcaoğlunun Malatya’da oturması nedeniyle sık sık Türkiye’ye geldiğini söyleyen Kardashian, boğaz manzarasına ve Türk kadınlarının giyim zevkine hayran olduğunu da söyledi. DJ-Şantör Farukcan’ın hareketli parçalarıyla coşan ve kendini piste atıp saatlerce ha babam de babam dans eden Kim Kardashian, bir ara eline mikrofonu alıp Dönülmez akşamın ufkundayım ve oynama şıkıdım şıkıdım şarkılarını da icra etti. Sanatseverlerden tam not alan Kardashian, en sevdiği sanatçının Serdar Ortaç olduğunu da sözlerine ekledi.

Partiden Cemil adlı bir Türk genciyle ayrılan Kardashian ve arkadaşları partiye boğazdaki bir yatta devam ettiler. Güvenlik nedeniyle kuş uçurtulmayan yat çevresinde görüntü almak isteyen magazin muhabirlerine ağ ve kılçık atıldı. Güvenlik şirketinin uygulamalarını protesto eden bir grup muhabir, sabaha karşı olaysız şekilde dağıldı.

ŞANLI EUROVİSİON TARİHİMİZ

hatıratım | Etiketler:, , , — 10 Mayıs 2009

etinalpjb5 300x298 resmi Şanlı Eurovision tarihimiz yazısı hatiratim  kategorisindeYoksa “Avrovizyon” mu demeli; bizden başka AB’nin para birimine farklı bir isim veren ülke var mı bilmiyorum (ama sanırım vardı).

“Yeni nesil” için Eurovision’un neden bu kadar “çekici” olduğunu anlamak zor. Haksız da değiller. Normalde vasatın altında bir popçunun albümü doldurmak adına bile koymaktan çekineceği uyduruk şarkıların birinci olduğu, dandik bir yarışma. Hala bu yarışmayı ciddi ciddi takip eden, aklı başında birileri olduğunu sanmıyorum. Edenler de bizim kuşağın, ya da daha kartların verdiği gazla, “vardır bir hikmeti” diyerek izliyorlardır.

Biz neden kek gibi Eurovision’ı oturup izlerdik? Çünkü o yıllarda TV’de hiçbirşey yoktu. Gece geç saatlere kadar TV izlemek ilginç,gizemli geliyordu. Bütün Türkiye cümbür cemaat programı sunan gözlüklü amcanın canlı yayın heyecanını yaşıyordu. Bize verdikleri puana göre hangi ülkenin dost, hangisinin düşman olduğuna karar veriyorduk. Hoş, Türkiye’nin dış politikasına bakınca anlıyorumki dışişleri çalışanları da bizden daha rasyonel değiller.

Eurovision, aynı zamanda genetik kodumuza kadar sirayet ettiğine inanır gibi olduğum bazı ortak karakter özelliklerimizin ortaya çıkışını gözlemlemek için mükemmel bir fırsattı. Yabancı bir sosyolog olsam, 70 ve 80′lerde Türk halkını incelemek için kesinlikle bir ailenin yanına konuk olur, o salak yarışmayı birlikte izlerdim.

Gereğinden binlerce kat önem atfettiğimiz bu salak yarışmadan, ortalama IQ seviyesinin 90 olduğuna kanaat getirdiğim basın çok önemli tespitler çıkarırdı. Müzik kültürümüzün gelişmesi, Türkiye’nin dünyadaki tanınırlığı, dışişlerinin başarısı, kültür bakanlığının performansı, NATO içindeki jeopolitik önemimiz, Türkiye’ye karşı hain ittifaklar kuran dış mihrakların kimler olup bunların kimlerle ortak çalıştığı gibi.

Sanki herkesin bizi tanıması şartmış, “bunlar muasır medeniyet seviyesine ulaşmış Türkler değilmi yahu” demesi elzemmiş gibi, bu kıytırık yarışmada ortalarda bir yer tutturabilmek için yırtınır dururduk. Avrupa ülkeleri yarışmaya amatörleri gönderirken, bizde “müzik endüstrimizin devleri” bu iş için aylarca kafa patlatırdı. İlk 10′a girmek “ezilmeden yenilmek”, sondan 5. olmak ise “seneye daha iyi olacaktır” gibi anlaşılır tepkilerle karşılanırdı. Derece çok kötüyse nedeni Türk ve müslüman olmamıza, bu adamların bizi bir türlü kabul edemeyeceğine bağlanır, arkasından haçlı seferlerinden bahsedilirdi. Ulan madem kabul etmiyorlar, sen de bundan gocunuyorsun, ne halt etmeye yenilmeye doymayan pehlivan gibi gavurların yarışmasına girer durursun! Zamanında 2 kere yamulduk zaten Viyana kapılarında, daha ne kaşınırsın?

Hezimet büyük oldumu, ertesi sene yarışmaya Türkçe şarkıyla, bilmemne yöresinin folklorik giysilerini andıran, “doğu-batı sentezi” gudik kıyafetlerle çıkılırdı. Reddedilen insan ve toplumların içlerine kapanmaları çok bilindik bir psikolojik ve sosyolojik gerçektir. Ama o inkarı ve kini bile doyasıya yaşayamazdık; hala “acaba bu sefer olurmu?” ümidiyle, yine bir “batılılık” havası verilirdi.

Eskaza ortalarda biryerde bir derece kaptıkmı, “bu sefer tamamdır, bunlar sözleri anlamadı, anlasalar kesin ilk üçe girerdik” nidalarıyla, seneye çok daha kötü, ama bu sefer İngilizce, ya da Tarzanca bir şarkıyla kılıçlar tekrar çekilirdi. Genelde en boktan dereceleri bu tarz parçalarla alırdık.

Tabi bunlar işin “toplumsal trajedi” tarafı. Kimbilir kaç şarkıcı, bu salak yarışma yüzünden, hayatı boyunca kurtulamadığı acılara sahip oldu? Rahmetli Çetin Alp’i hatırlıyorum. Adamcağız normalde
batıda bile ödüller almış, doğru dürüst ve kendi halinde bir şarkıcıyken, tutup neden “Opera” kazığını atarsın bu adama?
Dünyanın en kötü şarkısıyla ite kaka yarışmaya sokulan Alp, yıllarca “bizi rezil ettin” diye vatan haini ilan edildi. (Sanki ondan önce hep ilk 5′teydik!)

Allahtan, şarkıyı İngilizce söyletecek kadar ileri gitmediler! Maazallah, sözleri de anlasalardı yanmıştık!

Öte yandan, sırf Eurovision değil, herhangi bir yarışmada sıfır çeken adama da nadiren rastlanır! Kimileri ciddi ciddi “yahu ayıptır,insan bir puan verir bari eli boş gönderilirmi!” diyecek kadar da düşmüştür.

Bu nasıl bir şarkıdır? Hangi ruh haliyle yazılmıştır?

Müzik dersinde hain müzik öğretmeni, Çetin Alp’i tahtaya kaldırır. Öğretmen Avusturya’lıdır.

“Ulan Çetin kılım sana. Şimdi soracağım sorulara doğru cevapları eşzamanlı olarak güfte de uydurarak veremezsen sınıfta kalacaksın. Şön?

Söyle bakalım Opera nedir?

-işte opera, heyecan fırtınası, coşar ruhumda, duyarım sönmez o aşkı,baleli aşk dolu, müzikli oyunlar,uvertür, trio, duetto, korolar

-Efferim. Say bakalım bildiğin operaları…

opera, opera, opera, opera, opera,opera, opera, opera, opera, carmen, aida,opera, opera, bu gece operalarda tosca, figaro, fidelio var, coşkun aryalar, lay lay la lay lay lay la lay la lay…

-Bildiğin opera yazmış bestecileri de söyle bakayım

-işte opera, wagner ve puccini,mozart, rossini, verdi’nin ölmez eseri,lay lay la lay lay lay la lay la lay…

-Otur yerine. Bilgi tamam ama kulak yok. 0.

-Ama hocam..

-Geç bakim yerine.

Elbette Opera’yı aratmayacak kötülükte parçalarda vardı. Mesela kim söyler bilmem; “banabunu yabadabadu” gibi bir parça vardı. “yapamazsın ay ay ay ay” diye devam ediyordu. Yanlış hatırlamıyorsam, “doğu batı sentezine gönderme yapmak amacıyla” içine bir miktar İngilizce kelime de serpiştirilmişti. “Dance dance ooo sufi sufi yeaahh” namelerinde olduğu gibi! Hey gidi MFÖ!

30 sene tırmaladıktan sonra birinci de olduk; ne yer yarıldı, ne gökyüzü tepemize çöktü.

INTERNET SİTELERİNİN KAPATILMASI HUSUSUNDAKİ GERÇEKLER VE DÜŞÜNCELER

güncel | Etiketler: — 26 Ekim 2008

siemens1 263x300 resmi Internet sitelerinin kapatılması hususundaki gerçekler ve düşünceler yazısı guncel  kategorisinde1.Sitelerin periyodik olarak kapatılması sağlıklı gelişimleri açısından gereklidir, yoksa dallarını taşıyamaz ve kırılırlar.

2.Sürekli açık kalan site meme yapar.

3.Kendi kendini kapatmayan siteleri mahkeme kapatır. Nedeni sitenin çok çalışmaktan sürmenaj olmasını engellemek,kendi kendisine zarar verme ihtimalinin önüne geçmektir.

4.Dini bir vecibedir, oruç gibi. Internetsiz kalan insanlar bant genişliği için Allah’a şükretmesini daha iyi bilirler.

5.Site çok açık kalırsa kangren olur,kurt da kapabilir.

6.Fazla açık kalan site halüsinasyon görür ve türlü çeşitli fesada sebebiyet verir. Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde bölücülük eder.

7.Yaramaz sitelerin kapatılması küçüklerine ibret olur.

8.Kapatacak bir şey bulamayan yaşlı amcalar tembellik etmekten kalp ve şeker hastası olurlar. Toplum sağlığı yönünden yararlıdır site kapatmak. Kimse kitap okumuyor zaten, kitap mı yaksınlar yani.

9.Site kapatmak, vatanımızı muasır medeniyet seviyesine çıkmaktan (AB gibi bölücüler) korur.

10.Kapatılan sitelerin cenabet olduğu düşünülebilir.

11.Gusül abdesti almadan site açanın sitesinden hayır gelmez.

12.Siteleri komple kapatmak yerine,ninelerimizin bağladığı gibi kapatmak daha insancıl bir çözüm olabilir.

13.Kullanmadığınız siteleri gereksiz açık bırakmak Firefox’un RAM yemesine, daha kötüsü TT’nin taharat borusu kıvamındaki bant genişliğinin pörtlemesine neden olur. (Yazıktır,milli servet)

14.Yabancıların hain emelllerine mani olmak için bilhassa yabancı siteleri kapatakta büyük bir milli menfaat sözkonusudur; böylece paçoz siteler yapan yerli gompüter esnafı ihya olacaktır.

İŞTE DEV HİZMETİM: TÜRKİYE ŞARTLARINA UYGUN WORDPRESS TEMASI VE EKLENTİLER!

blog,güncel | Etiketler:, — 25 Ekim 2008

Standart WordPress’in ülkemiz şartları için uygun olmadığı bir gerçek. Titiz ve uzun araştırmalar sonucu, hukukçu ve yazılımcı arkadaşların çabalarıyla ülkemize özgü bir WordPress sürümü geliştirdik. Admin teması ve default temayı da elden geçirmeyi unutmadık.

Başımıza bir iş gelmezse en kısa sürede yayına koyacağımız büyük eserimizin ekran görüntüleri aşağıda. Resimlere tıklarsanız büyürler;)

blotema 300x181 resmi İşte dev hizmetim: Türkiye şartlarına uygun Wordpress teması ve eklentiler! yazısı blog  kategorisinde

admintema1 300x110 resmi İşte dev hizmetim: Türkiye şartlarına uygun Wordpress teması ve eklentiler! yazısı blog  kategorisinde

admintema2 300x120 resmi İşte dev hizmetim: Türkiye şartlarına uygun Wordpress teması ve eklentiler! yazısı blog  kategorisinde

ŞİŞME KADIN – 2

öylesine | Etiketler:, , — 24 Ağustos 2008

chelsea shane resmi Şişme kadın – 2 yazısı oylesine  kategorisindeBuradaki şişme kadınlar isimli yazıma çok talep olunca -Google söylüyor- ben de ikincisini yazayım dedim.

Ancak, bu biraz farklı bir tadda. Hani, Terminator’ü çektikten sonra, 2.sini çekerken “yav,bu da aşk filmi olsun, hatta Goddard çeksin anasını satayım” demek gibi.

Şişme kadınlarla seks yapabilen erkeklerin ruh halini çok merak ediyorum.

Mesela,isim filan takıyorlarmı?

“Bundan önce Aylin vardı, çok abanınca patladı Aylin. Lastikçide fitil yaptırdım,yama yaptırdım olmadı. Sonunda attık. Ondan önce Sıdıka vardı. Hoppa karıydı. Altımdan kayıp kayıp giderdi. Lastikçi “abi buna nitrojen basalım daha iyi tutunur” dedi. Nitrojen bastık o da fayda etmedi. Sonunda helyum basayım dedim, o da ısınmadan patladı. Sıdıka kullanılamaz hale geldi, ben de yandım. Ama bu Aysun’dan çok memnunum, yeni model, lateks-neopren karışımı, aramızda güzel bir ten uyumu var”

Çok ucuz, ama kullanılmamış(!) bir tane bulursam alıp salona koymak istiyorum. Evli arkadaşlarım gelip gittiğinden değil, çok evli çift gelse vallahi koyacağım.

“Bu da karım Nebahat. Pek hamarat sayılmaz, ama kendi halinde, sessiz. Evlen evlen dediniz, sonunda biz de bir yuva kurduk işte”.

Araştırmadım ama bekaret zarı olan modeller yaparlarsa çok tutar diye düşünüyorum. Hatta yıkanınca çıkan kırmızı boya da koysunlar içine.

Bir de, ileride birgün denize şişme kadınla girmek istiyorum (namus meselesinden dolayı tek parça mayo giydirerek). Öyle ya,çocukken ördekle filan girerdik, bu yaştan sonra ördekle,simitle girecek değiliz ya!

Merak ediyorum, bunlar haşır huşur edip yataktan kaymıyorlarmı? Şişirmek için pompa veriyorlarmı, yoksa ağızla mı şişiriyoruz (ağızla az kadın şişirmedik hani!) Son olarak, tıpaları nerdedir?

Şişme kadının yanında garanti belgesi ve fatura veriyorlar mı? Örneğin 1 haftada patlatıp geri götürürsem “abi üretim hatası değil, kullanım hatası” derler mi?

Şişme kadınlar kıskanılıyor mu? Mesela, eve gelip arkadaşımı şişme kadınımla cürmü meşhut durumunda yakalarsam, ikisini de vurursam, cezadan indirim alır mıyım?

*Bu arada merak edip girdim araştırma yaptım. “Naylonlar” 70 YTL’den filan başlıyor. Bir de silikonluları varmış. (Şişme derdi yok!) Bunlar bayağı pahalı,1.000-2.000 YTL arası (zamanında o paraya canlı Rus satıyorlardı). Resimdeki model Chelsea Shane’miş (vallahi tanımadım) Bakın ne diyor:”Realistik Kadınlar Chelsea Shane tam %100 silkon şişirmek için uğraşmanıza gerekyok gerçeğini aratmayacak özelliklere pişman olmayacaksınız … ” (Gerçeğini bilmeyenleri kekliyorlar!)

İSTATİSTİKLER

Blogumda toplam 6125 yorum ve 880 blog girdisi bulunuyor.

ARŞİV

12345678910