Yaşı 45′in üzerinde, kırışık yüzlü ama sütun bacaklı, koca memeli abla (Rhonda Byrne) çekçekle sülün gibi salına salına yürüyor. Hayatı nasıl boka sarmış anlatıyor, babası ölmüş, çok çalışmış yorulmuş, ilişkileri yalan olmuş filan. Eh, ne de olsa Batılı abla (Rhonda Byrne), mahalle baskısı yüzünden başımı örtmek zorunda kaldım, bilmemne üniversitesinde muhbir olduğum için camdan atıldım, vatandaşların ve polisin gözü önünde eski kocam tarafından 37 kere bıçaklandım diyecek değil ya!
Sonra kara bir kitap buluyor (siyah mühim renk; blogun temasını siyah yapsam Nobel alır mıyım?). “Ana bu sana yardım eder” yazılı kapağında. Kimdir bunu yazan? Küçük Emrah? Açıyor kitabı. Aman Allah. Bir anda Romalı askerler görüyoruz. Havari kılıklı bir zibidi, yeşil yaşın üstüne bir parşomen koyup kopyasını çıkarıyor. Sonra taşı çöle gömüyor. abla (Rhonda Byrne) kitabı büyüteçle, masa lambası ile mercek altına alıyor telaş içince. Hayırdır ya, CIA’mi peşinde abla (Rhonda Byrne),nedir telaş? “Maden buldum, hemen birşeyler karalayıp cümle gerzeği söğüşleyeyim” telaşı mı? Havari kılıklı oğlan taşı çöle gömüyor, Sina Çölü müdür, bazı budala kabalistlere mesaj ve gaz mı verilmektedir? Sonra zaman geçiyor, kıyafetinden Templier Şovalyesi olduğu anlaşılan zat, bir parşomen buluyor, veriyor bunu papalığın adamına, doğru Vatikan’a. Ne yazıyor parşomende? Kızıldeniz parşomenleri midir yoksa? Hani, Hz.İsa’nın “benim ölümümden sonra hemen teşkilat kurup, insanlara birbirine kırdırmak, üzerinden de avanta toplamak için papalık filan gibi zibidiliklere girmeyin ha!” dediği, insanlıktan yıllarca saklanan şu meşhur belgeler canım.
Sonra plan yine değişiyor, puro tüttürmelerinden kalantor ve fena adamlar olduğunu anladığımız bir grup fena adam görünüyor ekranda. Hayrola birader, Kurtlar Vadisi mi çekiyoruz? abla (Rhonda Byrne) bu arada gizemli ses tonuyla “Bu deyyuzlar yüzyıllarca sırrı sakladılar, aslında çok basitmiş” filan tarzı şeyler üfürüyor. Cehaleti azıcık tahsille alınmış, lakin eşekliği ilelebed baki kalacaklar için ekrana Da Vinci görüntüleri filan fırlatılmış; bilim var, gizem var, aksiyon var, daha ne istiyorsunuz kardeşim, izleyin ve feyz alın. Ama önce filmine gidin, sonra kitabını alın ha.
abla (Rhonda Byrne) şaşırmış ha, Plato,Sheakespeare, Victor Hugo (sadece Hugo yazıyor da, anlamayanlar için yazdım), Isaac Newton, falan filan. Uydurmuş ya, gerisini yazmaya gerek yok.
Sonra abla (Rhonda Byrne) Internet’e girip “sırra mazhar olanları” aramaya başlıyor. Parmaklarında at nalı kadar pırlanta yüzükler olduğundan, sırra vakıf olmanın kendisine ne büyük şeyler kazandırdığını daha “ossaat” anlıyoruz.
Bob Proctor, filozof(?). Adamla ilgili, “10 dakikada dünyanın parasını cukkala” tarzı uyduruk kitapları ve dakikası binlerce dolarlık “konferansları” tanıtan sitelerden başka hiçbir kaynağa ulaşamadım. Eğitimi nedir? Neler yapmış? Bu adama kim “filozof” der? Hatta felsefe tahsilini bırakın, ilkokulu filan bitirmiş midir? Yok. Hiçbirşey bulamadım.
Sonra, “kendi sitesine” girdim. Meğerse liseden terkmiş bizim filozof!
Bundan böyle, ben de kendimi “filozof” ilan ediyorum. “Metakarmik döngüsellik” teorimi insanlıkla paylaşıp, herkesin çok zengin olmasını, acaip güzel görünmesini sağlayacağım. Bu yolda hidayete ermeniz için tek yapmanız gereken, 100 YTL’lik “Yalın Gerçek” kitap ve DVD setimi almak. Za zu edeni de bozarım; en azından iyi kötü üniversite bitirmişliğim var; gavurun ilkokul mezunu filozof oluyor da, benim neyim eksik?
“Filozof” Bob’dan sonra Joe Vitale namlı eleman çıkıyor. Joe Vitale, “Doktor”. Yok; hekim anlamında doktor değil; Ph D yapmış gibi. Sonra bakıyorum; Joe Vitale, Kent Üniversitesi’ne girip çakmış ve atılmış. “Nasıl doktor bu?” demeyin. Onun da dümenini buldum. “Msc D” diye bir dümen. “Bu ne ola ki?” dedim. Şu adreste (http://www.metaphysics.com/prospectus/degree-programs-metaphysics-.htm) “Metafizik Üniversitesini” buldum. Tabi o da dümen; adı üniversite sadece. Daha da komik (aslında iğrenç) olan gerçek, şu cümlede yatıyor: *The title “Doctor of Metaphysical Science,” and the degree letters “Msc.D.” and “Doctor of Metaphysical Counseling,” and the degree letters “Mc.D” are copyrighted and may not be used by any other school or organization.
Tercümesi, mealen: Metafizik bilim doktoru ve Msc D harfleri tescillidir ve başka bir okul ya da örgüt tarafından kullanılamaz!
Yüzsüzlüğün böylesi diyerek yoluma devam ettim. İkide iki. Filmin daha 3. dakikasında değiliz ve ekranda görünen 3 insandan biri ilkokul mezunu filozof, öbürü daha önlisanstan çakmış doktor!
Geri kalanlar kimmi? Bir “finans uzmanı”, bir “vizyoner” (din adamı gibi görünüyor, muhtemelen onun da bir teoloji diploması filan yoktur), bir “Feng Shui uzmanı”, bir “yazar” (yine bu tarz kitaplar). Kalanını yazmaktan sıkıldım; bozacının şahidi şıracı, güzel bir kadro devşirmişler.
Kıytırık bir üniversite bitirmeyi becerememiş bu adamlar, Kuantum fiziğinden bahsediyorlar. Kütle çekim olayına filan da girmişler. Bol bol fizik var; ilginç olan, Newton fiziği ve Kuantum fiziğinin “metafizikle” harmanlanması. Beş benzemez bir el; nasıl olsa bizim kitle fizikten hiç çakmaz ön koşuluyla ortaya çıkmışlar.
Bu örneği, dindar biri olmadığımı da söyleyerek hep veririm: kutsal kitapları okuyun, harika metaforlar vardır. Bunlardan en hoşuma gideni, yalancı peygamberlerin çoğalmasının kıyamet alameti olduğu görüşü. Kıyameti illaki dünyanın çatırdaması, lavlarla kaplanması, sur borusunun ötmesi gibi algılamayın. Kıyamet zaten adım adım geliyor. Açlık, küresel ısınma, savaşlar, yobazlık.
The Secret (Sır) denen fasa fiso kitap, Dale Carneige gibi aslında yararlı bazı öğütler veren “kendini geliştir” tarzı kitaplardan biri değildir. Bundan öncekilere hiç benzememektedir. The Secret denen kitap, insanlara farklı bir yobazlık, hadi kelime uydurayım, “post modern yobazlık”, diyebileceğim bir virüsü insanlara aşılamaktadır.
Kitabın tehlikesi, yazılanları ciddiye alıp sonra başarısız olmanız değildir. The Secret son derece tehlikeli bir kitaptır; çünkü insanların bilimsel bilgi yetersizliğini sömürerek, ortaya attıkları ipsiz sapsız iddiaların aslında bilimsel olduğunu ileri sürmesinden ileri gelmektedir.
Ticari başarısıyla birlikte, son derece tehlikeli bir yol açmıştır The Secret. İnsanların, ne kadar saf olduğunu ispatlamış, bilimsel ve mantıksal yetersizliğini ortaya koymuştur. Bunun tehlikesi şudur: artık yeni yaratılan dogmalar, bilime dayandırıldığı iddia edilerek, insanların o alandaki duygusal zayıflığının da etkisiyle, “gerçekmiş” gibi geniş kitlelere empoze edilebilir.
Sırf bu bahsettiğim teorinin ne kadar kolay işleyeceğini göstermek için, bir teori de ben ortaya atıp onu “bilimsel(!)” kanıtlarla destekleyeceğim.
pozitif düşünceyi destekleyen güzel bir kurgu yaratmışlar bence cd’sini yada kitabını buluabilirseniz mutlaka bir göz gezdirin.
“Pozitif düşünce” denen şeyi tanımlar mısınız?
Abi “Giriş” demişsin girişmişsin
Ben de kıl oluyorum bu tip kitaplara ama bazen benim bile ihtiyacım olabiliyor – İstediğiniz Kişiye 8 Dakikada Nasıl Evet Dedirtirsiniz?’i okumuştum mesela. Biraz düşünsek kendimiz de bulabileceğimiz düşünceleri bir kitapta toplayıp satın aldırıcı bir isim koyuyorlar, ondan sonra zenginler
Sevgili adaş
Kızdığım nokta “3 dakikada uçmayı öğren” tarzı kitaplar değil aslında. Sonuçta gazdır, bazen cidden lazımdır:) Mesela, 300 Sparta’lıyı seyrederken kendimi dambıl la triceps çalışırken bulmuştum:)
Ama The Secret, “bilimsel” olduğu iddiasıyla aptalca safsatalar üretiyor ve insanları kandırıyor. Sahte doktoralı adam, Ph D’si varmış havalarında insanlara sunuluyor. İlkokul mezunu bir tipin adı altında “filozof” yazıyor.
Demek istediğim şu; herifin adı altında filozof yazmasa, ph d’li havası yaratılmasa, fazla da diyecek birşey yok. Eminim ki, aklı başında birsürü insan bile, “ulan kimmiş bu herifler” diye oturup araştırmamıştır. Mesele burda.
[...] önce The Secret’ta yazan şeyleri bir tatbik edeyim [...]
amerika’da adamın biri açıklama yapmış, size nasıl zengin olacağınızın en kısa yolunu öğreteceğim demiş. Bunun için yazdığım, çok ucuz olan kitabımı almalısınız demiş. Kitap fos çıkmış, anlatılan pek bişey yokmuş. Kitabı alanlar, kazıklandıklarını anlamışlar, ama en azından yazardan bir açıklama bekliyorlarmış. Yazar 1 sene sonra çıkıp anlatmış herşeyi, kitabın tanesini 1$’dan sattım ve kitabımı 1milyon kişi aldı. Aha işte zenginim diye.
Yani bu tip kitaplar bence dalevereden başka bişey değil. Boş vakit geçirgeci…
30 küsür yaşlarında mutlu olmayan bir kişi edası var yazılarınızda.ben tıp doktoruyum ve bilimle uğraşıyorum ama işimde bile görüyorumki bilimle herşey açıklanamıyor.ben inanmayı seçiyorum belki bir kitaba değil ama ne farkeder.ayrıca bu kitaba inanmış sizce salak bir grup insandan siz daha mı mutlusunuz.neden herkes başkaları için iyi ve doğru olanı düşünmeyi kendine vazife biliyor.gerçek insanı mutlu ediyormu izin verin insanlar hayal etsinler,inansınlar,mutlu olsunlar.
ayrıca bir ilkokul mezunundan filozof olamayacağını kim söylemiş.siz kitabı okumuşsunuz ve muhtemelen kendini sev bölümünüde fazla ciddiye almışsınız.kendini sev diyor,başkalarını hor gör demiyor.
secteti uyguluyorum komik,güldürüyor.
teşekkürler
@nur:
Bilim bazı şeyleri açıklayamıyor demek çok tehlikeli bir yaklaşım. Bilim, hazırcevap bir rakı sofrası müdavimi değilki ortaya yeni çıkan durumlara şap diye lafı yapıştırsın!
Ayrıca burada konu mutluluk değil. Eğer sorun mutluluk olsa, hepimiz güzel güzel eroin çakar, ölene kadar geçecek kısa zamanda gayet mutlu şekilde yaşar ve öldürdük. Bilimin, edebiyatın, sanatın, felsefenin amacı bizi mutlu etmek değil.
Ben kitabı okumadım, bunu da söyledim.
30 yaşlarımda olduğumu, mutlu da olmadığımı çoğu kişi biliyor zaten; bunu sık sık yazıyorum.
ben the secret kitabını okudum kitap bittikten 1 saat sonra sigarayı bıraktım
benim bu işime yaradı kitapda hediye gelmişti para açısından düşünürsek beş kuruş harcamadan uğraşmadan sigarayı bırakmış oldum. kitapda sigara nasıl bırakılır gibi bir yöntem mi var hayır öyle bir şey yok ama anlatılanları kendim bu şekilde kullandım , benim açımdan bakıldığında mükemmel bir kitap , 25 sene sigara kullanan biri olduğumu düşünürsek …kitap kimine göre mükemmel kimine göre rezalet olabilir herkesin nasıl anladığına ve kullandığına göre değişir , zaten bütün kitaplarda böyle değilmidir
Şimdi nerden başlasam, 38 yaşındayım ve herkes gibi derin bir hikayem var arabesk türk filmleri gibi az okur yazar sayılırım sizler kadar olmasamda eh işte,diyeceğim odurki kitaba atıfta bulunan şahıslar yada içindeki kişiler her ne olursa olsun hatta komple yalan olsunlar, yine farketmez bence bu kitabın içeriği asla inkar edilemez gerçeklerle dolu,yıllar önce %100 düşünce gücü diye bir kitap okumuştum aynı temaya sahip bir kitaptı bende dalga geçerdim hep ama bir arkama baktımki ne oluyor yaf dedim okuduğum bir çok şey harbiden başıma geliyor bu kadarıda rastlantı olamaz dedim ve inancım bu konuda yarım yamalakken yıllar sonra bu bahsettiğiniz yaşlı ve çirkin hatunun sırrını okudum ve yıllarımı bir süzgeçten geçirdim inanılmaz kanıtlar buldum kendimce benim ikna olmam 1987-2008:21 yılımı aldı kötürüm bir MS hastasıyken ,şimdi maraton koşacak haldeyim, erkekliğimden bile şüphe edilecek haldeyken şimdi teneşir paklayacak halde kazanova oldum da diyebiliriniz siz yine rastlantı diyeceksiniz mutlaka bu da malesef yaşamın bir gerçeği,birilerinin bunu demesi lazım…
önce şu secret tayfasının kariyerine bakalım bunların alayı pazarlamacılık ve satış kökenli dir aralarında bir tane bilimadamı psikolog vs rastlayamazsınız kitabın sonunda bir quantum prof yerverilmiş sadece oda uydurma ve bunların adamı ayrıca amrika ve kanada üniv. psikolog ve sosyologlar bu tarz kişisel gelişim zırvalarına savaş açtı çünkü topluma verdiği zarar çok büyük rhond a denen hatunun avustralyada bir çok kişinin parasını kaptırdığı ve katıldığı bi prog . yüzüne where is the money ? dendiğinde prog. apar topar terkeden kıymeti kendinden meçhul bi tip
sevgili baris..bilim KESIN olan seylerin beraber dans ettigi yedigi ictigi kalktigi gezdigi bir sey sey sey sey degildir..bilimin iskeleti formullerdir..bu formuller de her sene degisir ama biz her zaman ilk formulleri okuruz kitaplarda..bunun sırrı da bir zamanlar beraber yolculuk yaptigim 98 yilina kadar bilkentte hocalik yapmis harvard mezunu ve phd isini standford tan almis simdilerde ulkesinde universite kurmus ve maiyetindeki genius larla insanliga hizmet adina yeni formuller hazirlayan omrunu amerikada en unlu universitelerde ders vermekle gecirmis ayrica turkce bilen bir arkadasimdan ogrenmistim..Size en unlu bilimcilerin formullerini okuturuz ama her gun yenilenen formulleri bir digeriyle curutmek ve yoksaymak icin yenilerini buluruz derdi ..bilime ve onun formullerine inanmak ne kadar gercekcidir sence !ara gaziyla cosagelen hayalcilerin dunyasiyle mukayese etmek durumunda olsaydik:)
dvd si evde vardı hiç izlememiştim bugün izledim ve de gayet güzel kimin ne dediği umrumda değil
ordaki konuşan adamları araştırmaktan çok bilim adamlarının sözlerini okusaydınız keşke sonra bilim adamların diğer sözlerini araştırsaydınız
bakın bir tane buldum mesela
Gençliğimizde düşüncelerimizi oluşturan tüm konular sevgiyle ilgilidir. Sonraları ise tüm sevgilerimiz düşüncelerimiz olur……albert einstein
Kendi yaşamının ve diğer benzer canlıların yaşamının anlamsız olduğunu düşünen insan; sadece talihsiz olmakla kalmayıp, yaşam için de neredeyse yetersizdir……..albert einstein
the secret’te ki ben aptal değilsem düşüncenin gücünden bahsediliyor albert einsteinn de bir lafı vardı orda hatırlamıyorum al 2 lafı daha
;) hade bb 17 yasındayım dediğim gibi kmsenin söledkleri umrumdışı
;)
Sevgili Barış okumadığın bir kitap hakkında nasıl yorumlar yapabiliyorsun anlamıyorum.önce açıp okumalısın değilmi?kitabı savunduğum için söylemiyorum ama okumadığın bir kitap hakkında böyle konuşman ve okuyan,sırf yeni bir hayat kurmak gerçekten hayallerini yaşamak isteyen insanlara bu denli küçümseyici konuşman ve hakaret etmen hoş değil…hz.mevlananın bir sözü vardır.insan ne düşünüyorsa o dur! bırakta herkez inandığı şeyi,hayallerini,kendi sırrını yaşasın…
@tamer: yalancılığı ve cahilliği tasdiklenmiş bir grup leş kargasının ortaklaşa kotardığı bir saçmalık hakkında insanları uyarmaya çalışıyorum. Bunları da delilleriyle ortaya koydum. Hala bunları bilip de bu yalancıların peşinden gidecek olanlar varsa, onlar için yapacak şey yok. Ben bunu bir insanlık görevi olarak kabul ettim. Evet; kitabı okumadım ve okumayacağım da, okumama da gerek yok. Filmini izledim. İşin içindeki kişiler bellidir; kitapda da farklı şeyler olduğunu söylemek mümkün olamaz çünkü filmle kitap aynı ellerden çıkmadır. Ortada Suç ve Ceza’yı alıp, pornosunu çekme gibi bir durum yokki filmi izledim diye kitabı okumama gerek yok diyeyim!
Ben eğitimim,şüpheciliğim,elimin altında Internet olması gibi nedenlerle bunu araştırma şansına sahiptim. Benim imkanlarıma sahip olmayan sürüyle insan iyiniyetli olarak bu zırvalara inanabilirler. Birileri insanlığı saçmalıklarla zehirliyorsa, bizlerin insan olarak görevimiz, bu tip oyunları açığa çıkarıp farkında olmayan,olma imkanı olmayan insanları uyarmak.
barış bey ne kadar aciz kaldıgınız degil bir 10 universite de bitirseniz yinede cahil kalacagınız ortada.filmde kurgu olacak illaki mesele film ya da konusanlar degil,ne anlattıklarıdır.eminim sizi rahatsız etmistir cunku buyuk bir kin ve nefretle saldırmıssınız bu fikre ve filme.
arastırmacı degil sapık gibi gordum ben sizi ha bu agır konusmalara devam ederseniz bende sizi arastırmaya baslar herkesede duyururum.ha bu arada ben lise mezunu falan da degilim sizden cok daha fazla egitimim de terbiyenizi takınsanız iyi olur.ben sahsen ne kitabını aldım ne de bir ucret ödedim ama temel ilkeleriyle basarılı bir calısmadır sadece bagnazlar anlamaz.
ha bu agır konusmalara devam ederseniz bende sizi arastırmaya baslar herkesede duyururum.
“Duyurmayan” ne olsun?
5 sayfadan uzun yazıp, arada Türkçeyi söker, imlanızı da ilkokul düzeyine getirirseniz para bile veririm.
ha bu arada ben lise mezunu falan da degilim sizden cok daha fazla egitimim
Lise mezunu olmadığınıza inanırım; ben ilkokula gitmiyorken yukarıdaki kadar hafif metinleri okuyup rahatça anlayabiliyordum, ilkokulda imlam ve dilim sizden ileriydi. Eğitim farklı şey, öğretim farklı şey. Belki “beden eğitiminde” benden ilerisinizdir, ama diğer alanlarda atıp tutacak birşeyiniz olmadığı belli oluyor.
ben sahsen ne kitabını aldım ne de bir ucret ödedim ama temel ilkeleriyle basarılı bir
Paranız yoksa size bir imla sözlüğü gönderebilirim ama cümleye “ben sahsen” diye başlıyorsunuz; o bakımdan Türkçe dersi almanızı öneririm.
sadece bagnazlar anlamaz
Doğru ama neyi? Bende yazıda bundan bahsediyorum zaten; yeni nesil dinler, onların yarattığı farklı tip bağnazlar, gerizekalılar vs.
Araştırmanızı merakla bekliyorum. Çok da heyecanlıyım, ilk defa biri benim hayatımı araştıracak. Lütfen gelişmelerden haberdar edin.
Merhaba Barış Bey; Secret’i beğenmiyorsanız D.Bohm, R.Sheldrake Gurdjieff ve Krishnamurti’nin yazarların metinleriyle ilgilenebilirsiniz..Yeter ki niyetiniz pop kültürünü eleştirmekle söylenenlerin özüne yönelik eleştiriyi ayırt edebilsin.
Sevgili Belinda; başkasının şiddetinin sizi düşüncelerinizden uzak yerlere sürüklemesine izin vermeyebilirsiniz.
Pop kültürü de eleştiriyorum, “söylenenlerin özünü de”.
Krishnamurti ile Rhonda Adams, özünde aynı şeyi söylüyor demek son derece tehlikeli bir yaklaşım. Bu, “Yahu Hitler’de herkese iş,aş diyor, üstelik partisinin adı içinde sosyalist lafı var, demekki Lenin gibi, Troçki gibi adam bu Hitler” demekle benzer noktalara götürür. Saydığınız diğer iki isim hakkında hiçbir fikrim ve bilgim yok; ama Krishnamurti adına şunu söyleyebilirim: Krishnamurti, cahil cühela, üç kuruş cukkalamak için binbir türlü fırıldaklık yapacak biri değildi, önemli bir hümanistti. Krishnamurti, bazı bilimsel teorilerin adlarını alıp, içlerini kendi uydurduğu palavralarla doldurup “al bak ben fizik ve matematik üzerinden konuşuyorum” üçkağıtçılığını yapmadı.
Günümüzde insanların bilgi ve kültür düzeyleri,araştırma eğilimleri son derece düşük. Bilimi safsata üretmeye alet ederseniz bunun sonuçları çok acı olur. İnsanlar artık, ki aralarında profesörler de var, “bilime inanıyorum gibi aciz cümleler kurmaya başladı. Bilimin temelinde şüphe vardır. Şüphe yoksa inandığınız bu sistemin adı din olur. Teolojik olarak dediğim doğru olmasa da, bazı sosyologlar bu tip akımları din olarak kabul eder. Yarın öbürgün “mini etek giyip içki içiyor, Atatürkü seviyor, Fransa’da tatile gidiyor” diye hoş gördüğümüz bu “inanmış” kitle öyle bir fiştiklenir ki, insanları yakmaya kadar giderler. ABD’de bunun binbir türlü örneği var.
Cehaletin ve bağnazlığın kabul edilebilir-kabul edilemez diye formatları olmamalı.
barıs atasoy sen yaşayan bır ölüsün. bır seye başlamadan önce onun olumsuzluklarını bulmanın nedenı nedır. düşün bıraz sen eleştiri yapmayı bılmıyorsun sana eleştiri yapıldıgındada hemen sanıyelık savunmaya gidiyorsun. konusmaktan başka yapabileceklerin de vardır buna emin ol. ama lütfen bıraz düşün yaaa..